Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta

Zeynep Kocasinan'ın Kitapları Seçkin Kitapçılarda Satışta
Zeynep Kocasinan'ın Kitapları: "Reiki'yi Yaşıyorum", "Görüşler", "Dönüşüm Oyunu Gerçek mi?", "Atlamak", "Kitaplar Soru Sorar", "Doğru Yanlış Güzel Çirkin", "Is It Written in the Stars?" ve "Imagine Being Lucky"

İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Oynamayı Biz Ne Zaman Unuttuk?


Çocukluğumuzda oyun okul ile birlikte hayatımızın en önemli parçasıdır. Okula gitmek ve oyun oynamak dışında çok fazla bir şey yapmak zorunda olmayanlarımız için. Legolar benim en sevdiğim oyuncaklarımda çok fazla bebeğim yoktu. Bir tane gerçekten bir minik bebeğe benzeyen ve o ebatlarda Sevinç Teyzemin Japonya’dan kim bilir nasıl taşıyarak getirdiği bir bebeğim vardı. Bir de babamın aldığı zenci barbi tarzı bebeğim. Ağabeyimin küçük matchbox arabaları ile oynamak, monopoly gibi oyunlar hoşuna giderdi. En çok da Legolar. Onlarla her şeyi tasarlamak mümkündü. Başkalarının yaptıklarımın ne olduğunu anlaması önemli değil, ben yaratıyordum ya.

Oyun oynamayı ben ne zaman bıraktım. Lise son sınıfta mı? O zamanda lise müzik grubumuzda davul çalıyordum, bu da bir nevi oyun sayılır mı? Üniversitede bıraktım sanırım, ve Türkiye’ye dönünce de artık iş hayatım başlamıştı ve ciddi olunması gerektiğini düşündüğüm yıllar geçiverdi. Büyüklerin oynamayabileceği oyunlar konusunda benim bilgim dar kaldı.

Oyun yaşamın provası belki çocuklar için. Büyükler içinde yaşam provası olmayı hedefleyen bir oyun var, Dönüşüm Oyunu, orijinal adı ile Transformation Game. Tesadüfler ile birkaç yıl önce karşıma çıkan bu oyun, hayatta elde etmek istediklerimiz ve başarmak istediklerimizle yola çıktığımızda neler olabileceğinin farklı bir provası. Yaşamı derinden sorgulatan ve içimizdeki çocuğu mu dersiniz ruhumuzun sesi mi dersiniz, unuttuğumuz bilgileri ortaya çıkarıyor. Derinlerden ve kimi zaman biraz daha sert kimi zaman usulca.

Çocuklukta oyun rahat etmemizi sağlıyor. Oyun israf edilen bir zaman değil, esasında çocuğun gelişimi için çok önemli bir zaman. Yani çocuğunuza “oyunu bırak dersini çalış” derdiğiniz her zaman doğru olmuyor. Yerine göre bazen oyun ders çalışma verimini arttırabilir, yaratıcılığını geliştirdiği için problem çözme becerilerini geliştirebilir. Oyun ile çocuk başka türlü alması mümkün olmayan becerileri alıyor, farklı durumları deneyimliyor.

Mutluluk enerjisi ile yapılanların başarılı olma oranının çok daha yüksek olduğunu görüyorum. Bu enerji ile hayal edilenlerin daha sık ve hızlı gerçekleştiğini. Çocuk da oyun sırasında, eğer doğru oyunlar ile beslenebilirse, gelişimi için büyük adımlar atabilir. Oyunlar aynı zamanda becerileri geliştirmek içinde güzel fırsatlar sunar, hem sosyal hem koordinasyon ve mekanik becerileri. Ama sadece çocuklar için değil, esasında büyükler için belki daha fazla.

Dönüşüm Oyunu 16 yaşından büyüklerin oynayabileceği etkili ve güzel bir oyun. Oyunun yaratıcıları Joy Drake ve Kathy Tyler adına oyun dedikleri için bu kelimeyi tekrar ediyorum. Esasında süreci kolaylaştırmak için oyun formatında hazırlanmış çok derin bir kişisel gelişim aracı. Elleri dert görmesin, yüreklerine sağlık. Bu iki dev yürekli kadın dünyaya son otuz yıldır kullanılan çok güzel bir hediye sunmuşlar. Onlara bu vesile ile sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Hem oyun hem de geliştirdikleri koçluk çalışmaları hem kendi gelişim sürecimde bana büyük destek oldu, hem de bana bu araçları kullanarak başkalarına destek olma şansı verdi.

Kolaj yapmak benim bir hocamdan öğrendiğim ve büyük iyileştirici gücü olduğunu düşündüğüm bir çalışma. Kolajı bir oyun ruhu ile yapmak mümkün. Oyun ruhu ile yaptırmak mümkün. Hem çocukların hem büyüklerin iç dünyalarını dışa dökmeleri, içlerinde birikmiş olan ve adlandıramadıkları birikmişlikleri atmaları için mükemmel bir araç. Resim yapmak da bunu sağlıyor. Ancak gözlemlediğim kadarı ile resim kağıdı ve boyalar önüne konulduğunda bir çok insanı güzel resim yapamama kaygısı alıyor, yapmamayı seçenler çok oluyor. Bu beni üzen bir gözlem. Serbestçe içinizden geldiği gibi yapın, desem de, ne kadar rahatlatmaya çalışsam da, kişiye keyif vermesi ve rahatlatması gereken bu süreç insanları başarı-başarısızlık, iyi-kötü, özgüven-güvensizlik sularında istemediğim bir gezintiye çıkarıyor. Yabancı danışan ve müşterilerimde bu sıkıntı çok yaşanmıyor. Ama Türklerin oyun için bile olsa özgürce resim yapmak konusunda inkâr edilemez bir sıkıntısı var. Farklı şehirlerde, farklı yaş gruplarında o kadar çok insanda bunu yaşadım ki, sırf bu bile insanlarımızın ruh sağlığı ve kişisel gelişimi için ele alınması gereken bir şey diye düşünüyorum. Öğrencilik yıllarımızda resim ile ilişkimizde neler oluyor?

Oyun üzerine söyleyecek çok şey var, ve devam edeceğim. Ama bugün birkaç sorum var size: Siz neye oyun diyorsunuz? Ve bunu düşündüğünüzde neler hissediyorsunuz?