Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta

Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta
Zeynep Kocasinan'ın Kitapları: "Reiki'yi Yaşıyorum", "Görüşler", "Dönüşüm Oyunu Gerçek mi?", "Atlamak", "Kitaplar Soru Sorar", "Doğru Yanlış Güzel Çirkin", "Is It Written in the Stars?" ve "Imagine Being Lucky"

İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

29 Ocak 2009 Perşembe

Nedir Bu Yaşam Koçluğu Denilen Şey?


Birkaç akşam önce televizyonda Okan Bayülgen’in bir programına gözüm takıldı, programın adı Sade Vatandaş. Eski bir Başbakanımızın kocası, yaşam koçu bir hanım ve bir psikiyatr’ın katıldığı programı beş dakika kadar seyrettikten sonra bu konuşmaların bir yere varamayacağını düşünerek televizyonu kapattım. İyi ki de öyle yapmışım, anlaşılan sohbetin tarzı da oldukça bozulmuş ilerleyen dakikalarda.

Dinleyebildiğim bölümde tüm tarafların kendilerince haklı olduğu yerler vardı. Ancak bu program bana yaşam koçluğu yapan biri olarak ve mühendislik eğitimi formasyonundan gelen bir kişi olarak yaşam koçu nedir, ne değildir bunun daha açık anlatılması gerektiğini de düşündürdü.

Ben yaşam koçu olabilmek için farklı eğitimler aldım. Uluslararası Koçluk Federasyonu ICF tarafından tanınan Erickson College International’ın ve Amerika’daki Innerlinks’in FCP Koçluk Eğitimleri aldım. Diğer bazı hocalarımızın ve kurumların koçluk eğitimlerinin de bazı bölümlerine katıldım, farklı ekolleri ve yaklaşımları görebilmek için.

Eğitimler ile de iş bitmiyor, bir koç yıllar boyunca yaptığı çalışmaları da Koçluk Federasyonuna bildirerek çalışmalarını hem kayıt altına aldırmış oluyor, hem de yetkinliğini daimi olarak geliştirmek için bir anlamda teşvik edilmiş de oluyor.

Bunu yapmak şart mı? Tabi ki değil. Müşterilerimize ne kadar iyi hizmet sunabildiğimizi sadece sertifikalar ve dışardan gelen onaylar belirlemiyor. İzah etmek istediğim, yaşam koçluğu insana “yaptık oldu, biz biliyoruz, biz daha iyi yapıyoruz ” diyerek yaklaşan bir sistem değil. Temelinde bireyin kişisel durum, seçim ve kararlarına çok saygılı bir ekol.

Dünyada kabul görür yaşam koçluğu formatları içinde eğitim alırken ve çalışırken şunu gördüm. Koçluk bir danışmanlık değil, akıl hocalığı değil, eğitmenlik değil. Koçlukta hizmet almaya gelen kişi ‘müşteri’ olarak adlandırılıyor. Danışan-danışılan ilişkisi yok, doktor-hasta ilişkisi yok, alt-üst kavramları yok. Bir hizmet almaya geliyor kişi, ama bu hizmet bilgi aktarımı değil.

Kişiye ulaşmak istediği bir hedefe doğru giderken bu yolda hem hedefin kendisi için uygunluğunu hem de hedefe ulaşmak için gidebileceği yolları irdeleyen bir sistem. Yönlendirme yok, manipülasyon yok, fikir beyan etmek yok. Oldukça şeffaf bir sistem esasında.

Tabi Türkiye’de ‘yaşam koçu’ unvanını kullanan birçok kişi var. Birçok kişi daha popüler bir kelime olduğu için danışmanlık yerine koçluk kelimesini kullanır oldu. Birçok danışman, birçok öğretmen, eğitmen artık yaşam koçu. Onları da eleştirmiyorum, belki yeterince araştırmadıkları için yaşam koçluğunu örneğin sporda kullandığımız koç kelimesi ile değerlendiriyorlar. Ses koçları var, oyuncu koçları var. Bu koçların yaptığı ile dünyada “yaşam koçluğu”nun tarif ettiği şeyler artık aynı değil. Çocukluğumda televizyonda ‘Beyaz Gölge’ diye bir dizi vardı ve bu takımın efsanevi koçu Koç Reeves. Koç deyince aklımıza gelen o kadar fazla şey var ki. Bu da yaşam koçluğunun hatalı anlaşılmasına neden olabiliyor.

Burada görev koçluk federasyon ve gruplarına da düşüyor sanırım. Koçlara görev düşüyor. Ne yapıp ne yapmadığımızı ifade etmemiz, bu yaklaşımı doğru olarak tanıtmamız gerekiyor.

Ben bireysel gelişim alanındaki profesyonel çalışmalarıma 2004 yılında kişisel gelişim ve Reiki gibi enerji çalışmalarının eğitmenliğini yaparak başladım. Hala da yaratıcılık ve Reiki üzerine dersler veriyorum, ve farklı metotları uygulayarak bireysel danışmanlık yapıyorum. Bir yandan koçluk da yapıyorum.

Ancak yaşam koçluğu hizmeti verdiğim müşterilerime koçluk çalışmasından neler bekleyebilecekleri açıklamaya gayret ediyorum. Bir koçluk çalışmasına yaşam koçunun yapılması gerekenleri söylemesini bekleyerek gelen müşteri çok oluyor. Durumunu izah ettikten sonra “Bu durumda neler yapmalıyım?” diye sorarak başlıyorlar.

Koçluk bu soruyu müşteriye yönelterek bu cümlenin ardında yatan birçok gerçek arzuyu ortaya çıkararak bir çalışma alanı bulabilir. Ancak bu sorunun cevabını bir yaşam koçu veremez, vermemelidir. Müşterinin bu cümlesi ile ifade ettiği esas isteği nedir, bunu izini sürerek koç müşterinin zihnindeki resimlerin netleşmesine yardım eder.

Peki, neden farklı sistemlere gerek var? Ben farklı ekolleri ve çalışma teknikleri öğrenmeyi seviyorum. Çünkü çalışmalarım bana hepimizin yaşama farklı şekilde yaklaştığını gösterdi. Dışarıdan ‘aynı’ olarak tarif edilen bir sıkıntıyı, bir kişi psikoterapi kalanı ile aşmak isterken, diğer kişi bir yaşam koçu ile çalışarak ve geleceğe yönelik bir şeyleri “yaparak” aşmak istiyor. Üçüncü bir kişi ise sadece sadece resim yaparak diğer iki kişinin ulaştığı çözümlere içinde ulaşabiliyor. Söz konusu insan olunca hazır cevaplar yok.

Dünyada oluşturulmak istenilen yaşam koçluğu sisteminde koçluk sınırlarını bilen ve bu sınırlar içinde müşterisine çok da faydalı olmayı başarabilen bir sistem.

Uluslararası koçluk sistemindeki en önemli noktalarda biri koçluğun kapsam alanı. Koçluk geçmişteki problemlerimiz ile ilgilenmiyor, o alanı psikoterapi’ye çok net olarak bırakıyor. Koç olarak bu sınırı bilmek görevimiz. Hatta müşterinin gösterebileceği farklı psikolojik durumlarda nasıl davranmak gerektiği hakkında çok detaylı bilgileri ediniyoruz. Bu yeri geldiğinde bir müşteriyi bir psikolog’a, yerine göre bir psikiyatr’a bizzat götürmeye kadar gidebiliyor. Yaşam koçluğu insanın hassas yapısını dikkate alan bir ekol.

Ve Uluslararası Koçluk Federasyonu ICF bu etik yaklaşımların hakkı ile uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmeye ve koçluk hakkında dünyayı bilgilendirmeye çalışıyor. ICF’in Türkiye’de bir şubesi var.

Koçluk geleceğe ve gelecekte belirleyeceğiniz bir hedefe ulaşmanız için yapılabilecekler konusunda destek veriyor. Olduğunuz durumu daha çok arzuladığınız bir duruma getirebilmek için neler yapılabilir, bununla ilgileniyor.

Koç asla müşterisi için karar vermiyor, kendi düşünceleri ve önerileri ile müşterisini sınırlamıyor. O kişinin kendi potansiyelinin en iyisi olabilmesi için gerekli olan alanı yaratıyor.

Gerçekten doğru icra edildiğinde koçluk çok ince bir sanat. Koçun şeffaf ve aynı zamanda bir anlamda ‘yok’ olması gerekiyor. Koçlukta başarının tarifi zor, ama kendi adıma genel olarak müşterimizin hedeflerini net olarak belirleyebilmesi, ulaşabilmesi ve bunu yaparken istediği yaşamı sürdürülebilmesi, yaşam kalitesinden mutlu olması diyebilirim.

Bir doktor gözü ile bakınca koçluk ruh sağlığına zararlı olabilir mi? Dünyada kabul görmüş koçluk prensipleri ve yaklaşımları ile uygulandığında bu ihtimali oldukça düşük görüyorum.

Peki, müşteri bir koç yerine bir psikolog’a gitse daha iyi değil mi? Her iki adreste bulunacak şeylerin farklı olduğunu düşünüyorum. Geçmişimizden bugüne gelen yükler, tabi ki bugünden yarına yürümeye çalıştığımız yolda bizi yavaşlatabilir. Ancak kimi zaman yeni bir yola çıkıyor olmanız geçmişi irdelemeden aşmanıza yardımcı olabilir. İnsanın yapısı ve yaşadıkları ile de yakından ilgili sanırım.

Koçluk psikoterapi kadar olmasa da uzun soluklu bir ilişki. Dünyada daha uzun olan koçluk süreçleri Türkiye’de 6 ila 10 seans arasında değişiyor. Özellikle kurumların çalışanları için talep ettiği bir hizmet olan koçluk, kurumların sonuç beklentileri ile daha dar zamanlara sığmaya çalışıyor. Bir değişimi tam anlamı ile yaşamımıza sokmak için en az 2,5-3 ay gerekli bir süre.

Koçluk çalışmalarında her seans’ta müşteri bir yol kat eder, ancak hem süreklilik hem de hedeflerin gerçekleşmesi için farklı aşamaların geçilmesi de gerekmektedir.

Koçluk seans süreleri 30 ila 90 dakika arasında değişmektedir. Ülkeler ve kültürler bunda büyük etken. Amerikalı bir ekip ile yaptığım çalışmalarda 30 dakikada güzel sonuçlar alabilirken, Türk müşterilerim ile en az 1 saate ihtiyaç duyuyoruz.

Koçlukta her zaman uzun süre iyi zaman anlamına gelmiyor. Bir hedefi belirlemek büyük bir emek; o hedefe hakkında tüm yönleri ile bilgi sahibi olmak büyük bir çalışma, özellikle müşteri açısından. O yüzden bazen 90 dakikalık bir seansın akışında 45-50 dakika sonra büyük bir açılım olur, ve müşteri o noktada istediği bir noktaya gelmiş olabilir. Burada seçenek müşterinindir, devam edebilir, ve bazen de o gün için çalışmaya noktayı koymak isteyebilir.

Koçluk müşterinin karar, tercih ve seçimleri ile hareket ettiği için özgüveni geliştiren, kişiyi güçlendiren bir yaklaşım.

“Bir gülün kokusunu tarif edebilir misin?”
diye sorardı bir hocam. Yaşam koçluğu nedir sorusunu da biraz daha derinlemesine açıklamak istedim, tarifte kusurum varsa af ola.