Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta

Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta
Zeynep Kocasinan'ın Kitapları: "Reiki'yi Yaşıyorum", "Görüşler", "Dönüşüm Oyunu Gerçek mi?", "Atlamak", "Kitaplar Soru Sorar", "Doğru Yanlış Güzel Çirkin", "Is It Written in the Stars?" ve "Imagine Being Lucky"

İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

7 Haziran 2009 Pazar

Sözcüklerimiz Nereden Geliyor?

- “Zeynep, bir dakika gelir misin yavrum?”
- “Buyurun öğretmenim.”
- “Yavrucum, daha 14 yaşındasın. Dikkat ediyorum eski Türkçe kelimeleri biraz fazla kullanıyorsun. İfaden genelde çok güzel ancak, yavrucuğum bu kelimeleri nereden biliyorsun?”
- “Bilmiyorum öğretmenim, tam farkında değilim. Dikkat edeceğim öğretmenim.”


Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nde, ortaokul ikinci sınıftayken Türkçe dersi öğretmenim beni çağırmış ve kullandığım bazı kelimelerin, yani sözcüklerin eski Türkçe olduğunu hatırlatmıştı. Söylediği anda fark etmiştim ki ben babamın sözcüklerini kullanıyordum. 1927 doğumlu babam sınıf arkadaşlarımın anne babalarından yaş olarak daha büyüktü. Babam zamanla bazı kelimeleri kullanmayı bırakacaktı ama bazıları da ona özel olarak hep dilinde kalacaktı.


Mesela, “Ben mektepteyken deden tayyare ile … ” diye bir cümle kullanmayı bırakacak ve “Ben okuldayken deden uçak ile …” demeye başlayacaktı. Ancak atölye kelimesini ısrarla atelye olarak yazacak, ben ise onu yanlış yazıyor diye eleştirirken, eski kitaplarını bulacak ve burada o kelimenin ‘atelye' diye yazıldığı görecektim. 1945 yılında İstanbul Teknik Üniversite’si İnşaat Fakültesi’ne giren babam, doğal olarak farklı bir dil kullanıyordu. Ben ise farkında olmadan babamdan öğreniyordum.


Annemin çok düzgün bir telaffuz ve konuşma tarzı vardı. Annemi tiyatro sanatçısı sananlar çok olurdu. Bu açıdan da şanslıydım belki. İstanbul’un göbeğinde Türkçeyi İstanbul lehçesi ile konuşmayı öğrenmiştim. Farklı lehçe telaffuz ve ifadeler ile karşılaşmam, kitapların dışında sık karşılaşmam, üniversiteyi bitirip iş hayatına başladıktan sonra olacaktı.


*


İlkokul, ortaokul ve lisede çok iyi öğretmenlerim oldu. Gerek dilbilgisi gerekse edebiyat derslerimiz dolu dolu geçerdi. Üniversite yıllarda yurtdışına gidince itiraf etmeliyim ki Türkçe dilbilgisi bilgim zayıfladı. Bugün imla kılavuzuna bakma ihtiyacını çok hissediyorum. Yine de sağlam bir temelim olduğu için şanslıyım.

Özellikle çocuklar çevrelerinde konuşulanları bilinçli ve bilinçsiz olarak çok yakından dinliyorlar. Konuşma tarzları, konuştukları konular ve kelime seçimleri buna göre şekilleniyor. Okul hayatı ile birlikte sadece ailedeki değil, okulda arkadaşlarının ve öğretmenlerinin konuştuğu dilde öğrenimlerinin önemli bir parçası oluyor. Televizyon, radyo, diziler ve internet sözlü ve yazılı dilin öğrenildiği farklı mecralar oluyor. Benim çocukluğumda televizyonda sadece TRT’nin tek kanalı yayın yapardı. Evimize her sabah gazete gelirdi, ama ben ve ağabeyim gazeteyi akşamüstü okuldan geldikten sonra okurduk. Kitap okurduk ve eve zaman zaman gelen dergileri. Çok daha az yayın vardı takip edebileceğimiz.

Pazar sabahları gazeteler ile birlikte Milliyet Çocuk isimli bir dergi gelirdi eve. Ağabeyim ile ben dergiyi ilk okuyabilen olmak için o sabahlar erken kalkma konusunda yarışırdık. Hikayeler, karikatürler, bilmece bulmacalar olurdu. Pazar gününü iple çekerdik. Şimdi onlarca televizyon ve radyo kanalı, çeşit çeşit dergiler ve kitaplar var. Ve sayısız bilgisayar oyunu. DVD’iler, CD’ler, filmler… Devir ve dünya değişiyor, ve bu gözlerimizin önünde oluveriyor.

Çocukların dili öğrendikleri çok farklı mecralar var. Ancak ailenin yeri bence hala önemli konumunu koruyor. Çocuklar en çok aile büyüklerini modelliyor, özellikle küçük yaşlarda. Kelime seçimlerini, konuşma tarzlarını aileye, yaşadığımız şehir ve çevreye göre değişiyor. Bunun güzellikleri var. Benim bu vesile ile hatırlatmak istediğim şey kelimelerin seçimi ile ilgili farklı bir nokta: Konuşmalarınızda çocuklarınıza sevginizi ifade ediyor musunuz? Onları başarıları ve olumlu davranışları için kutluyor ve yüreklendiriyor musunuz? Yaşamın olumlu yanlarını görmelerini sağlayan, kuvvet veren ve güven de hissettiren kelimeler kullanıyor musunuz?




Aferin, sen başarırsın, yapabilirsin, yap, sana güveniyorum, akıllısın” gibi ifadeleri çocuklarınız ile konuşmalarınızda kullanıyor musunuz? Bu ve benzeri kelimeleri daha çok nasıl kullanabilir siniz? “Aptal, salak, beceremiyorsun, tembel” gibi kelimeleri kullanıyor musunuz? Bu ve benzeri eleştiren, değersizleştiren kelimelerin şaka yolu ile söylense bile çocuğun psikolojisinde yarattığı etkilerin farkında mısınız?

Çocukları yaşamı öğrenmek için aile büyüklerini modelliyor. En çok da söylenilen sözler bilinçlerine ve bilinçaltlarına yazılıyor. Bizler farkına varmadan sözcüklerimiz ile küçüklerin yaşamlarını şekillendiriyoruz. Bizim sesimiz bir bakmışız minnacık dudaklardan dökülüyor.