İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

17 Ekim 2010 Pazar

Refleksoloji'nin Kurucularından Dwight Byers Londra'daydı




Refleksoloji olarak bilinen tamamlayıcı tıp dalını oluşturan ve dünyada tanınmasını sağlayan Eunice Ingham'ın yeğeni, Refleksoloji'nin öncülerinden ve IIR International Institute of Reflexology'nin başkanı Dwight Byers Londra'daydı. ABD'nin Florida Eyaletinde yaşayan Byers'ın bu ziyaretini kaçırmak istemedim ve Londra'daki eğitimine katıldım. IIR UK Direktörü ve hocam Hagar Basis'te bizlerleydi.

Londra, Lancaster Gate, Columbia Hotel'de düzenlenen Proficiency Training çalışmasına ağırlıklı olarak İngiltere'nin farklı bölgelerinden refleksoloji uzmanları katıldı.

Refleksoloji'nin bir bilim dalı olarak oluşmasında Eunice Ingham ile büyük rol oynayan Dwight Byers 60 yılı aşkın bir süredir bu dala emek veriyor. Heyecanı ve enerjisi gerçekten görülmeye değer.

Refleksoloji Türkiye'de daha az tanınmakla birlikte özellikle İngiltere'de ve dünyada iyi bilinen ve kullanılan bir tamamlayıcı tıp metodu. IIR "Orijinal Ingham Metodu" ile Refleksoloji uzmanı yetiştiren dünyadaki en tanınmış refleksoloji okulu.



Daha fazla bilgi için:

13 Ekim 2010 Çarşamba

Sinan Kocasinan

Sabah Dalaman Havalimanı’nın CIP Salonuna girdiğimde uçağın kalkmasına uzunca bir zaman vardı. Fethiye’den yola çıkan Havaş Servisi her nedense oldukça erken varmıştı Dalaman’a. Serviste de oldukça az sayıda yolcu vardı. Uçak ise ben gece internet üzerinden check-in işlemimi yapıp koltuğumu seçerken oldukça dolu görünüyordu.

Salı günü yoğun bir gün olmuştu. Epostalarımı kontrol edememiştim. Uçağın kalkışına kadar geçirmem gereken bir saati aşkın bir zamanım vardı. Bir yandan da Japonca çalışıyordum. Bir hafta sonra yapacağım Japonca dersinde neleri anlatsam diye düşünüyor ve kitaplarımı karıştırıyordum. Dönem başkanlığını yaptığım Fethiye Lions Kulübü olarak "2010 Türkiye'de Japonya Yılı" etkinliği olarak Japonca kursu açmıştık. Japonca öğretmeni de bendim.

Babamı bu sabah bu kadar net olarak hatırlamayı beklemiyordum. Esasından bir yandan babamı hiçbir zaman tam olarak aklımdan ve yüreğimden uzak tutuyor değilim, ama yaşam telaşları ile devam ediyor...

Kendi başıma oturmuş yazı çizi işlerimle uğrayaşacaktım. Düşüncem buydu.

Derken CIP Salonu’nun işletmecisi ile karşılaştım. Harika iki kızı olan bu beyi simaen Dalaman Havalimanı’ndan bilirdim. Sonradan ailesi ile ise tesadüfen tanışmıştım Fethiye’de. Bu sabah da kendisini görünce hal hatır sordum; eşine selam gönderdim ve tekrar kitaplarıma döndüm. Döndüm dönmesine de oturduğum koltuğun hemen arkasında bu beyin yolculardan biri ile ayakta yapmakta olduğu sohbete kulağım kaydı. İster istemez kaydı, çünkü Fethiye bölgesine yakın bir barajdan bahsediyorlardı. Bana çok yakın olmalarına rağmen duyamıyordum ama sanki her baraj kelimesini kullandıklarında kulaklarımda ses yükseliyordu. Belli ki yolcu inşaatla ilgili bir kişiydi. Bir yandan kitabımı okumaya çalışıyordum ama hemen arkamda yapılmakta olan sohbeti duymaktan alıkoyamıyordum kendimi.

En sonunda dayanamadım, koltuğumdan kalktım ve geri dönerek onlara “Barajlardan bahsediyorsunuz, kendimi sizleri dinlemekten alamadım, benim babam da uzun yıllar baraj inşaatları yapmıştı,” dedim. Sonrada inşaat mühendisi olduğunu öğrendiğim bey “Babanızın adı nedir?” diye sordu. “Sinan Kocasinan, belki duymuşsunuzdur ismini,” dedim. Aldığım cevap beni bile şaşırttı. “Ben Sinan Kocasinan’la konuşmuş biriyim,” diye söze başladı ve benim çocukluk yıllarımda babamın yaptığı bir inşaat işi zamanı Karayolları Genel Müdürlüğü’nde çalıştığını, o zamanki şantiye şeflerimizden birinin üniversite’den arkadaşı olduğunu paylaştı. Babamın o 1970’lerin başlarında yaptığı işle ilgili olarak anlattığı hikayeler vardı. Bu mühendis bey bana babamla konuşmalarını aktarırken babamın benimle zaman zaman o döneme dair paylaştığı düşünce ve deneyimlerinin aynısı, neredeyse aynı kelimeler ile anlatması bana o an sanki babamı dinlediğim hissini verdi. O bey babama sorular sormuş. Aldığı cevaplar babamın demek ki samimi görüş ve hisleriymiş ki 20 yıl sonra 1990’larda ben o dönemi dinlerken aynı deneyimleri duymuştum.

Babamın İstanbul'da yüzde elli indirim ile aldığı bir işten bahsediyorduk. "Sinan beyin bu işine kadar bu, Türkiye'de görülmemiş bir şeydi," dedi Mühendis Bey. "Sinan Bey'e sordum, siz bu indirimle dalga mı geçiyorsunuz?" diye. Babam bildiğim cevabı veriyor "Dört skreyperim var, bir de pusher dozerim, amortismanları dolu, operatörlerimizi çıkaramam, bakmam lazım, bu iş ile 2 milyon lira olan sabit masraflarımı dörtyüzbine kadar indirebilirim, bu işi bunun için aldım." Yüzde elli indirim ile aldığı bu işin babamı çok zorladığını ve yorduğunu duymuştum. İstanbul'daki bu işi almak istemesinin bir nedeni de şantiyelerde olduğu için çok az görebildiği ailesi ile daha çok zaman geçirmekti; işin ağır şartları bizleri İstanbul'da da hasret bıraktı. Esasında babama olan hasretim ancak yıllar sonra ben kendisi ile çalışmaya başlayıp ikimiz işte beraber zaman geçirmeye başlayınca biraz azalacaktı.

Bir yandan konuşuyordum, bir yandan zihnim babamın üniversiteye girdiği 1945 yılından beri yaptığı inşaat işlerine gitti. Babamın yaşamında bahsettiğimiz kesit ise onun aşağı yukarı benim yaşlarımda olduğu yıllarıydı. Kırklarının başındayken babam Türkiye’de bilinen bir inşaat müteahhiti olmayı başarmıştı.

Babam 2004 yılının sonbaharında aramızdan ayrıldı. Ayrıldı ayrılmasına da yaşama dair kendisine sormayı istediğim bir çok soruyu cevapsız bırakarak gitti. Kendine özgü kişiliği ile hep doğru olduğuna inandıklarını yaptı. Çok çalıştı, gerçekten çok çalıştı. Kazanmak için değil yapmak ve ortaya çıkarmak için çalıştı. Dünyada yaptığımız işi hakkıyla yaparsak fark yaratabileceğimize inanıyordu belki de. Yapmak için yaratılmış bir insandı. Ölümüne kadar hiç durmadı. “Rahat diğer tarafta evladım,” derdi.

Yağmurla başlayan ama berraklaşan bu İstanbul akşamında bu çok zeki ve çok çalışkan adamı özlememek imkansız. Değeri belki tam anlaşılmayan, Türkiye’yi Türkiye yapan isimsiz kahramanlardan biriydi o. Ve bu akşamki kelimelerim duygularımı pek de iyi anlatamıyor. Olur bazen...

Her zaman içimde taşıdığım ve söyleyebileceğim bir kaç şey tabii ki var.

Çok teşekkür ederim Babacığım. Bana yüreğimin getirdiklerini yapmayı deneme gücü verdiğin için, bu imkanı yaşamını çocuklarına adayarak sağladığın için. Bana öğrettiklerini ve bıraktıklarını ne kadar doğru kullanabildiğimi bilmiyorum. İçim rahat diyemem. Ama deniyorum.

Hakkın ödenmez Babacığım. Nur içinde yat. Ruhun şad olsun.

8 Ekim 2010 Cuma

Kişisel Gelişim için "Farkındalık-Değişim-Dönüşüm" Konferansı





2010-2011 dönemi başkanlığını yapmakta olduğum Fethiye Lions Kulübü'nün 8 Ekim Lions Dünya Hizmet Günü çalışması olarak gerçekleştirdiği ve Şiddetsiz İletişim konusu ile konuşmacı olarak katıldığım Kişisel Gelişim için "Farkındalık-Değişim-Dönüşüm" konulu konferans-panel çalışması Fethiye Esnaf ve Sanatkarlar Odası Konferans Salonu'nda 8 Ekim 2010 tarihinde gerçekleştirildi.

Diğer konuşmacılarımız Profesyonel Koç Sn. Naci Demiral'a ve Fethiye Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Psikoloji Bilim Uzmanı, Terapist Sn. Deniz Kader Şarlak'a katılımları ve destekleri için teşekkür ediyorum.

Konferans/Panel çalışmamıza katılarak bizi onurlandıran Fethiye İlçe Emniyet Müdürümüz Sn. İbrahim Saffet Koçer'e, Zabıta Müdürümüz Sn. Halime Ok'a, FETAV Müdürü Sn. Dilek Dinçer'e, Altı Nokta Körler Derneği Fethiye Şubesi Başkanı Sn. Mehmet Üstün'e, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürlerimize, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, katılan öğretmenlere, rehber öğretmenlere ve tüm Fethiye'lilere gösterdikleri büyük ilgiye ve şiddeti hayatımızdan çıkarmak ve yaşamlarımızda bireysel sorumluluklarımızı almak adına çıktığımız bu yolda zaman ayırdıkları ve destek verdikleri için yürekten teşekkür ederim.

3 Ekim 2010 Pazar

"1.Down Sendromu Dostluk Yürüyüşü" yapıldı.

--Ekim ayı DOWN FARKINDALIK AYI--









Ekim ayı Dünya'da "Down Sendromu Farkındalık Ayı" olarak kutlanıyor.


Zeynep Kocasinan dönem başkanı olduğu Fethiye Lions Kulübü adına İstanbul'da, Down Turkiye-Tomurcuk Vakfı tarafından organize edilen "1.Down Sendromu Dostluk Yürüyüşü"ne katıldı.


Beyoglu Galatasaray ile Tünel arasında gerçekleştirilen yürüyüşe Down Sendromlu gençler, çocuklar, aileler ve farklı dernek ve kurumlardan yüzlerce kişi katıldı.


Down Türkiye yetkililerini, Sn. Gün Osborn'u ve görev alan tüm gönüllüleri yürekten kutluyoruz.


Daha fazla bilgi için:
www.downturkiye.com











2 Ekim 2010 Cumartesi

III. Okul Ruh Sağlığı Sempozyumunun 2. Günü




Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği (PREP) tarafından düzenlenen III. Uluslararası Okul Ruh Sağlığı Sempozyumu'nun 2. gününde Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sungur, Tel Aviv Üniversitesi'nden Dr. Tamie Ronen ve Dr. Michael Rosenbaum konferans konuşmacıları olarak yer aldılar.

Down Türkiye'den Sn. Gün Osborn'un da katıldığı Forumlara farklı okul ve kurumlardan konuşmacılar katıldılar.

PREP Derneğine, Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Yankı Yazgan'a, Dr. Meltem Kora'ya ve tüm ekiplerine tekrar bu kıymetli çalışma ve buluşma için yürekten teşekkürler.

PREP Derneği hakkında daha fazla bilgi için:



1 Ekim 2010 Cuma

III.Okul Ruh Sağlığı Sempozyumu


Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği (PREP) tarafından düzenlenen III. Uluslararası Okul Ruh Sağlığı Sempozyumu İstanbul Barbaros Point Otel'de başladı.


1-2 Ekim 2010 tarihlerinde yapılacak olan Sempozyumun 1. gününde Yale Üniversitesi'nden Dr. Young-Shin Kim ve Dr. Bennett Leventhal konferans konuşmacılarıydılar.


1. Gün forumlarda birçok eğitimci yer aldı. PREP Derneğine bu kıymetli çalışma için yürekten teşekkürler.

Fethiye'de Kişisel Gelişim Konferansı


8 Ekim 2010 tarihinde Fethiye'de, Fethiye Belediyesi Kadın Meclisi, FETAV Vakfı ve Fethiye Lions Kulübü'nün ortak çalışması ile KİŞİSEL GELİŞİM için "FARKINDALIK-DEĞİŞİM-DÖNÜŞÜM" KONFERANSI düzenlenecektir.

Konuşmacılar, Endüstri Mühendisi, Eğitmen Ln. Zeynep Kocasinan, Psikoloji Bilim Uzmanı, Terapist Deniz Kader Şarlak ve Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği'nden Profesyonel Koç ve NLP Master Naci Demiral.

Konferans Fethiye Esnaf ve Sanatkarlar Odası Konferans Salonu'nda 8 Ekim 2010 Cuma günü Saat 16:00'da başlayacak.

Tüm Fethiyelileri bu konferansta görmek onur ve mutluluk verecektir.

28 Eylül 2010 Salı

LIONS Japon Türk Dostluk Konseri Yapıldı





Wakayama Lions Kulübü üyesi Kıymetli Japon dostum Bay Seiji Mukaiyama ile tanışmam ile Wakayama ve Fethiye Lions Kulüpleri arasındaki dostluk Lions 118-R Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni Sn. Ln. Nasuhi Öndersev'in ve Lions Geçmiş Dönem Uluslararası Direktörü Prof. Dr. Hayri Ülgen'in katkıları ile Lions Türk Japon Dostluk Konserine dönüştü.

28 Eylül 2010 tarihinde Lion Seiji Mukaiyama'nın 120 yıl önce batan Ertuğrul Fırkateyni anısına ve İran-Irak Savaşı sırasında Tahran'dan Türkiye'nin kurtardığı Japonlar adına bestelediği senfonik eserleri kendisinin orkestra şefliğinde Ara İrini Müzesi sahnesi'nde seslendirildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Senfoni Orkestrası'da Japonya'dan gelen koro eşlik etti.

Konsere Fethiye Lions Kulübümüzden Bölge Başkanı Sn. Ln. Saadet Yeni, Kulüp Sekreteri Sn. Ln. Ayşegül Özen, Sn. Ln. Tuna Bilginer ve Sn. Ln. Şadan Yöndem katıldılar.

Öncelikle besteci, söz yazarı Sayın Lion Seiji Mukaiyama'ya bu muhteşem konser için sonsuz teşekkürler. Ayrıca Ertuğrul Fırkateyni'ni Anma ve Dostluk Konserleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sn. Halit Mızraklı'yı da bu hazırlıkları birkaç yıldır süren detaylı çalışmadaki büyük katkıları için kutluyoruz.

Bu bağların ülkelerimizi ve Lions Kulüplerimizi daha da yakınlaştırmasını yürekten diliyoruz.







Söz Yazarı, Besteci Lion Bay Seiji Mukaiyama, 118-R Yönetim Çevresi Genel Yönetmenimiz Sn. Ln. Nasuhi Öndersev, Geçmiş Dönem Uluslararası Direktörümüz Prof. Dr. Hayri Ülgen, Lions Konsey Başkanımız Sn. Ln. Erim Erinç Dinç, 118-T Y.Ç. Genel Yönetmeni Sn. Ln. Erdinç Gökhan, 118-E Y.Ç. Genel Yönetmeni Sn. Ln. Gökhan Berker ve organizasyona ev sahipliği yapan 118-Y Y.Ç. Genel Yönetmeni Sn. Ln. Rıdvan Eyüboğlu ve konser organizasyonunda emeği geçen Burgaz Ada Lions Kulübü Üyeleri ve konsere sponsorluk yapan Çağdaş Factoring firması yetkilileri ile,

Tüm Lions Ailemize bu muhteşem organizasyon için teşekkür ediyoruz.

Zeynep Kocasinan





5 Ağustos 2010 Perşembe

Shumei Dergisi


Shumei Vakfı'nın İngilizce yayınlanan Uluslararası Dergisi Shumei Magazine'nin Temmuz/Ağustos 2010 sayısında, 2010 yılının Mayıs ayındaki Japonya gezimde tekrar ziyaret etme şansı bulduğum Miho Müzesi izlenimlerime dair yazdığım yazım yayınlandı.

Online Dergi için:
http://www.shumei.org/mag-online/online.html

ya da

http://www.shumei.org/mag-online/shu-288.pdf

Keyifle okumanız dileğiyle.

23 Temmuz 2010 Cuma

Zeynep Kocasinan'ın kitapları Fethiye'de Alper Kırtasiye'de

Zeynep Kocasinan'ın Türkçe ve İngilizce tüm kitapları Fethiye'de Alper Kırtasiye'de satışta.

Alper Kırtasiye:
Köprübaşı Mevki Salı Pazarı Girişi
Fethiye - Muğla
Telefon: (252) 612 26 09

Diğer şehirlerde kitapları D&R Kitabevleri ve online kitap satış sitelerinde bulabilirsiniz.

Keyifle okumanız dileğiyle.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Fethiye Lions Kulübü


Zeynep Kocasinan 20 Haziran 2010 tarihinde Fethiye Ece Saray Oteli'nde yapılan devir teslim töreni ile Fethiye Lions Kulübü Derneği'nin 2010-2011 dönemi dernek başkanlığı görevini almıştır. Görev süresi 1 Temmuz 2010-30 Haziran 2011 tarihleri arasındadır.

LIONS kulüpleri dünyanın ikiyüzü aşkın ülkesinde kendilerinden daha az şanslı insanlara destek olamk, hizmet etmek üzere kurulmuş ve Birleşmiş Milletlerde yeri olan uluslararası bir sivil toplum kuruluşları ağıdır. Sloganları: "Hizmet Ediyoruz - We Serve"

Lions Kulüpleri hakkında daha fazla bilgi için:

Fethiye Lions Kulübü: www.fethiyelions.org

Lions Türkiye: www.lionsturkiye.org

Uluslararası Lions Kulüpleri: www.lionsclubs.org

10 Haziran 2010 Perşembe

ICF Türkiye




ICF International Coach Federation, Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi 1o Haziran 2010 tarihinde Olağan Genel Kurulu'nu yaptı. ICF Türkiye "Koçluk" mesleğinin dünyada kabul görmüş etik kurallar ve metotlar ile yapılmasını temin ve mesleği tanıtma konusunda çalışmalar yapıyor.

Koç Zeynep Kocasinan hem ICF Uluslarası örgütünün hem de ICF Türkiye Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği'nin üyesidir.

ICF Uluslararası:

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Köprüler







Okayama, denizi ve köprüleri ile hem İstanbul'u hem de Fethiye'yi çağrıştırıyor bana. İkinci defa geldiğim bu bölge en çok evimde hissettiğim yer sanırım. O kadar tanıdık ki farklı bir ülkede, dünyanın evimden çok uzak bir köşesinde olduğumu kendime hatırlatmam gerekiyor.
Diamond Setouchi Marine Hotel kalmanızı önerebileceğim mekanlardan. Dalgaların sesini duyarak uyumanız, kumsalında yürümeniz ve sıcak su banyolarından yararlanmanız mümkün. Ve tabii ki balkonunuzdan Seto Köprüsünü gece ışıkları ile, gündüz bazen berrak bazen ise sislerin arkasından seyredebilirsiniz.
Bu kadar uzaklara gelmek mümkün olmuyorsa, kardeş Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne bakarak Okayama'daki bu köprünün önemli bir parçasını gözünüzde canlandırabilirsiniz.
Bundan iki yıl önce ilk defa Okayama'da geldiğimde köprünün ayaklarından birinin hemen üzerindeki bir otelde kalmıştım. Bu tanıdık görüntüyü hiç de alışık olmadığım bir açıdan görmek pek hoşuma gitmişti.
Anlatacak şeyler belki çok ama bugün buradan ayrılmadan önce dalgaların sesini, denizin ışıltısını ve maviliğini sizinde hissetmenizi istedi yüreğim.
Sevgi, sağlık ve neşeyle.
Z.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Kyoto Kyoto


Ruhumuzun sesini duymak için kutsal mekanlara mutlaka ihtiyacımız var mı belki bilmek zor ama yine de bugün gezindiğim üç mekan bana dünyanın doğusunda yürekten sevdiğim Japonya'da, ve sanki ruhumun bir kısmının ait olduğunu hissettiğim Kyoto'da, derin bir huzur verdi. Yaşamın koşturmacasında duyulması zorlaşan seslere kapılara biraz daha araladı.

Bugün ki duraklarım arasında Shumei olarak bilinen Shinji Shumeikai'ın Kyoto Merkezi, Kyoto Tren İstasyonu'na yakın olan Higashi Hongan-Ji Tapınağı ve Ginkaku-ji Tapınağı vardı. Tarihin sayfaları arasındaki bu yolculuk ruhun seferlerine dair çok şey söylüyor.

Bu ayrılırken üzüldüğüm ve her geri dönüşümde yüreğime sevinç veren şehir sanki bu yıl daha önceki ziyaretlerimde bana göstermediği bir açıklığı gösteriyor. Son üç yıl içinde bu şehire bir çok defa gelme şansına kavuştum. Japonya'ya ilk gelişimde , Kyoto 'yu mutlaka ziyaret etmem gerektiğini çok kuvvetli olarak hissetmiştim, ve bu buluşmanın son olmadığında idrakindeydim. Ancak burada iken hissettiğim mutluluk hissinin artarak devam edeceğine çok da inanmamıştım.

Ancak içimdeki Kyoto büyüme devam ediyor. Her gün. Ben Japonya'dayken de. Sonrasında da. Geçen yıl ziyaret ettiğim Kiyomizudera Tapınağının o muhteşem ahşap terası, diğer adı ile Kiyomizudera Sahnesi bana teslimiyet, inanç ve akışa güvene dair konuşup durdu son bir yıl boyunca. Bu yıl belki Kiyomizudera ile kavuşamadım ama benimle, bu şehire bu yıl tekrar adım attığım akşamdan beri daha yüksek sesle konuşmaya devam ediyor.

Yarın Kyoto'dan tekrar ayrılıyorum. Ruhumun çok uzun zamandır beni bekleyen parçaları ile kavuşmak için geldiğimi hissettiğim bu sihirli şehirden ayrılırken, yine parçalarımı burada bıraktığımı hissediyorum. Sanki bir kısmı hiçbir zaman benimle yolculuklarımda benimle gelmeyecek ve beni burada bekleyecek. Sanki bazı parçalarım da, tamamlanmama yardım etmek için, ve sanki tekrar gelmemi sağlamak istercesine, bir sonraki buluşmamıza kadar burada kalmak için benden ayrılıyor.

Kyoto ruhumun parçalarını bıraktığım, bulduğum, geri dönmek için yüreğimin ve ruhumun bedenimi adeta taşıdığı tek yer değil belki. Ama çok önemli bir yer. Benim için çok önemli.

Tarif edemediğim, belki de adlandırmak istemediğim, ruhuma dair bir hikaye bu.

Bugün ki nefes alışlarımın Kyoto'da yankılanışı işte bu.

Şefkat, bereket ve yüreğinizin sesinin ruhunuzu da kanatlandıracağı günler sizinle olsun.


2 Mayıs 2010 Pazar

From The Great Poet Matsuo Basho:

Do not follow the tracks of the old masters, but follow what they strove to seek。

。。。

With love from Japan,

Zeynep Kocasinan

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Misono Ziyareti


2008 yılında Shumei Vakfı'nın Misono'da gerçekleştirilen Grand Sampai'na ilk katılışım nedeniyle yazdığım ve Shumei'nin İngilizce olarak yayınlanan Shumei Mazagine adlı Uluslararası Dergisinde 2008 Yılının Temmuz/Ağustos sayınında yayınlanan yazımı Online Dergi arşivinden okuyabilirsiniz.

http://www.shumei.org/mag-online/online-276.html

ya da

http://www.shumei.org/mag-online/shu-276.pdf

9 Mart 2010 Salı

Jostein Gaarder'in "Sofie'nin Dünyası"nı okumak için ne kadar güzel bir zaman...