İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

6 Mart 2016 Pazar

Kısa Bir Özgeçmiş, Lions Dernekleri Çalışmaları İçin...

Zeynep Kocasinan

LIONS
Progressive Melvin Jones Dostu
Muğla Fethiye Lions Kulübü Üyesi, 1 Ekim 2007
2014-2015      :           Uluslararası İlişkiler ve Yarışmalar Koordinatörü,
Uluslararası İlişkiler ve Yarışmalar Ulusal Komisyon Başkanlığı 118-R Yönetim Çevresi Görevlisi
2013-2014      :           Bölge Başkanı
2012-2013      :           Konsey Sekreter Yardımcısı, Kulüp Üyelik Direktörü
2011-2012      :           Uluslararası Anlayış İkizleşme ve İşbirliği Komitesi Başkanı,
Uluslararası İlişkiler ve Yarışmalar Ulusal Komisyon Başkanlığı 118-R Yönetim Çevresi Görevlisi
                                             Liderlik Geliştirme Takımı Üyesi ( GLT )
2010-2011      :           Kulüp Başkanı
2009-2010      :           Kulüp Sekreteri, Genel Yönetmen Çalışma Grubu Üyesi,
LCIF Çalışma Grubu Üyesi
İzmir Türk Cyber Lions Kulübü Ortak Üyesi (Nisan 2014), 2014-2016 Dönemi Rehber Lionu

Çalışma Hayatı
1992-2014      :  Yaman İnşaat, Müteahhitlik İşleri, Baraj İnşaatları, Genel Müdür
2005- …         :  Danışmanlık

Eğitimi
Üsküdar Amerikan Kız Lisesi Okul 1.si,  Cornell Üniversitesi, ABD, Endüstri Mühendisliği

Hobileri
Resim              :          Fethiye ve İstanbul’da kendi resim atölyelerinde yaratıcılık çalışmaları,
bireysel ve karma resim sergileri
Yazı                :           Bireysel gelişim ve çevre konuları üzerine 8 kitap, dergi ve gazetelere
Türkçe ve İngilizce yazılar, Blogger

Yabancı Diller          
            İngilizce (Çok iyi derece), Türk İşaret Dili (İyi derece),
            Almanca, İspanyolca, Japonca, Fransızca (Orta-az derecelerde)

Üyesi Olduğu Sivil Toplum Kuruluşları
Down Sendromu Derneği Üyesi ve Muğla İl Temsilcisi
Fethiye Ressamlar Derneği
Üsküdar Amerikan Lisesi’nden Yetişenler Derneği
Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği ve ICF - Uluslararası Koçluk Federasyonu Üyesi
AKUT Fethiye Ekibi Gönüllüsü ve AKUT Vakfı Üyesi
Darüşşafaka Spor Kulübü ve Habeş Gençlik Spor Kulübü Üyesi

Lions İle İlgili Bir Yola Çıkıyorum...

Değerli Dostlar,

Kimi dostlarımın bildiği bir konuyu burada da paylaşmak istiyorum.

7 Mart 2016 tarihi itibariyle Üyesi ve Geçmiş Dönem Başkanlarından olduğum Muğla Fethiye Lions Kulübümün büyük ve yürekten desteğini almış olmanın mutluluğu ile, Fethiye Lions Kulübümüzün Üyesi olduğu, Uluslararası Lions Dernekleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu'nun Başkan 2. Yardımcılığı, bizim Lions'da ifade ettiğimiz şekli ile Genel Yönetmen 2. Yardımcılığı için Aday oluyorum.

7 Mart akşamı Yönetim Çevremiz, bir toplantı ile Genel Yönetmen, Genel Yönetmen 1. Yardımcısı ve Genel Yönetmen 2. Yardımcısı Adaylarımızı ilan ederek Yönetim Çevremizdeki Lion ve Leolara duyuracaklar.  24 Nisan'a kadar sürecek olan bir seçim süreci başlayacak.

Hepimiz için hayırlısı olsun.  Saygı ve sevgiyle olsun.

Hayatımda bugünlerde olan bu olayı paylaşmak istedim.  Akış içerisinde blogumu takip eden siz dostlara gelişmeleri, duygu ve düşüncelerimi yeri geldikçe, yüreğime düştükçe aktaracağım.

Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz:
www.lionsclubs.org
ve
www.lionsturkiye.org
siteleri inceleyebilirsiniz.

Muğla Fethiye Lions Kulübümüz hakkında bilgi sahibi olmak için Kulübümüzün Facebook sayfasını veya blog ve internet sitelerini takip edebilirsiniz.
Facebook:  Muğla Fethiye Lions Kulübü
www.fethiyelions.org
www.lionsfethiye.blogspot.com.tr
www.fethyielions.wordpress.com

Hepinize yürekten saygılarımla,
Zeynep Kocasinan

14 Şubat 2016 Pazar

Sevgi olsun...


Sevgi hep olsun yaşamlarımızda.
Sevmek mümkün olsun. 
Sevilmek de, mümkünse.

Resim, bu yıl Lions Barış Afişi Yarışması'nda Mansiyon Ödülü alan Fethiye Mustafa Karslıoğlu İlköğretim Okulu öğrencisi Melisa Kabak'ın afişi. Ne güzel çizmişsin Sevgili Melisa.

8 Şubat 2016 Pazartesi

Yaratıcılık Dünyası

Yaratıcılık çalışmalarının benim için önemini birçok arkadaşım ve bu konuda beraber çalışmalar yaptığımız dostlar biliyorlar.

Benim bireysel gelişim yolumda harika bir rehberim oldu ve bu nedenle keyifle ve büyük katkısına gönülden inanarak yaptırıyorum.

2016 yılında üç aylık bu çalışmalarımıza Fethiye ve İstanbul'da yeni gruplarımız ile başlayacağız. Bu çalışmalara ait duyuruları buradan ve Wordpress blogumdan ve Facebook sayfamdan duyuracağım. 

Bununla birlikte yaratıcılık süreçleri konusunda bireysel bir yolculuğun hikayesini okumayı arzu edenler, bu konuda farklı bir bilgi almak adına, bu çalışmayı daha önce beraber yaptığımız Değerli Dostum Sayın Selcan Yıldırıcı'nın çalışmamız hakkında yazdığı "Beyaz Sabah Sayfaları" adlı kitabını okuyabilirler. 

Sayın Selcan Yıldırıcı'nın bir kitabı daha var. İlk kitabı "1 2 3 Sıçra" da kişisel gelişim yolculuğunu anlatıyor ve kendisinin "Bir İki Üç SIÇRA" adı ile bir Facebook sayfası da var. Orada ilham veren sözlerin dünyası ile bizleri buluşturuyor.

Yaratıcılık, sağlık, sevgi, neşe ve bereket dolu günler bizimle olsun.
Saygı ve sevgilerimle.

23 Ocak 2016 Cumartesi

Sergiden An'lar, "Yolu Yürümek", Teşekkür

Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi Sergi Salonu'nda  18-22 Ocak 2016 tarihlerinde gerçekleştirdiğim Resim Sergisi'ne Fethiye'de gösterilen ilgiye yürekten teşekkür ediyorum.  

Facebook'taki Zeynep Kocasinan sayfamda sergi albümüne yer verdim.

Burada da sergiden bazı kareleri paylaşıyorum.

Yolu saygı, sevgi, neşe ve duygularımızın gerçekliğine sadık kalabilme gücü ile yürümek nasip olsun.

Yürekten saygı ve sevgilerimle.
Zeynep Kocasinan

















18 Ocak 2016 Pazartesi

"Yolu Yürümek" Sergi Özgeçmişi


Zeynep Kocasinan
Resim Sergisi
18-22 Ocak 2016
Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi
Sergi Salonu

*

Zeynep Kocasinan

Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’ni birincilikle bitirdi. Amerika Birleşik Devletleri’nde Cornell Üniversitesi’nde yılda dünyada 12 öğrenciye verilen başarı bursu ile Endüstri Mühendisliği okudu. Aile Şirketleri Yönetimi, Dış Ticaret ve İnşaat Muhasebesi eğitimleri ile başlayan kendini geliştirme süreci profesyonel koçluk ve bireysel gelişim alanlarında onlarca eğitim alarak bu alanlarda uzmanlaşmasına imkan sağladı. 1992 yılından aile inşaat şirketlerinde 2015 yılına kadar görev yapan Zeynep Kocasinan şirket genel müdürlüğü ile inşaat saha çalışmalarını sonlandırdı. 

Sanatçı resim çalışmalarına, inşaat işlerine ek olarak profesyonel olarak devam etmiştir.  2004 yılında İstanbul’da açtığı kendi resim atölyesinde ana konu olarak yaratıcılık başlıklı atölye çalışmaları düzenlemiştir.  Resim çalışmalarına 2013 yılından beri Fethiye Şövalye Adası’ndaki resim atölyesinde devam etmektedir.

Özellikle 2007 yılından itibaren resim çalışmalarının yaratıcılık çalışmalarını kişisel gelişim atölyesi çalışmaları altında daha detaylı ve üç aylık programlar çerçevesinde yapmaktadır.
Fethiye’de 2006, 2007 yıllarında Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi’nde sergiler açan Kocasinan’ın bu sergi Fethiye’deki üçüncü sergisidir.


İngilizce ve az derecelerde Almanca, İspanyolca, Japonca ve Fransızca bilen Zeynep Kocasinan Türk İşaret Dili eğitimi almış olmaktan mutluluk duyuyor. 6 Türkçe, 2 İngilizce olmak üzere 8 Kitabı bulunuyor.

28 Kasım 2015 Cumartesi

Yapmamız Gereken...


Günaydın,

Yaşamda hepimizin yürüdüğü yolda bize gereken esasında kimseye ihtiyaç duymadan ihtiyacımız olanı kendimizin keşfettiği ve yapmamız gerekeni kendimizin yapabildiği günler. Bu mümkün.  Ve hedefimiz de bu olmalı. Yaşam için. Reiki için. Neyi istiyorsak onun için.

Bu yolda, hepimizin bildiklerimizden, yaşadıklarımızdan, deneyimlediklerimizden öğrendikleri var.  Yaşadığımız için bildiğimiz.  Bağımsız olma yolunda işte paylaşmamız gereken tam da bu.  Nasıl bağımsız olmayı başarıyoruz?  Tamam, her zaman olmayabilir ama başarabilidiğimizde, başarabildiğimizde nasıl başarıyoruz.

Reiki adına bildiklerim var.  Bugün ve hangi günler bunu yapmak bana doğru gelecek ise bunu yapmaya gayret edeceğim.  Sizin başka türlü olması gerektiği ile ilgili hisleriniz ve/ya bilişleriniz varsa, bunu aynı yolda yürüyenler ile paylaşmak da sizin sorumluluğunuz.

Yeni bir gün başlıyor ve bu gün için ben de bu düşünceler dolaşıyor.

Hepinize saygı ve sevgilerimle.
Zeynep


13 Kasım 2015 Cuma

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'ndan...

7-15 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen TÜYAP 34. Uluslararası Kitap Fuarı'nda 7 Kasım Cumartesi ve 13 Kasım Cuma günleri imza günleri için bulunmaktan büyük mutluluk duydum.

Kitapların harika dünyasında yazar olarak bulunmak harika bir his.
Aklımdan ve yüreğimden geçenleri yazmaya ve paylaşmaya gayret ediyorum. 2009 yılından beri yayınlanan sekiz kitap ile yaşamın bana getirdiklerini paylaşıyorum.

Hep keyifle okunmaları ve okuyanların aradıklarlarını bulmalarına deestek olmaları dileğiyle.

Sevgiyle.




7 Kasım 2015 Cumartesi

Standın İçinden Bakarken


34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda yayınevinin standında masam beni böyle bekliyordu.
Kitap Fuarı'nın o gerçekten ruhu doyuran sonsuz kitap zenginliği ne büyük mutluluk veriyor. 
Ve o dünyaya bir yayınevi standının içinden bakmak da keyifli.
Yaşam aradığımız kaynaklara gereken zamanda, gerektiğinde kolaylıkla ulaşmamızı sağlasın hep.
Sevgiyle.

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı


Bugün İstanbul'da, TÜYAP 34. Uluslararası Kitap Fuarı başlıyor.

7-15 Kasım 2015 tarihleri arasında devam edecek olan Fuar'ın bu yıl ki teması "Mizah: Hayata Gülümseyerek Bakmak" ve buna ne çok ihtiyacımız var. Keyifle ve gülümseyerek olsun.

Bugün Fuar etkinlikleri içinde "Oktay Akbal" Paneli var, "Vedat Türkali'nin Edebiyatı ve Yeni Romanlarımız" Söyleşisi var. Yarın İlber Ortaylı'nın "Türklerin Tarihi" Söyleşisi var. O kadar çok aktivite var ki. 750 Yayınevi katılıyor Fuar'a. Siz hesap edin.

Ben bugün Saat 14:00-16:00 arası 8 Kitabımı basan ve E-kitap olarak da yayınlayan Cinius Yayınları'nın standında olacağım. Yayınevi gece bir eposta göndermiş, stand yerinde ufak bir yer değişikliği olduğunu iletmiş. Stand Adresi 'Salon 3 605D' olmuş. Fuar enerjisinin içinde farklı şekilde olacağım birkaç saat. Hayırlısı.
En önemlisi, gülümseyerek olsun. Fuar. Anlar. Anılar. Yaşam.
Gülümseyerek olsun.
Severek olsun.

2 Kasım 2015 Pazartesi

İnsan

Birkaç yıl önce Çin'e gitme fırsatım olmuştu.
Çin'de 'insanın' tarihini düşünmeden gezmek mümkün değil.
Türk ve Moğol akınlarından korunmak için M. Ö. 300-400'lerde yapılmaya başlayan Çin Seddi tarihin Dünya'daki önemli izlerinden biri. İmparatorlar gelmiş geçmiş. Yaşam bugüne, bugünkü Çin'in gerçeğine akmış.
Tarih bazen görünen izler bırakıyor, bazen manevi izler.
Bireysel tarihimizi, ülkelerimizin tarihini niyetlerimiz ile, davranışlarımız ile, yapmayı seçtiklerimiz ile yazıyoruz. Gücü elinde tutanlar daha çok ama hepimiz, hepimiz bu hikayenin satırlarını yazıyoruz.
Her an, her gün bizler için bir karar anı. Ne yapmayı seçeceğiz?
Yaptıklarım sevgi, anlayış, adaletle olsun. Ve yapabildiğim ne ise onu yaparak yaşamdan aldığımdan fazlasını vermek için olsun diyorum ben.
Bugün kendiniz için ve çevrenizdeki en az bir kişi için sizin ve onun yaşamına katkı getirecek, mümkünse kalıcı katkı getirecek neler yapabilirsiniz? Benim bugün kendim için sorum bu. Bugün neler yapabilirim? Bakalım yanıtları ile neler olacak.
Sevgiyle kalalım, içimizdeki o sihirli olumlu gücü hatırlayarak.

28 Ekim 2015 Çarşamba

20 Ekim 2015 Salı

Önemli Bir Soru: İnsanlara Enerjimiz İle Ne Yapıyoruz?

Hepimizin arasında muazzam bir iletişim bağı var. Evrende gizli, saklı bir bilgi yok. Doğru hepimizin ulaşması için açık ve erişilebilir.
Duyabildiklerimizin, bilebildiklerimizin sınırlarını belirleyen niyetlerimiz. Aldığımız bilgi ile ne yapacağımız.
Ne kadar farkındalık sahibi olursak olalım, yaşamın geniş resminin bizim doğru olduğunu sandıklarımızdan fazla olabileceğini kabul etmeye cesaretimiz var mı?
Hepimizin arasında muazzam bir iletişim ve etkileşim bağı var. İnsanların arasında düşünceler ve aynı düşünceler gibi enerji akıp duruyor. Enerjimizin başkalarını nasıl etkilediğinin farkında mıyız? Enerjimiz düşündüğümüz veya temasta olduğumuz insanları yükseltiyor mu, yoksa onlardan enerji alıyor veya onları incitip düşürüyor mu?
Farkında olsak da, olmasak da enerjimizin başkalarına etkisi var.Yapıcı. Veya yıkıcı. Ve bu etkinin yapıcı veya yıkıcı olması bize bir hesap çıkarıyor. Etkilediğimiz insan ile aramızda bir hesap doğuruyor. Enerjiyi bir veriyorsak, yani enerjimizi insanları yükseltmek için kullanıyorsak verdiğimiz enerjiyi biz helal edebiliriz. Yine de izin almadan, izin olmadan başkasının yaşamlarına karışmamak gerektiğini hatırlamamız gerekiyor.
Niyetimizin gücü ile başkalarının yaşamlarına karışmadan, özgür iradelerine saygı ile olumlu olmaya karar verebiliriz. İncitmemeye, zarar vermemeye niyet edebiliriz.
Peki, enerjik olarak başkalarını yorduğumuzda, üzdüğümüzde, enerjilerini aldığımızda veya onları enerjimizin dalgaları ile incittiğimizde? Bu çok daha zor bir hesap. Ve insanların çoğu bilerek ve isteyerek değil istemeden enerjileri ile belki de onlara en yakın olanları, en çok destek olacak olanları incitiyorlar. Bazen adeta yıkıyorlar.
Hepimizin, özel bir enerji tekniği bilsek de bilmesek de enerjimiz ile, düşüncelerimiz, niyetlerimiz ile başkalarının üzerinde etkileri var. Fark etsek de etmesek de. Bilsek de bilmesek de. O yüzden fark edelim. Gözlemleyelim. Bilelim. Gözlemlemek, sormak bilmeye başlamak için inanın yeterli. Bizler esasında doğuştan Allah vergisi bir biliş yeteneğine sahip varlıklarız. Bunu kabul etmekte zorlanabiliyoruz o ayrı.
O zaman gelin farkına varalım. Soralım. Varlığımızın enerjisinin, düşüncelerimizin enerjisinin başkaları üzerindeki etkileri neler? Enerji göndermekten bahsetmiyorum, doğal olarak varoluşumuzun yaydığı enerji ne yapıyor? Gelin bunun hep farkında olalım. Başkalarına nasıl ulaşıyor, onları nasıl etkiliyor? Bunu nasıl olumlu kılabiliriz? Ve varsa enerjimiz ile verdiğimiz zararlar, olumsuz etkiler, bunları nasıl telafi edebiliriz?
Soralım. Yürekten, bütünün hayrı için niyetlenerek sorduğumuz soruların yanıtları gelecektir.
Hepimizin arasında muazzam bir bağ var. Doğru soruları soralım ve yanıtları ile hem kendi yaşamlarımızı hem de yaşamlarına dokunduğumuz insanların hayatlarını daha mutlu, daha aydınlık kılalım.
Yaşamak için doğduğumuz kader yollarımızı aydınlatalım.
Sevgiyle.

26 Eylül 2015 Cumartesi

Yeni Başlangıçlarda

28 Eylül Pazartesi günü okullar açılıyor.
Aslında mesela yeğeniminki gibi birkaç hafta önce açılan okullar da var. Kısaca Eylül ayında öğrenciler için yeni bir dönem, yeni bir zaman geliyor, başlıyor.
Harika keşiflerin ve büyümenin aşaması olabilecek, bir yandan da onların yaşama dair umutlarını, heyecanlarını ve azimlerini zorlayabilecek bir zaman. Yaşam fırsatlar, imkanlar, sorunlar, kolaylıklar, acılar, bir çok şey sunacak. Bir ihtimaller dünyası başlıyor ve bu dünya bazen zorlu olabiliyor.
Ailemizdeki, etrafımızdaki, yaşamımızdaki çocuklar için ne yapabilirim diye düşünür böyle zamanlarda. Hala olarak, abla olarak, teyze olarak (Eh artık teyze diyenlerde oluyor bana) ne yapabilirim, ne yapmam uygun diye düşünürüm. Yaşamımızda karşımıza çıkan her çocuğun yaşamında az ya da çok bir etkimiz var. Her sözümüz, her davranışımız, hatta her düşüncemiz onları etkiliyor.
Başarabileceklerine, yapabileceklerine, karşılaştıkları zorlukları aşabileceklerine olan inancımız, sadece aklımızda söylenmeyen sözler bile olsalar yaşamları etkiliyorlar. Niyetimizin, inancımızın, düşüncemizin frekansı yaşamlara dokunuyor.
O zaman hep sevgiyle olsun, her çocuğun içindeki o yapıcı, olumlu güce inanarak olsun, kendi güçlerini keşfetmelerini dileyerek olsun.
Yaşamı öğrenme yıllarımıza dair hepimizin hikayeleri var. Yaşam boyu bizimle yürüyen hikayeler. Her yeni başladığımız şeyde, her yenilikte, her dönemeçte bize kendini hatırlatan hikayeler. Yaşamımızdaki çocukları anlamak kadar kendimizi anlamak için de hatırlamamız gereken hikayeler. Ben bunları bir kısmını yazmıştım. Bugün tekrar okudum ve tekrar paylaşacağım. Çünkü her yapmaya yeni başladığım şeyde kendime hatırlatmam gerekebiliyor. Hala. "Zeynep, yapabilirsin, nasıl yapabileceğini bulman gerekiyor," diyor bir ses. Ve ben o tanımayı öğrendiğim sessiz sese artık güveniyorum.
Kırmızı kurdeleli ya da sadece mutlu, sevinçli, neşeli, bereketli olsun yaşam. Yapmak istediklerimizi yaparak ya da yaşamın karşımıza çıkardıklarını keyifle aşarak. Keyifle yaşayarak.
Yaşadığımıza şükredeceğimiz günlerimiz çok olsun.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Fethiye'den Kyoto'ya Gönül Hattı

Fethiye'yi ne kadar çok sevdiğimi söylememe gerek yok belki. Çoğunuz biliyorsunuz.

Sonra bir şey oluyor. Ve şimdi Kyoto'da olsam diyorum. Mesela Ginkaku-ji'nin bahçesinde yürüsem. Sakince. 


Ya da Kiyomizu-dera'ya gitsem mesela. Neşeli neşeli dolaşsam.


Ya da,
Güzel Fethiye'nin yeşilinde Kyoto'nun yeşilini hayal etsem,
Sevdiğim yerleri kalbimde birleştirsem.


16 Eylül 2015 Çarşamba

Pek Mutlu Hissettiren Adam'a...

Kimi inanışlara göre, kaybettiklerimiz ile onların yaşama veda ettikleri günlerde çok daha kolay iletişim kurarız. O günlerde onları daha çok, daha kolay hissedebiliriz. Onlar bizimle buluşmaya daha hazır olurlar.

Biz Babamı 2004 yılında, 16 Eylül günü kaybettik.
17 Eylül günü de toprağa verdik.
Babam acılı vedalaşmalara inanmazdı. Belki daha doğrusu, esasında oldukça duygu dolu, sevgi dolu bir adam olmasına rağmen, acıların aşmamız için var olduğuna inanan, engellerin aşmamız için karşımıza çıktığına, karanlığın ardındaki aydınlığı görmeye inanan bir adamdı. Öyle olmasa hayatındaki onca zorluğu aşıp 77 yaşına varamazdı muhtemelen. Bunu hayatı boyunca yakınmadan yapmayı da başaramazdı herhalde.

Babam birkaç defa da hayatla ölüm arasında gidip gelmişti 2004 yılına kadar aslında. Mesela 1989 kışında Amerika'daki olaylı ameliyatlarından sonra esasında evine, ülkesinde ölsün diye gönderildiğini benim anlamam ancak Annemin ve Sevinç Teyzemin onu özel bakımları ile hayata döndürmelerinden sonradır.

2004 yılı Babamın kesinleşen veda vakti olmalıydı çünkü sanki ilk defa o zaman onun o bitmeyen azmini, içindeki anlaması ve tarif etmesi zor o dev gücü bırakmakta olduğunu hissetmiştim. Onun bırakmakta olduğunu. "Sizi bunu da aşarsınız," dediğimde bana o ünlü yarım ağızla gülümsemesini çok net hatırlıyorum. Gözünü kırpıp gülmüştü ama o gülümsemenin altında "Bu defa değil," der gibiydi. Görmezden gelmek için çok uğraşsam da, zamanın gelmekte olduğunu onun gözlerinden fark etmemek imkansızdı. Şanslıydım aslında. Babası ile 34 yılı olabilen bir kızdım ben. Şanslıydım aslında. Mesela babamın, ben 5 yaşındayken geçirdiği kalp krizinden sonra kendimi bildim bileli onu kaybetmekten korkmuştum ama, Serap Teyzem gibi 5 yaşında gerçekten kaybetmemiştim babamı. Şanslı olduğumun da farkında oldum bir yandan hep.

Babamın varlığını hissetmek için özel bir güne ihtiyacım var mı bilmiyorum.
Aradan geçen onbir yılda sevinçli bir hasrete dönüşüyor ona özlemim. Yokluğuna, yoksunluğuna üzülmüyorum diyemem ama yaşattıklarına her gün daha çok şükrediyorum. Benim savaşlarımı asla benim için savaşmadan beni her yeni gün, bir sonraki mücadeleye, bir sonraki engele hazırlayan, bir sonraki hedefe, bir sonraki umuda taşıyan, yaşamı bana öğretmek için doğmuş zorlu ama pek muhteşem bir hoca gibiydi.

Babamın varlığını hissetmek için özel bir güne ihtiyacım var mı bilmiyorum.
Ama bugün, onu tanımış olduğum için pek mutlu hissediyorum.

8 Eylül 2015 Salı

Uğurlama Zamanı


Bugün, Fethiye'de, trafikte en çok dikkatimi çeken şey, arabaların, taksilerin, dolmuşların, Belediye otobüslerinin, minibüslerin önlerinde, arkalarında, yanlarında, üzerlerinde asılı olan Türk Bayrakları.
Kimileri küçük, kimileri büyük, kimileri kocaman.

Evlerde, otellerde, dükkanlar ya da sokaklarda Belediye tarafından asılan bayrakları görmeye Fethiye'de alışığız biz. Onlar da var. Var ama, bugünün farkı yollardaki bayraklar.

Bir an fotoğraflarını çekmeyi düşündüm. Sonra vazgeçtim. Fethiye'de olanlar zaten görüyor. Benim de hafızamda kalsınlar istiyorum. Paylaştığım bayrak fotoğrafını ise birkaç yıl önce Antalya'da çekmiştim.

Esasında Fethiye'de, araçlarda bayrak görmeye de alışığızdır biz.
Asker uğurlamalarında.
Aile ve arkadaşları askere gidecek gençleri neredeyse arabaları tamamen örten bayraklar ile sarılı araçlar ile, mini konvoylar ile uğurlarlar.
Bir aracın üzerinde kocaman bir Türk Bayrağı görüyorsanız, bir gencimiz askere uğurlanıyor demektir.

Bugün Fethiye, tanıyanı, tanımayanı ile bir askerini uğurlamaya hazırlanıyor.
Bugün Fethiye belli ki bu işi usulüyle yapmak istiyor.
Şehit Uzman Çavuş Adnan Ergen'in cenazesi ikindi namazını müteakip Eşen'de toprağa veriliyor.

Allah rahmet eylesin. Hep nurlar içinde olsun.

30 Ağustos 2015 Pazar

Türk İşaret Dili Öğrenme Zamanı Geldi

Türk İşaret Dili hakkındaki yazım Lions Relife Dergisi'nin online sitesinde yayında:

http://www.lionsrelife.com/kose-yazisi/turk-isaret-dili-ogrenme-zamani-geldi/

*

Ve,

Türk İşaret Dili'ni öğrenme maceramın iki aşaması 2015 yılının Temmuz ayı sonlarında tamamlandı. Şimdi öğrenmeye ve kullanmaya devam etme zamanı başlıyor.



19 Temmuz 2015 Pazar

Yeni Yazı Dizisi - Lions Relife Dergisi'nde

Yaşamı, tesadüfleri ve kaderin izlerini takip etmek adına, Lions Relife Dergisi'nin online sitesinde yeni bir yazı dizisine başladım.
Kendi tesadüflerinizi, yaşamın sihirli izlerini birlikte keşfetmek dileğiyle.

http://www.lionsrelife.com/kose-yazisi/tesaduflerin-izi-japonyadan-mi-gecer/

14 Mart 2015 Cumartesi

Reiki ve Din

Reiki'ye dair binlerce soru ile karşı karşıya kaldım yıllar içerisinde. Bu soruların çok büyük bir çoğunluğu benim de kendime bu yolda sorduğum sorular olduğu için, deneyimlediğim şeyler olduğu için yanıt vermek genel de kolay oldu ve olur. Çok çok daha az olarak yaşamadığım deneyimler ile ilgili sorular gelir. Bunlardan bazılarının yanıtları berraktır bir şekilde ve yine birçoğunuzun bildiği gibi "Allah yanıltması" diyerek yanıtlarım. Bazen de yanıtım yoktur.
*
Reiki öğrenmeye dair, Reiki'yi kullanmaya dair sorulardan bazıları din ve dini inanç üzerinedir. Bugün de önümüzdeki hafta Reiki II. Uyumlaması almak üzere olan bir öğrencimin bu konudaki bir mesajı bende bu konu hakkında paylaşım yapmak isteğini uyandırdı.
Reiki, bu ad ile Japonya'da kullanılmaya başlanan bir enerji aktarım tekniği. Dünya'ya Amerika'da, Hawaii'de yaşayan bir Japon hoca tarafından yayıldığı için kimi insanlar bu uygulama yabancı bir şey olarak görebiliyor, bunu sorgularken dine aykırı olabilir mi diye sorabiliyorlar.
Müslüman, Hristiyan ve Musevi öğrencilerim arasında bu soruyu daha çok Müslüman öğrencilerim soruyor. Bunun bir nedeni çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, bir toplum içinde yaşıyor ve eğitmenlik yapıyor olmam. Müslüman olmam. Yani bu sorunun muhatabı olarak kabul edilmem olabilir.
Reiki'nin İslam'a veya Müslümanlığa aykırı olup olmadığı konusunda bir din adamı, bir teoloji uzmanı olarak yanıt veremem. Bununla birlikte Müslüman doğmuş olmakla birlikte Müslümanlığı seçmiş, Zeynep adı ile Müslüman olarak doğmuş olmamın anlamına inanan biri olarak, Reiki'yi yıllardır kullanan ve öğreten biri olarak düşüncelerimi, inandıklarımı paylaşabilirim.
Benim Allah, Yaradan inancıma göre, sadece Dünya'da değil Evren'de o herşeyi kapsayan akıl ve iradenin dışında bir şey olamaz. Yaradan'a ait olmayan hiçbir şey olamaz. Kötülük diye sınırlı irademiz ile adlandırdığımız, kötü dediğimiz şeylerin bile bütün içinde anlamı ve yeri var. Japonların Reiki diye adlandırdığı, yaşamın enerjisinin bir kısmı olarak tarif edebileceğimiz, havanın içindeki belki oksijen olarak tarif edebileceğimiz bu enerji, Yaradan'ın bizlere sunduğu olumlu ve yapıcı bir güç ve nimetten başka ne olabilir. Reiki o ad ile Japonya'da bir üstat tarafından algılanmış bir enerji, ancak bu enerji yaşamın, evrenin özünden gelen bir enerji yani ezelden beri var olan bir kaynak özünde. Böyle tarif edilebilir.
Ve Yaradan'a ait olmayan, Yaradan'ın üzerinde hükmü olmayan bir şeyin varlığını hayal edebilmek o ilahi ve sınırsız gücü bana göre sınırlamaya teşebbüs etmek demek. Yaradan'a olan inanç ve teslimiyette şart koşmak demek.
Reiki'yi kullanan, dini ilim olarak çalışan öğrencilerim de var, danışanlarım da var. Bununla birlikte benim düşünüşüm ve inancım kendi yaşamıma ve deneyimlerime göre.
Reiki'yi yüreğinize siniyorsa, canınız istiyorsa seçin, öğrenin ve kullanın. İstemiyorsa kullanmayın. Reiki kendimizi kuvvetlendirmek için, kendimize ve başkalarına yardım etmek için, destek olmak için tek yol değil. Benim her zaman ve en çok kullandığım metot o ayrı. Ben inandığım, güvendiğim, faydalı bulduğum için Reiki'yi başta kendim için kullanıyorum ve öğretiyorum. Sizin için neler uygun, buna sizler yüreğinizin pusulası ile karar vereceksiniz. Evrende gizli saklı hiçbir bilgi yok. Herşey ama herşey esasında şeffaf. Yani ruhumuz, yüreğimiz bizim için iyi olan şeyleri, doğruları biliyor. Yüce Yaradan'ın böyle mükemmel bir sistemi var. Doğrular belli. Bizler o doğruları her zaman görmeyi başaramayabiliriz, imtihanımız bu yolu keşfetmek inancıma göre.
Diğer bir yandan da Reiki'nin enerji aktarmak için hiçbir teorisi, inanç öğretisi yoktur. Reiki bir anlamda enerjik bir fizyoterapidir. Reiki uygulayıcılarının beş temel prensibi akıllarında bulundurmaları istenir. Şükretmemizi, ekmeğimizi helal yollardan kazanmamız gerektiğini ve büyüklere, canlılara saygılı olmamızı hatırlatır. Öfkelenmemeyi, endişelenmemeyi hatırlatır. Bir insana daha güzel, tüm olumlu inanç ve inanışlar ile uyumlu ne önerilebilir?
Ben Reiki'ye güveniyorum, kullanıyorum, hep paylaştığımı gibi Yüce Yaradan'ın bu harika nimeti için her gün şükrediyorum, bu şükrümü her fırsatta ifade ediyorum.
Yaşamda doğruları görebilmemiz ve yaşamak için doğduğumuz yaşamın izini bulabilmemiz dileğiyle. Reiki veya bize destek verebilecekler her ne ise onları bularak, kullanarak.
Saygı ve sevgilerimle.

Reiki'ye Dair Sorular

Reiki'ye dair hergün kimileri benzer, kimiler çok farklı sorular geliyor. Bunları derslerimizde, Reiki buluşmalarımızda paylaşmaya gayret ediyorum. Burada da sizlerin Reiki ile daha kuvvetli ve sağlam bir şekilde bağlanmanız niyeti ile burada da uygun oldukça paylaşacağım.

- Reiki uygularken, özellikle ileri seviyelerde, Reiki'yi nasıl ve nerelere vermeniz hakkında aklınız karışırsa, karıştığında, Reiki'yi en temel şekilde kullanmaya geri dönün. Reiki'yi yapmaya niyet edin ve ellerinizi o kişinin (eğer oturabiliyorsa) omuzlarına koyun ve 10 dakika verin. Bu neredeyse hiç yanıltmayan, her zaman rahat verilen ve alınan bir pozisyondur. Bırakın enerji akması gereken yere, ihtiyaç olan yere kendisi seçerek aksın. Ulaşması gereken yeri kendi seçsin ve uygun hızda ulaşsın.
- Uzun süreler Reiki vermek her zaman en iyi şey değildir. Gereken kadar Reiki vermeyi dilemek, hedeflemek gerekir. Bir insana su içirmek iyidir, bununla birikte bir insan bir defada ne kadar susamış olursa olsun ne kadar su içebilir? Aç bir insan ne kadar yemek yiyebilir? Aç bir insan bazen düzenli yemek yiyen bir insandan çok çok daha az yemek yiyebilir. Bir kişiyi bir anlamda enerji ile beslerken, enerjisi az ise bu çok enerjiye ihtiyacı olduğu anlamına gelmekle birlikte, bu enerjiyi nasıl bir düzen ile nasıl bir zamanlama ile almasının uygun olacağını sorgulamak gerekir. Reiki enerjisi, enerjiyi veren kişiyi bu anlamda yönlendirir. Bu yönlendirme hislerini dinleyin. Bu nasıl mı olur? Reiki öğrencilerim bunu farklı farklı şekilde hep deneyimlemişlerdir. Bazen eliniz artık olduğu yerde duramaz hale gelir, oturduğunuz yerden kalmak istersiniz, adeta oturamaz olursunuz, yüreğimiz daralır, enerji akışı kesilir veya enerjiyi alan kişi bir rahatsızlık ifade eder. "Bu kişinin derdi var, benim çok enerji vermem gerekiyor," demeyin. Ne kadar vermeniz gerekiyorsa onu vermeyi dileyin.
Bütün hayrı için, kendi hayrınız için, insanların hayrı için.
Kuvvetiniz sevgi ile bol olsun.

Geriye Doğru Bakmak


Bir an için durup yaşamda geriye doğru baksak,
hepimizin yaşamında doğru olamayacak kadar iyi, gerçek olamayacak kadar düşünceli, sevgi dolu, yardımsever, hızır gibi yetişen, hiçbir karşılık beklemeden yardım eden, destek veren insanlar ve onlar ile karşı karşıya geldiğimiz sihirli an'lar vardır.

Bir an için durup yaşamda geriye doğru dönüp baksak
ne kadar şanslı olduğumuzu fark edeceğimiz an'lar vardır.

Geriye doğru bakın.
Hatırlayın.

Yaşama güvenimin sarsılmaya başladığını hissettiğim zamanlarda, yaşamdaki 'kötülükler' arka arkaya gözümün önüne dizilmeye başladığında, o an'lara geri dönerim. Unutmak kolaydır. İhtiyacım olan hatırlamaktır. Mesela on yıl kadar önce bir Mayıs ayında, İspanya'dan döndüğüm o yağmurlu İstanbul sabahında, Atatürk Havalimanı'nda, uçağın kapısından çıktığım anda uçağın merdivenlerinden aşağı yuvarlandığımda, beni tutarak pistin beton zeminine çarpmamı engelleyen, beni tutup nazikçe yere bırakan ve uçağın yanında bekleyen otobüslerden birine binerek gözden kaybolan, ve uçağın kapısında, arkamda, bir top gibi aşağı yuvarlandığımı dehşet içinde seyreden annemin teşekkür etmek için bulmayı başaramadığı ve o kim olduğunu öğrenemediğimiz adam gibi, kim bilir kaç kişi, farkında olduğum kadar olmadığım zamanlarda hayatımı kurtarmış, yaşamımı iyileştirmiştir.

Tanıdığım ve tanımadığım insanlar geliyor aklıma. Ve düşündükçe ardı ardına olaylar, anlar, anılar.

Yeni gün şükretmeyi hatırlayarak yaşayacağımız bir gün olsun. Hayatımızdaki bildiklerimiz kadar bilmediğimiz ve isimsiz kahramanlara da teşekkürle ve birilerinin yaşamında ihtiyaç olduğunda ışık, şifa, hayat olmamız dileğiyle. Sevgi, neşe, saygı ve hoşgörü ile.

13 Mart 2015 Cuma

Bir Kitap


Yaşamı anlamak adına yapılabilecek en doğru şeylerden biri Viktor Frankl'ın "İnsanın Anlam Arayışı-Man's Search for Meaning"ini okumak diye düşünürüm bazen. Tekrar ve tekrar, yeniden keşfederek.

12 Mart 2015 Perşembe

İçimizdeki Cevher


İçimizde, hepimizin içinde keşfedilmeyi ve ortaya çıkarak yaşam bulmayı bekleyen ne çok yetenek ve zenginlik var.

Kimilerimiz bizdeki bu cevheri bularak hayat bulması için çalışan insanlar ile karşılaşma şansına sahip oluyoruz.

Bazense bizi doyuracak bir yaşamın arayışı içinde bizde saklı hazineyi kendimizin keşfetmesi ve ortaya çıkarması gerekiyor.

Bazen zorluklar bizi daha kuvvetli yaparken, bazen de önümüzü açanlar hızlı yol almamızı sağlıyorlar.

Yolumuz ne olursa olsun, emin olmamız gereken bir şey var. Nasıl olursa olsun, ne olursa olsun, ne kadar kolay veya zor olursa olsun, yaşamak için doğduğumuz yaşamı yaşamaya yaklaştığımızda doyum, mutluluk ve keyif oluyor. Çok zor bir yaşam bile, bir anından bile şikayet etmediğimiz bir yaşam oluyor.

Karşımıza çıkan her 'engel', her 'zorluk', üstesinden gelebileceğimiz için. Aşmamız, çözmemiz, keşfetmemiz ve üstesinden gelmemiz için. Belki engel ve zorluğa bakışımızı değiştirmek için.

Kendi gücümüzü keyif ve mutluluk ile keşfedeceğimiz bir yaşamın tadını hep alalım.

11 Mart 2015 Çarşamba

Reiki Bilgileri

Reiki'den bahsetmeye, her zaman yinelemeye özen gösterdiğimiz bilgileri pekiştirmeye devam edelim.
- Reiki enerjisini verirken yorulmamaya, özellikle dokunarak Reiki verdiğimiz zamanlarda ellerimizin, kollarımızın rahat olmasına dikkat etmeliyiz. Özellikle ağır durumda yatan hastalara Reiki verirken veya hastane ortamında kişinin bedeninin bazı bölgelerine uzanmak zordur. Yardım etmek isteği ile kendinizi incitmeyin. Hastanede, hasta yatağındaki bir hastaya daha kolay dokunabileceğiniz dizinden, ayak bileğinden, tek elle dokunarak Reiki verebilirsiniz. "Reiki verirken belimi incittim", "Reiki verdim kollarım tutuldu," diyen Reiki uygulayıcıları ile karşılaşıyorum bazen. O nedenle öğrencilerime hep hatırlatırım, Reiki dostlarına bir defa daha hatırlatmak istiyorum: Reiki vermek enerjiye kanal olmak demektir. Yani rahat olmalısınız. Kendinizi inciterek başkasına yardımcı olmak olmaz.
- Reiki verirken esas olan Reiki yapmaya niyet etmektir. Bütünün hayrı için. Kendi hayrınız için. Reiki vereceğiniz insanın hayrı için olması niyetini de ekleyebilirsiniz. İsterseniz. Sonrasında ellerinizi veya tek elinizi bedenin üzerine herhangi bir yere koymak yeterlidir. Reiki iki elle veya tek elle verilebilir. Önemli olan akış için rahat bir pozisyonda durmaktır.
- Ağır rahatsızlığı olan kişiler Reiki enerjisi alırken çok yoğun bir sıcaklık hissedebilir ve bu sıcaklık hissinden rahatsız olabilirler. Omuzlar gibi, dizler gibi eklemlerin üzerinden Reiki vermek bu rahatsızlığı hafifletir.
- Reiki giysilerin üzerinden uygulandığı gibi, çarşaf, pike, hatta battaniye/ler üzerinden verilebilir. Reiki verirken esas olan kişinin enerji alanının içinde olmak ve enerjiyi akıtmaktır. Bazen kendimize Reiki verirken elimizin tenimize temas etmesi, özellikle ağrımız varsa iyi gelebilir, daha iyi hissettirebilir. Bununla birlikte başkalarına battaniye, yorgan üzerinden ellerinizi koyarak Reiki verebilirsiniz. Reiki'nin harika kuvvetini rahatlıkla bu şekilde de aktarabilirsiniz.
- Başkalarına Reiki verirken, canınız istediğinde vermek, içinizden Reiki vermenin doğru olmadığı geldiğinde bunu dinlemek doğru olur. Reiki enerjisi uygulayıcıyı adeta yönlendirir; bunu dinlemek gerekir. Örneğin, bazen çok ama çok yorgun olmamıza rağmen Reiki vermemiz gerektiğini biliriz ve bunu yaparız. Bazen makul olan, doğru olan enerjiyi vermektir ama sanki enerji gitmez, gitmek istemez, enerjiyi vermek düşünesi yüreğimizi daraltır. Bu bizim enerji vermememiz gerektiğini söylüyor olabilir. Belki o kişiye bizim karışmamız doğru değil. Belki başka bir yerde olmamız gerekiyor ve o anda Reiki vermemiz doğru değil. Enerji bize mesaj verir. Bunu duymaya, dinlemeye ve fark etmeye açık olalım.
- Reiki'yi hiçbir zaman bir ağrının geçmesi niyeti ile vermemek gerekiyor. Reiki çoğu zaman çaresi olmayan ve zorlu ağrıların geçmesine yardımcı olur, ancak Reiki ağrının bastırılması veya geçirilmesi için verilmez. Reiki bir hastalığın iyileşmesi niyeti ile verilmez. Bir ağrının geçmesi için Reiki vermek, ağrının geçmesinin doğru olduğunu, en doğru şey olduğunu bildiğimizi varsaydığımız anlamına gelir. Oysa hiçbir Reiki uygulayıcısı böyle bir bilgiye sahip olduğunu iddia edemez. Özellikle Reiki'nin dokunarak Reiki verdiğimiz 1. Seviyesinde ve dokunarak Reiki verdiğimiz zamanlarda bizler ellerimizi koyar, Reiki'yi aktarmaya niyet eder ve enerji akışını ve olması gerekeni İlahi İradeye bırakırız. Müdahalesiz ve özgürce.
- Reiki bir destek enerjisidir. Bizlere hangi olumlu ve faydalı sonuçları göstermiş olursa olsun Reiki'yi bir iyileşme aracı olarak sunmak doğru olmaz. Özellikle ağrı şikayeti olan ve bizlerden Reiki isteyenlerin gerekli sağlık kontrollerinden geçtiklerinden emin olun. Örneğin, Reiki başağrılarının rahatlamasında çok yardımcı olur ama ya kişinin baş ağrıları beyin anevrizması gibi çok hayati ve önemli, ileri aşamada bir sorundan kaynaklanıyorsa? Size ağrısı olduğunu ileten ve sizden Reiki vermenizi isteyen kişilerin ağrının kaynağını tıbbi yönlerden kontrol ettirdiklerinden emin olun; bunu yapmaları için yönlendirmek Reiki uygulayıcıları olarak sorumluluklarımızdan biri olsun.
- Reiki bedenin, ruhun kendini iyileştirme gücüne destek veren bir araçtır denilebilir.
*
Yaşamda yapmamız gerekenleri yapma gücünü hep bulmamız dileğiyle. Sağlık, neşe ve bereket dolu günler sizinle olsun.