31 Ocak 2013 Perşembe
"Reiki'yi Yaşıyorum" e-kitap olarak yayında...
Keyifle okumanız ve sizi Reiki'nin gücü ile buluşturmaya destek vermesi dileğiyle.
Sağlık, sevgi, bereket ve mutluluk dolu günler sizinle olsun.
Saygı ve sevgilerimle.
D&R www.dr.com.tr Link'i:
http://www.dr.com.tr/Kitap/Reikiyi-Yasiyorum/Zeynep-Kocasinan/Egitim-Basvuru/Kisisel-Gelisim/urunno=0000000298104
ZK
1 Aralık 2012 Cumartesi
Fethiye ve İstanbul'da REIKI Dersleri
Reiki Hocası Zeynep Kocasinan klasik Usui Reiki ekolünü takip etmektedir.
Ders Ücretleri:
Reiki-1 Uyumlama Ücreti: 150 usd
Reiki-2 Uyumlama Ücreti: 300 usd
Reiki-3 Uyumlama Ücreti: 750 usd'dir. Hizmet bedeli + %18 kdv'ye tabidir.
Danışmanlık ve Koçluk Seans Ücreti
Seans süreleri çalışmanın içeriğine göre 60 ila 90 dakika arasındadır.
26 Kasım 2012 Pazartesi
2012 Bitirken "Ruhun Dört Yolu"
2012 yılının sonuna geldiğimiz bu günlerde Fethiye ve İstanbul'daki farklı eğitimler devam ediyor.
Reiki Uyumlamaları, Dönüşüm Oyunları, Yaratıcılık Çalışmaları devam ederken,
"Ruhun Dört Yolu" Çalışmasının Aralık ayından itibaren tekrar başlayacağını şimdiden duyurmak isteriz. Program ile ilgili detaylar hakkında bilgi almak isterseniz e-posta adresinizi iletebilirsiniz.
Yaşamın sağlık, sevgi, bereket ve mutluluk dolu günler getirmesi dileğiyle.
1 Ekim 2012 Pazartesi
Kitaplarımızın 7'si E-Kitap olarak yayında
6 Ağustos 2012 Pazartesi
İngilizce Yazılar İçin
www.zeynepkocasinanenglish.blogspot.com
adresinden takip edebilirsiniz.
Farklı mesajlar sanki farklı dillerin kelimeleri ile hayat bulmak istiyor...
Facebook'ta...

Gündelik paylaşımlar, notlar, hatırlatmalar
www.facebook.com/zeynepkocasinan adresinde.
Sağlık, sevgi, bereket ve mutluluk dolu günler için...
29 Temmuz 2012 Pazar
Veda...
İzmir'de büyük bir uğurlama var bugün. Sonsuzluğa ya da yeni bir başlangıca.Annem "Kızım sen nezle mi oldun?" diyor iki gündür, "Klimadan herhalde," diyorum. Hava sıcak. Fethiye'deyim. Annem benimle. Hani Japonya'ya, Londra'ya, İstanbul'a uçuveririm, İzmir yanıbaşımdadır gidip geliveririm ya, yine kıpırdayamıyorum. Fethiye hele dur diyor. Duruyorum.
Ankara'dan telefon geldi, Konfederasyon Başkanlarınızdan biri vefat etmiş, başınız sagolsun diye. Lions'un benim için ne kadar önemli olduğunu bilenler gazete ilanlarını görünce arıyor.
Sosyal medyada Geçmiş Dönem Konsey Başkanlarımızdan Sayın Ln. Nilüfer Gülcüoğlu'nun ani vefat haberi ile gelen şok ve üzüntü dalgası yayılmaya devam ederken şu dakikalarda İzmir'de bir vedalaşma başlıyor.
Ölüm ayırır mı birleştirir mi, sınırlar mı özgürleştirir mi bilmiyorum, Kaderin ve Yaradan'ın zamanlamalarını kabul ederken yine de sevdiklerimizle, kıymet verdiklerimizle alıştığımız, bildiğimiz, istediğimiz şekilde artık buluşamayacağımızı bilmek zor. Giden kadar kendimize de ağlıyoruz herhalde. Şükrettiğimiz yaşamın büyük bir cilvesi bu vedalaşmalar.
İzmir'de büyük bir uğurlama yaşanıyor, bana Fethiye'den yüreğimi oraya göndermek kalıyor...
24 Mayıs 2012 Perşembe
Karar Nasıl Alınır...
Genç denilebilecek yaştaki Alman Kurdu köpeklerimizden Lady'nin İstanbul'daki ameliyatının ben Fethiye'deyken yapılmasını açıkçası çok da istememiştim. Esasında ameliyat olmasını istememiştim. Veterineri kışın bu operasyonun yapılmasının gerektiğini söylediğinde, hemen hayır demiştim.
Ben genelde, en azından yaşamımın son yıllarında, artık sadece akla dayalı mantıksal açıklamaların ve bilgilerin yüreğime sinmeyen kararları almam için yeterli olmadığını biliyorum.
Ama bazen, bazen nasıl oluyorsa mantıksal nedenler çoksa, sadece içime sinmiyor diye hayır diyemiyorum. Yüzlerce kez beni korumuş olan sesi bazen dinlemiyorum. Çok çok az yapıyorum bu yanlışı ama bir kaç gün önce yaptım işte.
Küçük yaşta iki defa doğum yaptığı için kısırlaştırılmasının sağlığı için mutlaka gerektiğini söylüyordu Lady'nin veterineri. İçime sinmedi, sinmedi ama aklımda başka işler, konular vardı, "Uymuyor bir şey Zeynep," diyen sesi duymazdan geldim. "Gerekiyormuş, içine sinmiyor diye bir kere daha hayır mı diyeceksin," dedim. İç sesimi dinlemeye vakit ayırmadım. "İçinize sinmiyorsa karar alma zamanı değildir, bekleyin" diyen ben, kendimi dinlemedim.
Ve bugün Lady'yi kaybettiğimiz haberini aldım.
Lady'ye mi üzüleyim... İçimdeki artık benim için zamanı geçmiş şekilde davranan Zeynep'e mi kızayım...
Yoksa, yaşamda artık doğruluğunu bildiğim ve inandığım şekilde, sadece ve sadece ruhuma ve yüreğime sinen kararları almamı bir kere daha göz ardı edilemeyecek şekilde hatırlatan tatlı ve zarif Lady'ye teşekkür mü edeyim...
Olacağın önüne geçilemez bazen, bunu da biliyorum, ama bu olay, artık aklın, yüreğin, ruhun üçünün birden birlik içinde evet demediği kararları hiçbir şekilde almama niyetimi kesinleştiriyor...
Yaşamda olacakların önüne geçilemez bazen... ama esasında yaşam bizi korumak için tüm işaretleriyle çalışmaya devam ediyor...
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Kader...
Yaşamda Yaradan'ın her birimizi tüm yaşadıklarımızın içinde her zaman koruduğuna inanıyorum ben. Sevinçlerimizde ve üzüntülerimizde, arzu ettiklerimiz gerçekleştiğinde ya da gerçekleşmediğinde arka planda, gözün gördüğünün ötesinde bizi koruyan bir gücün çalıştığına. Bizi korumak ve en üst hayrımız için çalıştığına. Her birimiz için.
Yaşamımın en üzüntülü günlerinin tahmin edemediğim şekilde şükrettiğim günlere dönüşebildiğini görmek nasip oldu. Bunu defalarca tatmış olmak her zaman yaşadıklarımı kabul etmemi kolaylaştırmasa da. Dileklerimin gerçekleşmesinin kapılar açtığı kadar, kapıları sımsıkı kapatabildiğini de gördüm. Mutluluğun dileklere bağlı olmadığına çokça şahit oldum. Arzu ettiklerim için çalışmak gerektiğine tabii ki inanıyorum ben; ama olmuyorlarsa belki de benim için bunun da bir hediye olabileceğine inanıyorum. İnanmayı seçtiğim için değil. 42. yaşımı bitirmeme oldukça az gün kala yaşam göstererek öğretiyor kendince yollarla.
Tesadüflere inanmıyorum ben; tesadüf dediğimiz izlerle yazılıyor yaşam. İyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin diye etiketleyip durduğumuz herşey bazen duyabildiğimiz, bazense dinlemeden zihnimizle seslendirdiğimiz şeyler söylüyor. Duyabildiğimizde yaşam kabulle ayrı bir kuvvet kazanıyor, sanki ufku açılıyor.
Yaradan acı ve tatlı günlerde ruhumuzun ve yaşamın ruhunun sesini dinleme gücümüzü taze tutsun. Şükretme arzumuzu da. Sevgiyle.
21 Nisan 2012 Cumartesi
Prof. Dr. Yankı Yazgan 2 Mayıs 2012 Çarşamba günü Fethiye'de...
Yaşama, sağlığa ve hastalığa, insana bakışını yürekten takdir ettiğim Çocuk ve Erişkin Psikiyatristi Prof. Dr. Yankı Yazgan, 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri etkinlikleri kapsamında, onikiyi aşkın kitabı ile hem hekim hem yazar kimliği ile 2 Mayıs 20212 Çarşamba günü Fethiye'de, Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi'nde, Saat 13:30'da halka açık bir konferans ve paylaşım ile bizlerle olacaklar. Bundan dört yıl önce Nisan ayında kendisini Fethiye'de görme şansına kavuşmuştuk. Kıymetli Hocamıza şimdiden bizlere zaman ayırdıkları için çok teşekkürler.
Sayın Yankı Yazgan'ı http://www.yankiyazgan.com/ adresindeki internet sitesinden ya da http://yankiyazgan.blogspot.com/ adresindeki blogundan da takip edebilirsiniz. Ve Yankı Hoca'yı Twitter'dan takip etmenin çok keyifli olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim...
5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri 30 Nisan'da başlıyor
Sizlerle 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri Tertip Komitesi Başkanı ve Fethiye Rotary Kulübü Üyesi Sayın Mustafa Şıkman'ın basın açıklamasını paylaşmak istiyorum.
Fethiye Kültür ve Sanat Günleri'nin bir Facebook sayfası var. İlgi duyanları o sayfaya da davet etmek isterim: http://tr-tr.facebook.com/pages/Fethiye-K%C3%BClt%C3%BCr-ve-Sanat-G%C3%BCnleri/283259965032494
Bazı linkler:
http://mugla.haber.pro/haber-Zulfu-livaneli-fethiyenin-fahri-hemserisi-oluyor-48620.html
Bravo Zentara
Zentara/Kadın Sosyal Dayanışma Derneği Bahar Şenliği 17 Nisan 2012 tarihinde başlamıştı. Her gün doyurucu etkinliklerle devam ediyor. Bahar Şenliği kapsamında 22 Nisan'a kadar Fethiye'de, 23 Nisan'da Göcek'te etkinlikler devam edecek.
İthaki Yayınevi'nin katılımları ile Zentara'da devam eden Kitap Sergisi'ni bugün görme şansım oldu. 22 Nisan akşamına kadar hem Zentara'yı ziyaret edebilir, hem de kitaplara göz atabilirsiniz.
Ekim aylarında kurulan bir dernek olmalarına rağmen hızla çalışmaya başlamışlar. Zentara'nın Çalış Sevgi Parkı yanındaki mekanlarında farklı atölye çalışmaları yapıldığına da öğrendim.
(Sevgi Parkı üyesi olduğum Fethiye Lions Kulübü Derneği'nin bu yılki Lions dünya ağaç dikimi kampanyası çerçevesinde yöremizin özel ağacı günlük ağaçlarından diktiği bir park. Ne güzel bir tesadüf.)
Hem tüm Zentara grubuna hem de Kurucu Başkanları Sayın Nesibe Sevgi Öndeş'e de yürekten tebrikler.
25 Mart 2012 Pazar
1.Ulusal Koçluk Konferansımız ve Sir John Whitmore’u Sevmek
2012 yılının Mart ayında, İstanbul’da, Türkiye’de yapılan
ilk Ulusal Koçluk Konferansı’nda bir ‘Sir’i daha yakından tanıma şansına
kavuştum. Üsküdar Amerikan Kız
Lisesi’nde hazırlık sınıfına başladığım yıllardan itibaren erkek
öğretmenlerime, yurtdışında tanıdığın yaşlı veya protokol mensubu kişilere sir diye hitap ettiğim olmuştu. Koçluk Konferansının açılış konuşmacısı Sir
John Whitmore dünyada koçluğun gelişmesinde emeği olan dört beş kişiden biri
olarak biliniyor. Üyesi olduğum Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği
tarafından Türkiye için önemli bir ilk olan koçluk konferansına açılış
konuşmasını yapmak üzere davet edilmiş.12 Mart 2012 Pazartesi
Sevgi Kalkanı
Yaşamımın son yıllarının büyük bir bölümü seyahatlerle geçiyor. Türkiye'de daha çok İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara ve tabii ki Fethiye yolumun durakları oluyor. Bu haftasonu da, Marmaris'te kıymetli dostum Ayşegül Özen ve eşi Toros Özen ile birlikteydim. Bu kısa ziyaret beni mutlu etmekten öte fark ediyorum ki kuvvetlendirdi.24 Ocak 2012 Salı
Bu güzel ailenin parçası olmaktan gurur duyuyorum.
İnternet Sayfası: http://www.ualyetder.org/includes/haberler.asp?user_level=1
Facebook Sayfası: https://www.facebook.com/UALYETDER
17 Ocak 2012 Salı
Kushimoto Belediye Başkanına Şükran
16 Ocak 2012 Pazartesi
Karlı Bir İstanbul Gününde “Başarılı Yaşlanma ve Alzheimer Korkusu”
Uluslararası Lions Dernekleri 118-T Yönetim Çevresi’nin 14
Ocak 2012 Cumartesi günü Sarıyer Belediye Başkanlığı ve Alzheimer Vakfı ile
birlikte düzenleyeceği, Lions Alzheimer Projesi kapsamındaki “Demans Alzheimer
Semineri”nin duyurusunu gördüğümde o günlerde İstanbul’da olacağım için,
katılma fırsatım belki olur, diye geçirmiştim içimden. Sarıyer İstanbul’daki evime yakın sayılırdı. İstanbul’un mesafelerine göre yakın en
azından.12 Ocak 2012 Perşembe
http://www.netkitap.com/kitap-dogru-yanlis-guzel-cirkin-zeynep-kocasinan-cinius-yayinlari.htm
5 Ocak 2012 Perşembe
Sızı...
2 Ocak 2012 Pazartesi
Danışmanlık ve Koçluk Ücret Bilgilendirmesi
Seans süreleri çalışmanın içeriğine göre 60 ila 90 dakika arasındadır.
1 Ocak 2012 Pazar
Garip Bir Tesadüf ya da Kader?
Japonya Wakayama Lions Kulübü üyesi Sayın Seiji Mukaiyama ile tanışmam ve sonrasında bizi Türkiye'de ve Japonya'da bekleyen olaylar bu uzun zincirin parçalarından bazıları.
Uluslararası Lions Kulüplerinin LION isminde bir dergileri var. Bu dergi 22 dilde yayınlanıyor. İngilizce olarak yayınlanan LION Dergisi Ocak 2012 ayı sayısında Sayın Mukaiyama ile olan hikayemin bir kısmına yer verdi. Başlık olarak "Garip Bir Tesadüf ya da Kader - Strange Coincidence or Fate?" cümlesini kullanmışlar.
Japonya kaderimde vardı, olmazsa olmazdı, bunu biliyorum. Yolu aydınlatan işaretleri gösterenlere şükrediyorum. LION Dergisi'ne de hikayemizi paylaştığı için teşekkür ediyorum. Japonya benim için çok kıymetli. Sadece sevgi, şefkat dolu, saygılı, dürüst, olgun ve mütevazı, çalışkan ve iyiliksever Japon dostlarım olduğu için değil. Japonya'yı tam da anlayamadığım nedenlerle seviyorum. Bitmemiş olmasını dilediğim bu hikayenin bana getireceklerini umutla bekliyorum.
Japonya'nın Wakayama Eyaletindeki Ooshima Adası'ndaki şehitlikte yatan, Ertuğrul Fırkateyni kazasında yaşamını yitiren tüm şehitlerimizin, oradan kurtulmayı başararak dönen ve Hakkın rahmetine kavuşmuş tüm denizcilerimizin ruhları şad olsun. Onları ziyaret etmiş olmak yaşamımı hayal edemeyeceğim kadar değiştirdi...
LION Dergisi Ocak 2012 Ayı Sayısı Linki: http://mydigimag.rrd.com/publication/?i=93169&p=43
31 Aralık 2011 Cumartesi
21 Aralık 2011 Çarşamba
Olumlamalardan...
17 Aralık 2011 Cumartesi
Gün ve Gece
O gün bu gündür,
Yaradan'ın şefkatine kavuşanların ruhları
dinleyenler için konuşur,
Korkunun perdeleri
yüreklerden usulca kalkar...
16 Aralık 2011 Cuma
Alzheimer'ın Fethiye'de Düşündürdükleri

Dışarıda yeni başlayan sağanak yağmur Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi’nin çatısını dövmeye başladığında Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Mersin Şubesi Başkanı Sn. Selami Gedik’in Alzheimer Konferansı başlayalı ancak on, on beş dakika olmuştu. Sayın Selami Gedik, üyesi olduğum Fethiye Lions Kulübü Derneği’nin Kurucu Başkanı Sayın Lion Burcu Döğerli Gül’ün ve eşinin yakın dostuymuş. Türkiye’deki Lions Yönetim Çevreleri 2011-2012 Dönemi için Alzheimer Hastalığını yıl boyunca Türkiye’nin tamamında ele almaya karar vermişlerdi. Fethiye Lions Kulübü olarak bizler de Burcu Hanım’ın katkıları ile Fethiye’de bir konferans organize etmeyi planlamıştık.
Uzun bir süre park yeri aradıktan sonra Uğur Mumcu Parkı’nın içinde otoparkta Kültür Merkezi’ne oldukça uzak bir noktada arabamı park ederek, hızla salona gitmiştim. İçeri girdiğimde ışıklar söndürülmüştü. Sahnede konuğumuz takdim ediliyordu. Hemen müsait bulduğum bir yere oturdum. Not defterimi çıkarmak üzere çantamı açtığımda dün döndüğüm Antalya seyahatimde not defterlerimi bilgisayarımın çantasına koyduğumu hatırladım. Salonda biraz ışık yapacaktı ama telefonumun not defterine not almaktan başka şansım yoktu.
Annemin, babamın ve ailemizde ben dahil birçok kişinin rahatsızlıkları nedeni ile birçok farklı hastalık ile aşinaydım. Danışmanlık ve koçluk çalışmaları sırasında da bir çok kişi rahatsızlıkları paylaşırlardı. Mühendis olmama rağmen hastalık ve tıbbi terimler dağarcığım oldukça genişti. Öyle ki özellikle rahmetli babamın hastane girişleri yaparken hastalıklarını sıralamaya başladığımda kaydı yapan personel istinasız olarak sağlık personeli veya hemşire olup olmadığımı sorarlardı. Alzheimer kelimesinin ise bu dağarcıkta yeri olmamıştı. Bu konferans neredeyse hiçbir fikrim olmayan bu hastalık konusunda bilgi sahibi olmayı sağlayacaktı.
Salon oldukça doluydu. Fethiye Sağlık Meslek Yüksekokulu’ndan öğrenciler de konferansı dinlemeye gelmişlerdi. Sahne dışında karanlık olan salona baktığımda her yaş grubundan insan bulunduğunu fark ettim. Belki de normalde böyle bir havada dışarı çıkmayacak olan yaşlılar da gelmişlerdi. Selami Bey’in konusunu iyi bilen, Türkiye’de bu konudaki önemli isimlerden olduğunu söylemişlerdi.
Geçmiş Dönem Başkanlarımızdan biri bana Selami Bey’in doktor olduğunu aktarmıştı ama konuşmanın başında Selami Bey “Alzheimer konusunu çok iyi bildiğim için beni doktor sanırlar ama ben işletmeyiciyim,” diyerek konuya açıklık getirdi. Aklım rahmetli babamın anlattığı bir hikayeye gitti. Yıllar önce babam bir firmanın baraj inşaatı şantiyesini ziyaret ediyor. Baraj inşaatları inşaat makineleri ile yapılan inşaatlar oldukları için makinelerin bakımı, işletilmesi işin çok önemli bir parçasıdır. Bu tarz inşaatlarda inşaatın başındaki ve genelde inşaat mühendisi olan bir şantiye şefinin yanında bir de makine şefi vardır. Tüm makinelerin alım, bakım, tamir, kullanım ve işletimlerini takip eden, makine operatörleri, formenler, yağcılar, tamirciler, kısaca tüm personelden, makinelerin en üst sorumlusu. Kimilerine göre inşaat şantiyelerinin en zorlu görevlerini yapan kişilerdir makine şefleri. Özellikle baraj inşaatları gibi yolun bittiği bir dağ başında en yakın ilçeden, bazen en yakın köyden kilometrelerde uzakta şantiyeyi çalışır durumda tutmak için muazzam bir çalışma gerektirir. Şantiye şefleri ve makine şefleri şantiyelerin tanrıları gibidir. Emirleri demiri keser ve olmazı oldururlar.
Ne diyordum. Evet, babam şantiyeye ziyarete gidiyor. Makine atölyesine de uğruyor. Makine şefi tertemiz bembeyaz bir önlük ile kendisini karşılıyor. Babam kendisine inşaatta kullandıkları makineler, makinelerde işin özelliğine göre yaptıkları modifikasyonlar ve bunun gibi birçok özel konuda sorular soruyor. Makine şefinin bilgisi babamı çok etkiliyor ve mezun olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi’nin büyük bir hayranı olan babam “İTÜ’lü müsünüz?” diye soruyor. “Hayır,” cevabını veriyor şef hafif bir tebessümle. “O zaman ODTÜ mezunusunuz?” diyor babam. Makine şefi birkaç saniye duruyor, “Sinan Bey, ben Çapa mezunuyum,” diyor.
Karşısındaki, hayranlık uyandıracak kalan bilgili makine şefinin tıp doktoru olmuş olması babamın asla unutmadığı bir deneyim oluyor. Bu ve bunun gibi kim bilir kaç deneyim yaşamış olmalı ki “Diploma önemli değildir,” derdi babam. “Diploma bir kağıt parçasıdır. Ne bildiğin, esas önemli olan odur.”
“Ağabeyin okumasa da olur ama kızım sen mutlaka okumalı ve meslek sahibi olmalısın,” derdi babam. İlkokul yıllarımda bunu söylediğini hatırlarım. O İTÜ’den İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun olmuştu. Okumanın önemine inanırdı.
Bilginin ne kadar farklı şekillerde edinilebileceğine dair beraber çalıştığımız yıllarda paylaştığı yüzlerce hikayenin bazıları zihnimde çok net; bazıları ise flulaşıyor.
İşte Fethiye Kültür Merkezi Salonu’nda Selami Bey’i dinlemeye başladığımda aklıma gelen hikayeleri bir kenara bırakıp tekrar onun anlattıklarına odaklanıyor. “Alzheimer, Dün Bugün Yarın” olarak isimlendirmiş konferansını Sn. Selami Gedik. Ve Alzheimer üzerinde çalışmaya annesine 13 yıl önce Alzheimer hastalığı teşhisi konulması ile başlamış. 13 yıldır annesine o bakıyormuş. Annesinin aynı şeyi defalarca tekrar tekrar sorduğunu fark etmesi ve bir gün evdeki buzdolabının içinde konulmuş olan kaşık ve çatalları görmesi ile başlıyor annesinin teşhis süresi. Önce evdeki yardımcı hanımın yanlışlıkla buzdolabına çatal bıçakları koyduğunu sanırken, annesinin evdeki farklı eşyaları çok farklı yerlerde saklamaya başladığını keşfediyorlar o gün. “Bir cumartesi günüydü,” diye paylaşıyor Sn. Selami Gedik. O pazartesi günü yapılan bir yazılı test ve MR çekimleri ile annesine Alzheimer teşhisi konuluyor ve Alzheimerlıların dünyasını keşfetmeye başlıyor.
Annesinin hastalığını 1. Evrede yakalamışlar. Alzheimer hastalığı 7 evreden oluşuyormuş en son safhasına kadar. Ve bir hasta bir evrede bir ay ile üç yıl arasında kalabiliyormuş. Evrelerin ilerlemesini yavaşlatmak hastanın ömrünü uzatmak mümkün oluyor. “Bunu duyduğum da mutlu olmuştum,” diyor Sn. Selami Gedik, “Annemi hemen kaybedeceğim korkum hafiflemişti.”
Alzheimer’in genetik bir yönünün olduğunun düşülmesine rağmen bunamanın yaşlanma ile gelen doğal bir sonuç olmadığını paylaşıyor Selami Bey. “İhtiyarlık insan kendini yaşlı hissettiğinde başlar,” diyor. Pasteur’un kuduz aşısını 60 yaşında bulduğunu paylaşıyor. Mimar Sinan’ın kıymetli eserlerini 70 yaşından sonra vermeye başladığını.
Alzheimer’a dair bir çok veri paylaştı. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde her 69 saniye de bir Alzheimer teşhisi konuluyormuş. Türkiye’de farklı çalışmalara göre 250 bin ila 300 bin arası Alzheimer Hastası olduğu tahmin edilmekle birlikte sadece 15 bin hasta tedavi altındaymış. Hastalarından takriben yüzde beşi tedavi görüyor anlamına geliyor bu.
Alzheimer’i önlemek için en çok yürümeyi öneriyor Sn. Selami Gedik. Kardiovasküler kondisyonu sağlayan faaliyetleri öneriyor. Ayrıca daha fazla eğitim almış, yüksek mesleksel başarı sağlamış ve mental-zihinsel stimülasyon ile yaşayan kişiler bu hastalık daha az görülüyormuş. Aşırı zihinsel ve fiziksel yorgunluklar tetikleyici olabiliyormuş. “Dinlenmek gereklidir,” diyor Sayın Gedik. Sonra yıllarda Fethiye ve İstanbul arasında yaptığım, Türkiye’nin ve Dünya’nın farklı köşelerine yapıp durduğum seyahatlerim geliyor aklıma. Kendimi çok yoruyor olabilir miyim? Kulağım tekrar Sn. Selami Gedik’in sözlerine odaklanıyor. “Aşırı diyet de risk yaratır,” diyor.
Alzheimer’lı hastaların zaman zaman evden kaçabildiklerini, aşırı saldırgan ataklar yaşayabildiklerini, kaybolduklarında söylemek istedikleri kelimeleri hatırlayamadıkları için evlerini tarif edemediklerini, dertlerini anlatamadıklarını paylaşıyor. Kişi kelimeleri hatırlayamıyor çünkü bu hastalık nedeni ile beyindeki kıvrımlar derinleşiyor, beyin küçülüyor, beta amyloid proteini plaklaşarak hücreler arası iletişimi kesiyormuş.
Beyin bir yandan endüstri mühendisliği eğitimim sırasında öğrendiğim bir sistem ile bilgileri yitirmeye başlıyor. “Last In First Out.” Son giren ilk çıkar. O nedenle yakın geçmişi hatırlamayan bir hasta çocukluk anılarını tüm detayları ile hatırlayabiliyor. Selami Bey’in annesi kendi babasını hatırlıyormuş ama Selami Bey’in babasını ancak bahsi başka bir kişi açtığında hatırlıyor ve bahsediyormuş.
Alzheimer’a dair söylenebilecek o kadar çok şey var ki. Geçmişte farklı akıl hastalıkları ile karıştırılabilen bu hastalığın işaretlerinden bazıları tekrar eden sorular, eşya kullanma becerisinin azalması, basit matematik işlemlerini yapma becerisinin yitirilmesi ve yer ve zamanı karıştırmak. Alzheimer hastaları, hastalık başladığında normal yaşamlarındaki karakterlerden zıt karakter özellikleri gösterebiliyorlar. Çok sakin olan bir kişi çok sinirli olabiliyor. Bir yakınınızın Alzheimer olabileceğini düşünüyorsanız bir nörologa başvurmanız gerekiyor. Daha önce bahsettiğim gibi yazılı bir test ve MR çekimi ile teşhis konulabiliyor. Beta amyloid plakları MR’da görülebiliyor.
…

Ben hastalıkları zihinsel nedenleri de olduğuna inananlardanım. Korkuların, inançların, düşüncelerin bedenimizi de şekillendirdiğine. Zihinsel düşünceler ile hastalıkları eşleştirmede dünyadaki en ünlü isim Louise L. Hay. O Alzheimer Hastalığı'nın yaşamı terk etme arzusu ve hayatı olduğu gibi kabul edememekten kaynaklandığına inanıyor ve bu düşüncelerden, bu hastalıktan uzaklaşmak adına şu olumlamayı öneriyor: "Her şey doğru zaman ve mekan sıralaması içinde gelişiyor. Her şey olması gerektiği gibi oluyor."
…
Ve 16 Aralık 2011 tarihinde, Fethiye Belediyesi Konferans Salonu’nda verilen bu önemli konferansın organizasyonu için üyesi olduğum Fethiye Lions Kulübü Dönem Başkanı Sn. Ln. Seniha Öztürk’e, kıymetli katkıları için Kurucu Başkanımız Sn. Ln. Burcu Döğerli Gül’e, Kurucu Üyemiz ve Geçmiş Dönem Bölge Başkanlarımızdan Sn. Ln. Yonca Döğerli’ye ve katkıda bulunan üyelerimize sadece Fethiye Lions Kulübüm ve Lions MD118-R Yönetim Çevremiz adına değil, tüm Fethiye adına yürekten teşekkürler.
Sağlık, mutluluk, bereket ve huzur dolu bir ömür dileklerimle.













