Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta

Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta
Zeynep Kocasinan'ın Kitapları: "Reiki'yi Yaşıyorum", "Görüşler", "Dönüşüm Oyunu Gerçek mi?", "Atlamak", "Kitaplar Soru Sorar", "Doğru Yanlış Güzel Çirkin", "Is It Written in the Stars?" ve "Imagine Being Lucky"

İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

16 Ocak 2012 Pazartesi

Karlı Bir İstanbul Gününde “Başarılı Yaşlanma ve Alzheimer Korkusu”


Uluslararası Lions Dernekleri 118-T Yönetim Çevresi’nin 14 Ocak 2012 Cumartesi günü Sarıyer Belediye Başkanlığı ve Alzheimer Vakfı ile birlikte düzenleyeceği, Lions Alzheimer Projesi kapsamındaki “Demans Alzheimer Semineri”nin duyurusunu gördüğümde o günlerde İstanbul’da olacağım için, katılma fırsatım belki olur, diye geçirmiştim içimden.  Sarıyer İstanbul’daki evime yakın sayılırdı.  İstanbul’un mesafelerine göre yakın en azından.

Seminerin bir gün öncesinde Türkiye’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ve Ordinaryüs lakaplı efsane futbolcu Lefter Küçükandonyadis’in vefatı ile ilgili haberler Türkiye’yi sarsmıştı.  İnandıkları doğrular ile yaşamı seçen insanların ruhlarımıza, yüreklere farklı bir dokunuşları var.  Bu haberlerin ertesi günü, yağmurlu ve soğuk bir Cumartesi öğleninde Alzheimer seminerini dinlemek için Boğaz’ın sahil yolundan Sarıyer’e doğru ilerlerken ailelerimizden kaybettiklerimiz ile kişisel tarihimizin de önemli bir kısmı kaybettiğimizi düşünmeden edemedim.

Alzheimer yaşlılıkta görülen bir hastalıktı.  Babamı düşünmeden edemedim.  Bu hastalık ile ilgisi olduğu için değil.  Sevdiklerimizi kaybetmenin acısı üzerine düşünceler geçtiği için belki.  Alzheimer hastalığı sevdiklerimizi yaşarken kaybetmemize neden olan bir hastalıktı.

Salona vardığımda ise sıcak sahlep ikramı ile karşıladı Lions MD 118-T Yönetim Çevresi’nin görevli Lionları.  Hüzün hissi yerini dostluğa bırakmıştı.
Seminerin iki kıymetli konuşmacısı vardı.  Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Turan Işık ve uzmanlık tezini Alzheimer ve Parkinson hastalarının nöropsikolojik ve elektrofizyolojik değerlendirmeleri üzerine yazmış olan Nörolog Dr. Gülüstü Kaptanoğlu.  Yurt içinde ve yurt dışında Alzheimer ve Demans üzerine farklı çalışmalar yapmış olan bu iki hekim yaşlılar, yaşlı yakınları, bunama üzerinde çalışma yapan iki hekimde herhalde en çok ihtiyaç duyulan saygı, sabır ve şefkatli yaklaşımı yaşıyorlardı.  Seminerin iki saati aşan süresi boyunca bu dingin ve sabırlı yaklaşımlarını hiç yitirmediler.  Ben anneme ve aile büyüklerimize yeterince sabırla yaklaşıyor muyum diye kendimi sorgularken yakaladım birkaç defa.

Bundan bir ay kadar önce, 16 Aralık’ta, Fethiye’de, üyesi olduğum Fethiye Lions Kulübü Derneği tarafından organize edilen, Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi Başkanı Sayın Selami Gedik’in bir konuşmasını dinlemiştim.  Alzheimer’a dair ilk bilgilenmem o gün başlamıştı.  Çok ama çok yeni bir konuydu benim için.  Daha fazla bilgi sahibi olmak için elle tutulur bir nedenim de yoktu. Yaptığım kişisel gelişim veya eğitim çalışmalarında bir demans hastası ya da hasta yakını ile de çalışma yapmamıştım.  Şimdi düşününce bu beni biraz şaşırtıyor.  Farklı nedenlerle karşıma çıkan yüzlerce hastalık hakkında fikrim vardı ama Alzheimer bunların arasında değildi.

Bu soğuk ve yağmurlu İstanbul öğleninde Sarıyer’deki salon doluydu. Bu seminerin ne kadar yerinde bir çalışma olduğunu seminer başladıktan daha sonra anlayacaktım.

Konuşmacılar anlatımlarına başlamadan önce dinleyicilere bir seminerden çok bir sohbet toplantısı yapmak istediklerini, öncelikle dinleyicilerin sorularını dinlemek istediklerini ve sunumlarını ve aktarımlarını bu sorulara göre yapacaklarını aktardılar.  Tüm sorulara yanıt verdiklerinden emin olmak istiyorlardı.   Toplantının başlığını ortaklaşa “Başarılı Yaşlanma ve Alzheimer’dan Korkmamak” olarak koymuşlardı.  Gelen sorulardan Alzheimerlı bir hastaya bakmanın zorluklarını daha iyi anlamaya başlıyordum. Ve sanırım hasta yakınlarında aynı hastalığı yaşama korkusu oluşuyordu.

Benim sorum yoktu.   Alzheimer hastalığını tanımıyordum.  Ben bu hastalığı Lions’ın 2011-2012 Dönemi için tüm Türkiye’de uyguladığı Lions Alzheimer Projesi sayesinde öğrenmeye başlamıştım.  Ailemizde hiç Alzheimer hastası olmamıştı. Rahmetli anneannem ömrünün son yıllarında yaşlılık emareleri göstermişti ama öğrenmeye başladığım yeni bilgilere göre onun yaşadıklarının Alzheimer’la pek ilgisi yoktu.

Alzheimer hastaları eskiyi hatırlıyorlardı ama bir saat önce yaptıklarını, on dakika önce yaptıklarını unutabiliyorlardı.  16 Aralık’ta Fethiye’de yapılan toplantıda buna dair bir bilgi hatırlıyordum.  İlk giren son çıkar prensibi.  Hasta en son öğrendiği şeyleri genelde en erken unutuyordu.  “Az önce ilaçlarını alıp almadığını hatırlamıyor ama torunlarının isimlerini hatırlıyor,” diye paylaştı bir hasta yakını.  Benzer paylaşımlar çoktu.  Eskiyi çok iyi hatırlayan bir kişinin, bir hafta öncesini, bir gün öncesini, bir saat öncesini hatırlamamasını hasta yakınları anlayamıyordu.  Eski daha zor hatırlanmaz mıydı?  Oysa Alzheimer hastalığının bulgularından biriydi bu. 

Yaşlılıkla ilgili sağlık sorunları dünyada artıyordu çünkü dünya nüfusu yaşlanıyordu.  Doç. Dr. Ahmet Turan Işık’ın paylaşımlarına göre 2050 yılında Avrupa nüfusunun yüzde yirmi beşinin altmış beş yaşın üzerinde olması bekleniyordu. 2011 yılının Mayıs ayında yayınlanan bir Geriatri Kongresi’nin basın toplantısında Türkiye'de 50 yıl önce 50 olan ortalama yaşam süresinin günümüzde, 73,8'e uzadığı bildirilmişti.

Demans kelimesinin bunama anlamına geldiği, Alzheimer’ın bir demans şekli olduğu ilk paylaşımlar arasındaydı.  Bir beyin tümörü iyi huylu da olsa demans benzeri bir tablo ortaya çıkarabiliyordu.  Başa alınan her travma bir risk faktörü olabiliyordu.  Ancak çocuklukta yaşana fiziksel baş travmalarının yaralı bir beyin yarattığı söylense de çocukluktaki hızlı fiziksel yenilenme nedeni ile sorun yaşanmayabileceğini de aktarıyorlardı.

Başarılı yaşlanma nedir sorusuna, her işini kendi yapabilen ve tecrübelerini başkana aktarabilen insan olmak şeklinde bir tarif yaptılar.  Tüm soruları, tüm konuları Sayın Işık ve Sayın Kaptanoğlu bir ekip olarak ele aldılar ve yanıtladır.  Gösterdikleri sabırlı, şefkat ve ilgi dolu yaklaşım gerçekten etkileyiciydi.  Tüm soruları aynı önemi vererek yanıtlıyorlardı.

Yıkanmak Alzheimer hastalarında bir sorun olabiliyordu.  Bu hastalar idrar kaçırma sorunu da yaşayabiliyorlardı.  Doktorlarımız bunun hastalığın ilerlemesinin doğal bir sonucu olduğunu, nasıl nezle olan bir kişinin burnunun akmasını doğal karşılıyorsak, bunu da doğal karşılamamız gerektiğini vurguladılar.  Bu hastalığın normal bir davranışıydı.  Bu bir hastalıktı.  Anlaşılıyordu ki bu konu hasta yakınlarının kabul etmekte zorlandıkları ya da utandıkları bir konuydu.  Bu konudaki paylaşımları dinlerken aldıkları cevaplar ile ailelerin rahatladıklarını görüyordum.   Başka ailelerin de aynı sorunlar ile uğraşmakta olduğunu da görüyorlardı.  Hastalığı daha yakından tanıyorlardı.  Tanırsak, bilirsek huzur bulabilirdik.  Bunu hissetmiştim dinlerken Alzheimerlı hastalar ile iletişimde doğruluktan ayrılmamak gerekiyordu.  Hastalar unutkanlık yaşadıkları için ölen bir kişinin yaşadığını zannedebiliyorlardı mesela.  Kimi aileler hasta ile o kişi yaşıyormuş gibi sohbeti sorun yaratmadan sürdürmeyi seçiyorlardı ama bir nokta da hasta kendine gelebiliyor ve neden bana yalan söylüyorsunuz, o öldü diyebiliyorlardı.  Neden böyle bir şey yaşandığını merak etmişti bir aile.  Doğrudan şaşmayın,” dedi Sayın Kaptanoğlu.  Yalan söylemeyin.  Hastalar her an aynı seviyede unutkanlık yaşamıyorlardı.  Ancak hastaları sinirlendirecek bir şekilde itiraz edilmemesi  de gerekiyordu.  Doktorlarımız böyle bir durumda konuyu değiştirmeyi önerdiler.  

Alzheimer hastaları çabuk sinirlenebiliyorlardı.  Çabuk ajite olabiliyorlardı.  Ancak birkaç saat sonra hastaya bahsettiğiniz kişinin hayatta olmadığını bir şekilde söylemek gerekir,” dedi Dr. Gülüstü Kaptanoğlu. “Mesela uzun zamandır kabristana gitmedik, ziyaret mi etsek?” diye konuyu açabilirsiniz diye bir öneri getirdi.  Hastayı üzmeden, kırmadan, sinirlenmeden doğruları söylemenin yolunu bulmak gerekiyordu.  Muhtemelen kolay değildi ama bu net cevap yine birçok aileyi çok rahatlatmış göründü.  Birçoğu hasta ile onun yarattığı hayali gerçeklerle konuşuyorlardı ve ikiliklerden, hatalı şeyler söylemekten rahatsız oluyor ve ne yapacaklarını bilemiyorlardı.  Doğrudan şaşmayın,” diye tekrar etti Sayın Kaptanoğlu.

Gece uyanan Alzheimer hastalarının halüsinasyon diye tanımlanabilecek şeyler söylediklerini paylaştı bazı hasta yakınları.  Bunun nedeni demanslı hastanın derin uykudan aniden uyandığı için rüya ile yaşamı karıştırmasından kaynaklanabileceğini ve genelde normal karşılanması gerektiğini ilettiler.

Her Alzheimer hastası için kişiye özel tedaviler belirlenmesi gerektiğini iletirken her demanslı hastanın bir anlamda bir anneye ihtiyaç duyduğunu da ilettiler.  Şefkat, ilgi ve sabırla yaklaşacak bir anne.  Kadınların bu bakım görevini erkeklere göre daha iyi yapabildiklerini de ilettiler.  Alzheimerlı bir hasta annesinden sürekli şefkat gören ve büyümek istemeyen bir çocuk gibidir dediler.  Fethiye’deki konuşmada Sn. Selami Gedik’in 13 yıldır annesine baktığını paylaştığını hatırladım bunları dinlerken.

Demanslı hastalara bakmanın paylaşılmış demans denilen bir sürecin yaşanmasına neden olduğundan da bahsedildi.  Bir hasta yakını “Alzheimer hastalarına bakanlar daha çok mu Alzheimer’a yakalanıyor?” diye sormuştu.  “Siz farz edin gözlüğünüzü unuttunuz.  Hasta yakını olmayan bir kişi bunun üzerinde durmazken Alzheimer’ı bilen bir kişi, yoksa ben de mi hasta oluyorum, diyerek endişelenebilir,” diye cevap verdi Dr. Gülüstü Kaptanoğlu. 

Korunmak için ne yapılabilir?  Sorunların bir kısmı da bu konuya aitti.  Sağlıklı dengeli beslenme, egzersiz ve sosyal yaşamın içinde olmak Alzheimer’a karşı koruyan bir yaşam tarzını tarif ediyor.  Tüm ilave besin takviyelerinin bilinç olarak alınması gerektiğini ve gerekli tahlil ve ölçümler yapılmadan alınacak gıda takviyelerinin karaciğer toksititesi ve kanama gibi şikayetler doğurabileceğini özellikle vurguladılar.
Sayın Doç. Dr. Ahmet Turan Işık sayesinde geriatri konusunu daha iyi anlama şansına kavuştuk.    Egzersizin sağlıklı yaşam için ne kadar önemli olduğu belki aşikar ancak yürümenin Alzheimer’ı önlemek için çok önemli olduğunu yine de vurgulamaya gerek var belki. Yerim dar, yenim dar demeden nerede fırsat olursa yürümeyi öneriyor Sayın Işık. 

Ve demansın tedavisinin bir anlamda yalnızlığın tedavisi olduğunu da paylaşıyor hekimlerimiz.
Sosyalleşmenin ne kadar önemli olduğunu seminer boyunca vurguladılar.  “Bir dizi seyredip dedikodusu yapmak da bir zihinsel aktivitedir,” diye paylaştılar. Erken evredeki bir demans hastasının ergene benzediğini.  İnadın hastada ters tepebileceğini de.  “Israr etmeyin ama bezdirmeden hatırlatın,” diye tarif etti Dr. Gülüstü Kaptanoğlu.  Alzhmeimer hastalarının bir çoğu anlaşılan uyku sorunları yaşıyor.  Sık uyanıyorlar, derin uyuyamıyorlar ve biraz da bu nedenle sinirli oluyorlar, düşünceleri net olmuyor.  Uyku uyumayan insanın aklının başında olamayacağını hatırlatıyorlar.  Uykusuz kaldığımda gerçekten ne kadar da huzursuz ve hatta huysuz olabildiğimi düşünmeden edemiyorum.  Gündüzleri hep bir uyku halinde olan hastaların bir çoğunun geceleri uyuyamadıkları için bitkin olduklarını ve hastayı takip eden hekimin verebileceği bir uyku ilacı ile sorunun giderebileceğini aktarıyorlar.  Ancak Alzheimerlı hastalarda ilaç kullanımı konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini de vurguluyorlar.
Her unutkanlığın Alzheimer’dan kaynaklanmadığını da bilmek gerekiyor.  Tiroit hastalıkları dikkat eksikliğine yol açabiliyormuş.  Genç yaşlarda yaşanan depresyon bir demans nedeni olabiliyormuş.
Alzheimer seminerinde o kadar çok bilgi paylaşıldı ki.  Ama benim için en doyurucu yönü dinleyicilerin hepsinin sorularının dikkate alınması ve teker teker cevaplanmasıydı.  Hasta yakınları için belki en hassas tavsiye “Siz kendiniz için ne isterdiniz, sevdiğiniz için onu yapın,” ifadesiydi.



Sarıyer Belediye Başkanlığı o Cumartesi günü Evlendirme Dairesi Salonu’nu bu seminer için tahsis etmiş.  Konuyla çok ilgili olduklarını farklı şekillerde gösterdiler. Sağ olsunlar. 

Alzheimer’ı tanımaya devam ediyorum.  Tüm hastalara şifa ve hasta yakınlarına kuvvet ve sağlık diliyorum.  Uluslararası Lions 118-T Yönetim Çevresine,  Dönem Genel Yönetmeni Sayın Lion Nuray Marçak’a, 1. Bölge Lions Kulüplerine, Yaşlılar ve Alzheimer Komite Başkanı Sn. Ln. Zeynep Arslan Gezgin’e,  Aykü Sn. Ln. Nursen Çelikel’e, 1.Bölge Kulüpleri Başkanı Sn. Ln. Ayşen Ağma’ya, Sarıyer Belediye Başkanlığı’na, Alzheimer Vakfı’na ve değerli hekimlerimize bu kıymetli seminer çalışması için yürekten teşekkürler.


İki saati aşkın bir süre sonra Sarıyer’den ayrılırken dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. İstanbul kışın en soğuk günlerinden birini yaşıyordu.  Arabama gidene kadar yağan karla ıslanmamak için renkli büyük şemsiyemi açtım.  İçimde tarifi zor bir huzur hissi vardı.