İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com

8 Aralık 2013 Pazar

PREP Derneği IV. Uluslararası Okul Ruh Sağlığı Sempozyumu

Bu haftasonu, 7-8 Aralık 2013 tarihlerinde İstanbul'da, İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin Eminönü Yerleşkesi'nde, PREP Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği'nin iki yılda bir düzenlendiği Uluslararası Okul Ruh Sağlığı Sempozyumları'nın 4.sündeydim.  Bu yıl ki tema "Okullarda Etik"ti.

Fethiye'ye iki defa gelerek konferansları ile bizlerden desteğini esirgemeyen kıymetli hocam Prof. Dr. Yankı Yazgan'ı, yine Fethiye'ye gelerek farklı sosyal çalışmalarımıza destek veren Prof.Dr. Oya Özkardeş Hocamı ve PREP Derneği Başkanı kıymetli dostum Çocuk Psikiyatristi Dr. Meltem Kora'yı görmek ve dinlemek gerçekten değerliydi.

İki gün boyunca "Okullarda Etik" başlığı altında yaşamın bir çok farklı alanında "Etik" konuşuldu.  Ağırlıklı olarak okulda, eğitimde, tıpta ve sağlık alanında ama yaşamın her alanına ulaşan bir anlamda etik konusu anlatıldı, ele alındı.

7 Aralık günü yaptığı konuşmada Prof. Dr. Mustafa Sercan "Etik konusu karşımızdakini adam, insan yerine koyup koymadığımız konusudur," demişti.  İnsana, çocuğa, cana kıymeti bilgiyle, özenle, sevgiyle hatırlatan bu iki günün izi uzun bir süre benimle kalacak.

Teşekkürler PREP Derneği, teşekkürler İstanbul Ticaret Üniversitesi.  Tüm katkı koyanlara ve emeği geçenlere teşekkürler.

1 Aralık 2013 Pazar

Ağır Bir Hastalık Geçiren Çocuğa Reiki Göndermeniz İstenirse...

Dün akşam Reiki bilen dostlarımdan biri Facebook Reiki gruplarımızdan birine hasta olan bir çocuk için, annesinden izin aldığını belirterek bir Reiki gönderme davetinde, isteğinde bulunmuş. Bu vesile ile Reiki'nin böyle durumlarda kullanımı, II. ve üzeri seviyedeki kullanımları için bazı bilgileri paylaşmak isterim.

Başka bir kişiye uzaktan Reiki gönderme çağrısı geldiğinde neler yapmak gerekir?

Bu geniş bir konu. Ağır bir tedavi görmekte olduğu belirtilen çocuğuna Reiki göndermeye davet eden mesajı okuyunca, enerji olarak çocuğa ve duruma bakınca, ilerlemeden önce hangi bilgilere ihtiyaç duydum, bunları aktarmak isterim.

Aklıma, yüreğime hemen düşen sorular, konular şöyleydi:

1- Reiki desteği almasını arkadaşımız mı önermişti, yoksa rızası alındığı belirtilen annenin Reiki ile ön bilgisi var mıydı, kendisi mi istemişti, önerilmiş miydi? Reiki enerjisi hakkında bilgisi var mıydı, bu bilgi verilmiş miydi, nasıl verilmişti? Yaptığımızın ne olduğunu net ifade etmek aldığımız rıza açısından önemli. Bir faydalı olacağına inanıyoruz diye bilerek eksik bilgi veriyor muyuz? Bunun örneğini çok gördüm ve buna dikkat etmenin çok ama çok önemli olduğuna inanıyorum. Benim Reiki'nin iyi geleceğine inanmam bir başlangıç noktasıdır. Reiki vermeyi teklif etmek için, ancak ötesi benim kararım değildir ve olmamalıdır.
Tam olarak nasıl bir istek ve nasıl bir rıza alınmıştı? Anne kanalı ile geliyordu, enerji gönderilmesi istenilen kişi rahatsızlık geçirdiği belirtilen bir çocuk olduğu için bu detay önemli gelmişti.

2- Çocuğun yaşını, bildikleri kadarı ile çocuğun yaşam detaylarını sormak geldi: Hastalık ne zaman başlamıştı? Nasıl tespit olmuştu? Ne kadar zamandır tedavi görüyordu ve ne kadar zamandır hangi hastane ya da tedavi merkezlerinde bulunmuştu? Enerji gönderilmesi gereken yerler şu andan öte, geçmişte yer alabilir. Şu ana enerji göndermekte zorlanıyorsak, akış müsaade etmiyorsa, göndermemiz gereken yer var mı, başka bir yer mi diye sormak ve o yeri aramak gerekiyor. Gelecek bilgiler bu yolu açar, kolaylaştırır Yapmamız gerekeni anlamamızı sağlar.

3- Anne ve Babası ile ilgili bilgi gerektiğini hissettim. Çocuğa bakan başka aile üyeleri var mıydı, varsa yakınlıkları neydi?
Çocuğun aile bağları ile bağlı olduğu insanlar ve fiziksel olarak yakınında olan insanlar onun enerji alanını etkiler.

Reiki'nin 1. seviyesi, yani dokunarak Reiki vermek, özellikle bu gibi hastalıklarda Reiki'yi vermenin en güvenli yoludur. O nedenle bu gibi durumlarda mümkünse hastalara, çocuklara dokunarak Reiki vermenizi öneririm. Bir hasta ziyareti çerçevesinde, tabii ki aileden ve yerine göre çocuktan da izin alarak, bedeninin herhangi bir yerine, örneğin dizine veya ayak bileğine bir eliniz ile dokunarak Reiki verebilirsiniz. Çocuk Reiki akışını hissediyor olacak, bana ne oluyor diye endişe duymaması için ne yaptığınızı paylaşmanızı öneririm. Çocuğun/hastanın endişe duymaması için yapmanız gerekeni yapın.

Doktor arkadaşlarım bana tıptaki temel bir prensipten bahsederler. "Zarar verme." Biz doktor değiliz, sağlık personeli değiliz, kimseyi iyileştirmek gibi bir iddiamız yok ve olamaz. Biz Reiki enerjisi ile bir anlamda kişinin bedeninin kendi iyileşme sürecini yaşayabilmesi, gücünü bulabilmesi için bir destek veriyoruz. Zarar verme mesajı yaşamın her anı için önemli bir mesaj.

Hastalıklarda Reiki'yi nereye, ne kadar göndereceğimiz, neye, kime destek olacağımızı net hissetmeye özen göstermenizi öneririm. Emin olamıyorsanız ve uzaktan Reiki göndermek istiyorsanız, sadece o kişinin yanına ihtiyacı olursa ve seçerse kullanması niyeti ile uzaktan Reiki gönderebilirsiniz. Kullanılmazsa size geri dönmesi niyet ile

Ya da dokunarak Reiki verin. Temel bilgiye dönün.

Her zaman en güvenli Reiki verme şekli Reiki'nin I. seviye uyumlaması ile öğrendiğimiz dokunarak Reiki vermektir.

Akışa teslim olmak yapmamız gerekenin ötesinde bir zorlamayı ve zorlanmayı önler. Elle dokunarak Reiki'de hata olmaz. Yeter ki niyetiniz ile Yaradan'ın rızası ile bütünün hayrı ve o kişinin hayrı ile Reiki yapmaya niyetlenin. Yeter ki durmanız gerektiği zamanı dinleyin. Zaten uyumlayı alır almaz Reiki öğrenmiş olan hepinizin muhtemelen çok defa deneyimlediği gibi bu his ve bilgi her zaman vardır, her zaman gelir, her zaman hissederiz. Yeter ki, çok yardımcı olmam lazım diyerek bu bilgiyi ihmal etmeyin. Fark edin.

Bazen öğrencilerim paylaşır, "Çok hastaydı, en az bir saat Reiki vermem lazım diye düşündüm." Bu olmaz. Böyle bir şeyi ezbere bilemeyiz. Belki üç dakika, belki 60 saniye, belki 60 dakika Reiki vermeniz uygun. Buna her defasında duruma göre karar vereceksiniz. Bazen iki dakika Reiki veririm diye başlayacaksınız, yirmibeş dakika ellerinizi adeta kıpırdatamayacaksınız. Ve zaten siz de devam etmeniz gerektiğini bileceksiniz. Reiki'yi vermenin yolu budur. Kullanarak. Sınırları keşfederek. Saygıyla, hürmetle. Rıza ile ve gücün bize ait olmadığını bilerek, hep hatırlayarak.

O nedenle Reiki I ile, dokunarak Reiki vererek bu sınırları iyi bilenler, Reiki II'yi hakkı ile ve çok daha yerinde kullanabiliyorlar.

Belki hatırlatmaya hiç gerek yok, dokunmak mümkün olmadığında ellerimizi bedenin birkaç cm üzerinde tutarak da Reiki verebiliriz.

Ağır tedavi gören, yoğun bakımlardaki veya bağışıklık sistemi ile sorun yaşayan hastaların yanına maske ve gerekli hijyen önlemlerini alarak ailenin rızası ile girmek mümkün olabiliyor. Olmuyor ise içeceği suya veya duruma göre yiyeceğine Reiki yükleyebilirsiniz yine aile üyelerinin ve çocuğun rızası ile.

Tabii bir de ailenin enerji ihtiyacı çok yüksek olduğunda hastalar/ çocuklar kendilerinden vererek aileyi besliyorlar. Onları beslerken kendileri tükeniyorlar. Bu durumda anneyi, babayı veya enerji ihtiyacı yüksek olan yakınındaki kişiyi doldurmamız hastanın/çocuğun şifa bulmasına destek verecektir.

Umuyorum bu notlar size benzer vakalar ve durumlar için destek versin.

Yaradan'ın desteği ihtiyacı olanların hep yanında olsun.
Saygı ve sevgilerimle.
ZK


29 Kasım 2013 Cuma

Reiki Paylaşımları - 3

Reiki'yi daha iyi kullanmanın yolu Reiki'yi yaşamımıza daha çok dahil etmekten geçiyor.

Bu kendimize daha uzun süreler Reiki vermek demek değil. Yapabildiğimiz kadar yapmak demek. Ne zaman, nerede, ne kadar yapabilirsek, yapabildiğimizi yapmak demek. Kendimizi mecbur ederek değil, doğal olarak Reiki'yi yaşamın içine katmak demek.

Reiki'yi daha iyi kullanmak çok daha uzun süreler başkalarına Reiki vermek de değil. Reiki'yi daha iyi kullanmanın sadece süreler ile ilgisi yok.

Gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda Reiki'yi daha etkin olarak nasıl kullanabilirsiniz? Bu soruyu sorup yanıtını aramak sizi kuvvetiniz ile buluşturur.

Gerçekten Reiki vermeniz gereken kişileri, yerleri, olayları nasıl daha iyi fark edebilirsiniz? Bu soruların yanıtları ilginizi çekiyorsa, cevaplar size hiç de uzak değil demektir.

Reiki verirken, evdeki sulanmaya ihtiyacı olan çiçekleri fark edip ihtiyaçları kadar suyu vermek gibi enerjiyi de ihtiyaç duyulan yere gerektiğini kadar vermeyi keşfetmeyi dilemek, bunu yapmayı dilemek en doğru niyet olabilir.

Ben ilk öğrendiğim günden itibaren Reiki'yi kullanmak istedim. Kendim kadar başkalarına da Reiki vermek istedim. Binlerce defa Reiki verdikten sonra artık emin olduğum birkaç şey var:


Öncelikle canınız Reiki vermek istemiyorsa, Reiki vermeyin. Ne kendinize ne de başkasına. Rica etmişler, ayıp olacakmış, bunlar yeterli nedenler değil. Reiki vermek istemiyorsanız bir neden var sizi engelleyen. Bu nedeni bulun, çözün ya da size mesajını dinleyin. Yorgun musunuz? Su mu içmeniz gerekiyor? Ortam mı müsait değil? Reiki vermenizi isteyen kişi bunu gerçekten istiyor mu yoksa başkasını ricası ile mi, başka birini mutlu etmek için mi bunu sizden talep ediyor? Belki birazdan başka önemli bir iş için kalkıp gitmeniz gerekecek ve o nedenle başlayamıyorsunuz. Siz bilinçli olarak bilmeseniz de, canınız, ruhunuz bunu biliyor. İçinizden gelmiyorsa, bu bilgiye saygı gösterin. Arzu ederseniz neden içinizden gelmediğinizi bilmenin mümkün olabileceğini bilerek. Yanıtlar her zaman var.

Reiki yaparken en önemli şey niyet. Yaşamın her alanında olduğu gibi. Niyetleriniz yapıcı olsun. Yaradan'a, özgür iradeye, insana ve cana saygı ve hürmetle.


22 Kasım 2013 Cuma

Reiki'ye Dair Paylaşımlar - 2


Reiki'yi öğrendiniz ve kullanmak istiyorsunuz diyelim. Kendinize Reiki veriyorsunuz ve bu size tam yetmiyor. Ki yetmemesi de çok doğal çünkü Reiki'nin sizin kanalınız ile tam olarak hayat bulması kendiniz kadar başkalarına da enerjiyi vermeyi içerir.

Peki, vermek istiyorsunuz ama almak isteyen var mı? Özellikle ailenizde, çevrenizde Reiki'yi daha önceden bilen ve kullanan yoksa çevrenizdekiler Reiki vermenizi istemeyebilir, kabul etmeyebilir. Bunu da çok doğal karşılamak lazım. Tamamlayıcı tıp metotları, Reiki ve benzeri enerji çalışmaları hakkında o kadar farklı uygulamalar var ki güvenilebilir birşey olduğunu, bir yanıltmaca olmadığını nereden bilecekler? "Bari sen bunlara inanma, bunlardan medet umma," diyenler çok olacaktır. Haklılar, çünkü bilmiyorlar. Reiki nedir bilmiyorlar. Hiç Reiki enerjisi almadılar, yaşamadılar, etkisini bilmiyorlar. Ve esasında Reiki'den hiçbir zaman bir şeyler beklemediğimizi, ummadığımızı bilmiyorlar. Sizinle görebilir ve öğrenebilirler. O nedenle ne yapıyorsak önce kendimize uygulamamız önemli. Biz denemeliyiz, sorgulamalıyız, sorularımızın yanıtlarını almalıyız. En doğru, en sağlam yol bu. Ben buna inanıyorum.

"Teklif var ısrar yok," diye tarif ederim. Başka birine Reiki vermek içinizden geliyorsa, o insanın Reiki'den fayda görebileceğini hissediyorsanız, Reiki vermeyi teklif edin. Teklif etmek sizin bir nevi göreviniz. Siz söylemezseniz nereden bilecekler. İçinizden, yüreğinizden geliyorsa. Ama ısrar etmek yok. Lütfen buna dikkat edin. Seçim sizin değil, onların.

Kendimi geliştirmem lazım, başkalarına Reiki vermem lazım diye çevrenizdekileri zorlamayın. Reiki kuvveti bu şekilde gelişmez. Enerji vermeniz gereken yerleri keşfedip vererek gelişir. Benim yıllarca sadece kendisine Reiki veren öğrencilerim oldu. Çünkü ihtiyaçları kendilerini doldurmaktı ve bunu hissediyorlardı. Reiki ilk öğrendiği günden itibaren başkalarına Reiki veren öğrencilerim de oldu, birinci seviyenin iki uyumlaması arasında onlarca kişiye Reiki veren de. Ben birinci seviyede yabancılara ya da az tanıdığımız kişilere hemen Reiki vermeyi önermem. Ama o kişinin yolunda vardı ki ve bunu o da hissetti ki bunları yaşadı.

Doğru, yanlış yok. Reiki'de kesin kurallar, kalıplar yok. Olamaz da. Reiki'nin temel prensipleri var, denenmişliklerden gelen önerilerim var. Esas olan yüreğin, kalbin, ruhun, aklın sesini birleştiren yanıtları bularak hareket etmek. O birlik hissi ile bir karar alıyorsanız yaşam açılıyor zaten.

Şunu sorabilirsiniz, dileyebilirsiniz: Benim yardım edebileceğim kişilere nasıl ulaşabilirim, benim Reiki ile destek verebileceğim insanlara ulaşma yolum açılsın, açık olsun.

Bu nedenle Reiki'yi öncelikle kendimiz için kullanmamız başkalarına yardım etme gücümüz adına önemli. Ben faydalarını görmeliyim, yaşamalıyım, ve ancak ondan sonra başkasına gerçekten destek olabilirim.

Sorular en kıymetli aracımız. Kendinize sorun, "Bugün Reiki'yi nasıl kullanmam gerekiyor?" Yanıt gelecektir.

Sevgi, neşe, bereket dolu günler sizinle olsun.

19 Kasım 2013 Salı

Reiki'yi Daha İyi Anlamak - 1

Reiki'yi daha iyi anlama ve kullanma yolunda temel prensipleri netleştirelim:

1-Reiki enerjisini verirken ve Reiki enerjisini alırken su içmek çok büyük olumlu fark yaratıyor.
Kimi zaman Reiki verirken ne su içmeniz ne de içirmeniz mümkün olacak. O zaman Reiki vermeyecek misiniz? Tabii ki vereceksiniz. İnsan yüzlerce defa Reiki verdikten ve aldıktan sonra farkı görüyor. Su varsa kuvvetlenme, iyileşme katlanıyor. Reiki'yi veren hangi seviyede olursa olsun, su olan seviyeyi yükseltiyor.

2- Reiki ile başkalarına yardım etmek istiyorsam önce kendime Reiki vermeliyim. Kendimize yardım etmeyi seçmeden başkasına yardım edemeyiz. Reiki'yi ilerletmenin bir yolu kendimize enerji vermek, diğeri başkalarına vermektir. İkisi de gereklidir, yeri ayrıdır. Aynen kendimizi sevmeden başkalarını sevmenin tam olarak mümkün olamayacağı gibi.

3- Reiki'ye, Reiki yapmaya niyet edilerek başlanır ve yapılır. Niyet olmadan Reiki olmaz. Niyet etmek belirli bir cümleyi yüksek sesle söylemek olabildiği kadar bir an için içimizden geçirmek olabilir. Reiki'nin temel prensipleri vardır ve Reiki yapmaya niyet bunlardan biridir, ancak illede şu cümleyle, bu cümleyle niyet edin diyemem. Artık diyemem. Niyetimizin ne olduğu kelimelerin kendisinden ziyade ardındaki düşünce ve istektedir.
Niyet konusunu farklı aşamalarda ele alacağız.
Ben en çok "Bütünün hayrı için, .... kişisinin hayrı için Reiki yapmaya niyet ediyorum," gibi bir niyet kullanırım.
...
Her gün kendimize 10-15 dakika Reiki vermek Reiki'yi ilerletmek için en güzel adımlardan biridir.

17 Kasım 2013 Pazar

Reiki ile İlerlemek İsteyenler için Paylaşımlar Başlıyor

Özellikle bu yılın Mayıs ayından beri Reiki öğrenmek, Reiki'yi seviyesini ilerletmek ve Reiki hocası olmak isteyen bir çok arkadaş, dost, öğrencim ile konuştum, bir çok istek geliyor.  Reiki ile ilerlemek isteyenler için bazı bilgilendirmeler yapma ihtiyacını hissediyorum.  Özellikle önümüzdeki 3-4 hafta boyunca gerek Facebook sayfamda (http://www.facebook.com/zeynepkocasinan) gerekse blog sayfalarımda Reiki ile ilerlemek isteyenler için Özellikle Reiki bilmeyenler, I. ve II. Seviyedekilerin ileri seviyeye geçişleri ve hocalık yolu için bazı öneriler de bulunacağım.
*
Reiki'yi öğretmek de öğrenmek de çok kolaydır.  Esas olan öğrendikten sonra yaşayacaklarımıza, yapacaklarımıza ve sorumluluklarımıza hakim olmak.  Yaradan'ın bize kullanmayı öğrenme imkanını sunduğu Reiki enerjisini doğru anlamak, doğru kullanmak.
Ateş gibi, su gibi, hava gibi, gıda gibi.
Bir orkide ile bir futbol sahasının farklı miktarda suya ihtiyacı olduğunu anlamak, fark etmek kolay.  Enerji ile çalışırken, özellikle Reiki II seviyesinde ve üstünde herşey bu kadar net ve açık olmayabiliyor.  Bir futbol sahasını sulayacak kadar suya sahip olmak zor değil Reiki enerjisi anlamında.  Önemli olan saksıdaki menekşeye su verirken suyun miktarını doğru ayarlamak.  Tabii, tüm aşamalarda doğru ve sağlam niyetlerimizle her zaman korunduğumuzu bilerek.

*
Önümüzdeki haftalarda bilmeden yapamayacağımıza ve ilerleyemeyeceğimize inandığım noktaları vurgulayacağım.  Facebook'tan ve www.zeynepkocasinan.com kanalı ile bloglarımdan takip edebilirsiniz. Arzu edenlerin Reiki'ye özüne uygun olarak kullanma yollarının açılması dileği ile.
*
Birinci aşama niyet.  Niyeti keşfetmek için bir alt çalışma yaparak başlayacağız. Kendinize bir defter seçin ve bugün aşağıdaki şu sorulara yanıt vererek başlayın.  Yanıtlarınızı zamanı gelince soracağım ve üzerinden geçeceğiz:
1- Reiki sizce nedir?
2- Niye Reiki öğrenmek/daha ileri seviyede öğrenmek istiyorsunuz?
3- Reiki ile yapmak istedikleriniz neler?
Ve Su için. :) Su içmeden Reiki olmuyor. Ne tam yapılabiliyor, ne tam alınabiliyor.
*
Bu çalışmanın sizleri Reiki ile sonraki aşamalarınıza taşımasını ve yolunuzu açmasını niyet ediyorum.
Tekrar görüşmek üzere.
Saygı ve sevgiler.
ZK

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Kelimelerin Gücü

Kelimelerin yapıcı gücü hep sizinle olsun.

Özgürlük

Kardeşlik

Lütuf

Sorumluluk

Güzellik

Işık

...

Su'ya Reiki...


Su içmenin önemli olduğu bu günlerde, içeceğiniz suya Reiki vermek, suya güzel dileklerinizi ileterek içmek suyun bu olumlu frekansları bedeninizin tamamına kolaylıkla ve rahatlıkla ulaştırmasını sağlayacaktır.
Sıcak yaz günlerinde yüreğiniz ve tüm bedeniniz huzur, tazelik, ferahlık ve sağlık dolu olsun.

Karpal Tünel için...

Bilgisayarların yaşamımıza yoğun olarak girdiği yeni yaşamda bir çok insan Carpal Tunnel Syndrome/Karpal Tünel Sendromu sorununu yaşıyor. 

Fiziksel nedeni üzerinde daha çok durulan bu rahatsızlık için Louise Hay zihinsel nedenlerine dikkatimizi çekerek, nedenin "Yaşamın adaletsizliğine duyulan öfke," olabileceğini hatırlatıyor.

Şifalandırmak adına şu olumlamaları kullanmamızı öneriyor:

"Neşeli ve mutlu bir yaşam yaratacağım. Huzur doluyum."


*

Barış ve Sevgi

Barış sevgisiz olmuyor.

Yaşamda barış belki de en çok kendimiz ile barışık olmaktan geçiyor. Barışmak ise kendimizi sevmekten ve kabul etmekten.

Aklıma Louise Hay'den şu olumlamalar geliyor:

"Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hiçkimsenin, hiçbir yerin ya da şeyin benim üzerimde gücü yok. Ben özgürüm."

"Kendim olmakta özgürüm. Yaşamımın gücü ve yetkisi bana ait."


Işık...


Işığın, gökkuşağının tüm renklerinin, her gördüğümüzde, özgür irademize müdahale eden ve farkındalığımızı azaltan etkilerden daha çok özgürleşmemizi sağlaması dileğiyle...

9 Haziran 2013 Pazar

Gün İçin Yeni Olumlamalar

Bu akşam bir dostum için birkaç olumlama seçerken, şunlar geldi:

"Ben sağlıklıyım, mutluyum, dengedeyim."

"Yaşamda huzurlu ve güvendeyim."

"Yaşamıma sevgiye dair şeyler davet ediyorum; sevgiye dair şeyler görüyorum."

Yaradan'ın ve sevginin koruması hep sizinle olsun.


Türkiye'nin son günlerde yaşananlar çerçevesinde sevgiyle korunması dileğiyle...

28 Mayıs 2013 Salı

Suyu Güçlendirmek

Suyu niyetiniz ve sözleriniz ile güçlendirin. 

İçeceğiniz ilk bardak suyu ellerinizin arasında tutarak, suyun bedeninizi ve ruhunuzu arındırması ve güçlendirmesi niyetiyle,  "Su sana saygı duyuyorum, su sana teşekkür ediyorum, su seni ve yaşamı seviyorum," demeye ne dersiniz...

Teşekkürler Emoto...

Masaru Emoto bize sevgi ve şükran'ın güneş ve gölge gibi yaşamda ihtiyaç duyduğumuz bir dengeyi sunduğunu söyler. Sevgi ve şükran'ın güneş ve ay gibi olduğunu. Ayrılmaz iki parça.

Aynı zamanda, yaşamlarınızda şükran sevgiden bile üstün bir gücü olduğunu hatırlatıyor. Gölge gibi edilgen bir güç olan şükran'ın yaşamlarımızda sevgiden iki kat fazla olması gerektiğine inandığını paylaşıyor Emoto. Yaşamlarımızda dengenin bu şekilde var olacağını. Su molekülündeki 2 hidrojen 1 oksijen atomu oranını hatırlatıyor, H2O'yu.

*

Masaru Emoto suyun, bedenimizdeki suyun, yeryüzündeki göllerin, nehirlerin düşüncelerden, sözlerden, niyetlerimizden nasıl etkilenebildiğini su kristallerinin fotoğraflarını çekerek bizlere gösterdi. Dünya'da yeni farkındalıkların kapısını açtı.

Masaru Emoto'yu okumadıysanız mutlaka öneriyorum. Ve hep hatırlamamız gerektiğine inanıyorum.

*

İskoçya'da, Findhorn Ekoköyü'nde, küçük bir gölün kenarında taşların üzerinde yazan güzel kelimeler geliyor gözümün önüne. Olumlu düşüncelerin ve kelimelerin gücünü yaşamımıza daha çok dahil etmemiz gerektiğini her gün daha çok hissederek.

Sevgi, şükran kelimeleri ve bu enerjiler kadar bereket, neşe, keyif, sağlık ve mutluluk da hep sizlerle olsun.

Reiki

Reiki'yi kendimiz için, sevdiklerimiz için ve destek ihtiyacı olanlar için kullanabilmek gerçekten büyük bir nimet.

Reiki'yi ihtiyaç duyduğumuzda etkin olarak kullanabilmek için ihtiyaç duymadığımızda kullanmak gerekiyor. Reiki verme gücümüz kullandıkça artıyor.

Eğer Reiki'nin I. seviyesine uyumlu iseniz kendinize elleriniz ile düzenli olarak Reiki gönderin. Yiyeceklerinize, içeceklerinize Reiki verin.

Reiki'nin II. seviyesinin uyumlamasını aldıysanız, sağlıklı iken, ihtiyacınız yokken geçmiş ve geleceğinize Reiki göndererek tecrübelenin, gücünüzü yüksek tutun.

Reiki bir tamamlayıcı tıp metodu olarak bilinir. Esasında doru ifade belki de koruyucu tıp, koruyucu metotlar olmalı.

Yaradan'ın ve onun nimetlerinden Reiki'nin yaşamınıza sevgi, neşe ve mutluluk dolu günler getirmesi dileğiyle.


2 Mayıs 2013 Perşembe

"Yüksek"

Tiyatro DOT'un yeni oyunu "Yüksek" hakkında, Milliyet Blog'da:

http://blog.milliyet.com.tr/yuksek/Blog/?BlogNo=413039



Mayıs ayında G-Mall Dotmarsta "Yüksek"i izlemeye yolunuz düşer umarım...

31 Ocak 2013 Perşembe

"Reiki'yi Yaşıyorum" e-kitap olarak yayında...

"Reiki'yi Yaşıyorum" adlı kitabım e-kitap olarak yayında.

Keyifle okumanız ve sizi Reiki'nin gücü ile buluşturmaya destek vermesi dileğiyle.

Sağlık, sevgi, bereket ve mutluluk dolu günler sizinle olsun.

Saygı ve sevgilerimle.


D&R www.dr.com.tr Link'i:
http://www.dr.com.tr/Kitap/Reikiyi-Yasiyorum/Zeynep-Kocasinan/Egitim-Basvuru/Kisisel-Gelisim/urunno=0000000298104


ZK


1 Aralık 2012 Cumartesi

Fethiye ve İstanbul'da REIKI Dersleri


İstanbul ve Fethiye'de Reiki Dersleri

REIKI'nın 1ci, 2ci, 3cü seviye uyumlamaları en az iki kişilik grup çalışmaları olarak yapılmaktadır. 

Reiki Hocası Zeynep Kocasinan klasik Usui Reiki ekolünü takip etmektedir.

Ders Ücretleri:
Reiki-1 Uyumlama Ücreti: 150 usd
Reiki-2 Uyumlama Ücreti: 300 usd
Reiki-3 Uyumlama Ücreti: 750 usd'dir.  
Hizmet bedeli +  %18 kdv'ye tabidir.


Usui Reiki ders ve uyumlamaları genelde 2 günde verilmekte olup toplam eğitim süresi grup kişi sayısına bağlı olarak takriben 5-6 saattir.

Her seviyenin 1. uyumlaması sonrası öğrenciler ilgili seviye Reiki uygulamalarını yapmaya başlayabilirler.

Reiki-3 Uyumlaması, kimi ekollerde 3A olarak bilinen Reiki'nin en üst seviye uygulayıcı uyumlamasını içermektedir. 

Reiki Hocalığı için Reiki-3 (3A) uyumlaması sonrası kişiye özel bir hazırlık süreci, uyumlama ve eğitimleri yapılmaktadır.


Reiki ve uygulamaları hakkında bilgi için Zeynep Kocasinan'ın "Reiki'yi Yaşıyorum" adlı kitabını okuyabilirsiniz.

İstanbul ve Fethiye'deki eğitimler için e-posta ile bilgi istenmesini rica ederiz.

Danışmanlık ve Koçluk Seans Ücreti

Zeynep Kocasinan'ın bireysel danışmanlık ve koçluk seans ücreti 240 ,- TL (KDV Dahil)'dir.

Seans süreleri çalışmanın içeriğine göre 60 ila 90 dakika arasındadır.

26 Kasım 2012 Pazartesi

2012 Bitirken "Ruhun Dört Yolu"


2012 yılının sonuna geldiğimiz bu günlerde Fethiye ve İstanbul'daki farklı eğitimler devam ediyor.

Reiki Uyumlamaları, Dönüşüm Oyunları, Yaratıcılık Çalışmaları devam ederken,
"Ruhun Dört Yolu" Çalışmasının Aralık ayından itibaren tekrar başlayacağını şimdiden duyurmak isteriz.  Program ile ilgili detaylar hakkında bilgi almak isterseniz e-posta adresinizi iletebilirsiniz.

Yaşamın sağlık, sevgi, bereket ve mutluluk dolu günler getirmesi dileğiyle.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Kitaplarımızın 7'si E-Kitap olarak yayında



Altı Türkçe, iki İngilizce kitabımın yedi tanesi e-kitap olarak yayınlandı.

"Reiki'yi Yaşıyorum" adlı kitabımda yakında e-kitap olarak yayınlanacak.

D&R Kitabevi'nin internet sitesinden e-kitaplara ulaşabilirsiniz:  www.dr.com.tr


Saygı ve sevgilerimle.


6 Ağustos 2012 Pazartesi

İngilizce Yazılar İçin

İngilizce yazılarımı

www.zeynepkocasinanenglish.blogspot.com

adresinden takip edebilirsiniz.


Farklı mesajlar sanki farklı dillerin kelimeleri ile hayat bulmak istiyor...

Facebook'ta...



Gündelik paylaşımlar, notlar, hatırlatmalar

www.facebook.com/zeynepkocasinan  adresinde.

Sağlık, sevgi, bereket ve mutluluk dolu günler için...

29 Temmuz 2012 Pazar

Veda...

İzmir'de büyük bir uğurlama var bugün. Sonsuzluğa ya da yeni bir başlangıca.


Annem "Kızım sen nezle mi oldun?" diyor iki gündür, "Klimadan herhalde," diyorum. Hava sıcak. Fethiye'deyim. Annem benimle. Hani Japonya'ya, Londra'ya, İstanbul'a uçuveririm, İzmir yanıbaşımdadır gidip geliveririm ya, yine kıpırdayamıyorum. Fethiye hele dur diyor. Duruyorum.

Ankara'dan telefon geldi, Konfederasyon Başkanlarınızdan biri vefat etmiş, başınız sagolsun diye. Lions'un benim için ne kadar önemli olduğunu bilenler gazete ilanlarını görünce arıyor. 

Sosyal medyada Geçmiş Dönem Konsey Başkanlarımızdan Sayın Ln. Nilüfer Gülcüoğlu'nun ani vefat haberi ile gelen şok ve üzüntü dalgası yayılmaya devam ederken şu dakikalarda İzmir'de bir vedalaşma başlıyor.


Ölüm ayırır mı birleştirir mi, sınırlar mı özgürleştirir mi bilmiyorum, Kaderin ve Yaradan'ın zamanlamalarını kabul ederken yine de sevdiklerimizle, kıymet verdiklerimizle alıştığımız, bildiğimiz, istediğimiz şekilde artık buluşamayacağımızı bilmek zor. Giden kadar kendimize de ağlıyoruz herhalde. Şükrettiğimiz yaşamın büyük bir cilvesi bu vedalaşmalar. 

İzmir'de büyük bir uğurlama yaşanıyor, bana Fethiye'den yüreğimi oraya göndermek kalıyor...

24 Mayıs 2012 Perşembe

Karar Nasıl Alınır...


Genç denilebilecek yaştaki Alman Kurdu köpeklerimizden Lady'nin İstanbul'daki ameliyatının ben Fethiye'deyken yapılmasını açıkçası çok da istememiştim.  Esasında ameliyat olmasını istememiştim. Veterineri kışın bu operasyonun yapılmasının gerektiğini söylediğinde, hemen hayır demiştim.

Ben genelde, en azından yaşamımın son yıllarında, artık sadece akla dayalı mantıksal açıklamaların ve bilgilerin yüreğime sinmeyen kararları almam için yeterli olmadığını biliyorum.

Ama bazen, bazen nasıl oluyorsa mantıksal nedenler çoksa, sadece içime sinmiyor diye hayır diyemiyorum.  Yüzlerce kez beni korumuş olan sesi bazen dinlemiyorum.  Çok çok az yapıyorum bu yanlışı ama bir kaç gün önce yaptım işte.

Küçük yaşta iki defa doğum yaptığı için kısırlaştırılmasının sağlığı için mutlaka gerektiğini söylüyordu Lady'nin veterineri.  İçime sinmedi, sinmedi ama aklımda başka işler, konular vardı, "Uymuyor bir şey Zeynep," diyen sesi duymazdan geldim. "Gerekiyormuş, içine sinmiyor diye bir kere daha hayır mı diyeceksin," dedim.   İç sesimi dinlemeye vakit ayırmadım.  "İçinize sinmiyorsa karar alma zamanı değildir, bekleyin" diyen ben, kendimi dinlemedim.

Ve bugün Lady'yi kaybettiğimiz haberini aldım.

Lady'ye mi üzüleyim...  İçimdeki artık benim için zamanı geçmiş şekilde davranan Zeynep'e mi kızayım...

Yoksa, yaşamda artık doğruluğunu bildiğim ve inandığım şekilde, sadece ve sadece ruhuma ve yüreğime sinen kararları almamı bir kere daha göz ardı edilemeyecek şekilde hatırlatan tatlı ve zarif Lady'ye teşekkür mü edeyim...

Olacağın önüne geçilemez bazen, bunu da biliyorum, ama bu olay, artık aklın, yüreğin, ruhun üçünün birden birlik içinde evet demediği kararları hiçbir şekilde almama niyetimi kesinleştiriyor...

Yaşamda olacakların önüne geçilemez bazen... ama esasında yaşam bizi korumak için tüm işaretleriyle çalışmaya devam ediyor...

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Kader...


Yaşamda Yaradan'ın her birimizi tüm yaşadıklarımızın içinde her zaman koruduğuna inanıyorum ben.  Sevinçlerimizde ve üzüntülerimizde, arzu ettiklerimiz gerçekleştiğinde ya da gerçekleşmediğinde arka planda, gözün gördüğünün ötesinde bizi koruyan bir gücün çalıştığına.  Bizi korumak ve en üst hayrımız için çalıştığına.  Her birimiz için.

Yaşamımın en üzüntülü günlerinin tahmin edemediğim şekilde şükrettiğim günlere dönüşebildiğini görmek nasip oldu.  Bunu defalarca tatmış olmak her zaman yaşadıklarımı kabul etmemi kolaylaştırmasa da.  Dileklerimin gerçekleşmesinin kapılar açtığı kadar, kapıları sımsıkı kapatabildiğini de gördüm.  Mutluluğun dileklere bağlı olmadığına çokça şahit oldum.  Arzu ettiklerim için çalışmak gerektiğine tabii ki inanıyorum ben;  ama olmuyorlarsa belki de benim için bunun da bir hediye olabileceğine inanıyorum.  İnanmayı seçtiğim için değil.  42. yaşımı bitirmeme oldukça az gün kala yaşam göstererek öğretiyor kendince yollarla.

Tesadüflere inanmıyorum ben; tesadüf dediğimiz izlerle yazılıyor yaşam.  İyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin diye etiketleyip durduğumuz herşey bazen duyabildiğimiz, bazense dinlemeden zihnimizle seslendirdiğimiz şeyler söylüyor.  Duyabildiğimizde yaşam kabulle ayrı bir kuvvet kazanıyor, sanki ufku açılıyor.

Yaradan acı ve tatlı günlerde ruhumuzun ve yaşamın ruhunun sesini dinleme gücümüzü taze tutsun. Şükretme arzumuzu da. Sevgiyle.

21 Nisan 2012 Cumartesi

Prof. Dr. Yankı Yazgan 2 Mayıs 2012 Çarşamba günü Fethiye'de...


Yaşama, sağlığa ve hastalığa, insana bakışını yürekten takdir ettiğim Çocuk ve Erişkin Psikiyatristi Prof. Dr. Yankı Yazgan, 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri etkinlikleri kapsamında, onikiyi aşkın kitabı ile hem hekim hem yazar kimliği ile 2 Mayıs 20212 Çarşamba günü Fethiye'de, Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi'nde, Saat 13:30'da halka açık bir konferans ve paylaşım ile bizlerle olacaklar.  Bundan dört yıl önce Nisan ayında kendisini Fethiye'de görme şansına kavuşmuştuk. Kıymetli Hocamıza şimdiden bizlere zaman ayırdıkları için çok teşekkürler.

Sayın Yankı Yazgan'ı http://www.yankiyazgan.com/  adresindeki internet sitesinden ya da http://yankiyazgan.blogspot.com/ adresindeki blogundan da takip edebilirsiniz.  Ve Yankı Hoca'yı Twitter'dan takip etmenin çok keyifli olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim...

5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri 30 Nisan'da başlıyor

Geçen yıl İngiliz yazar Louis de Bernieres'in tercümanlığını yaparak katılma ve daha yakından tanıma şansına kavuştuğum Fethiye Kültür ve Sanat Günleri'nin bu yıl 5.si yapılıyor.  Fethiye Belediyesi, FETAV Vakfı ve Fethiye Rotary Kulübü tarafından başarılı ile yürütülen bu büyük organizasyon ile gurur duymamak mümkün değil.  Kültür ve Sanat Günleri'nin hazırlık komitesinde yer alma onuruna sahip olduğum için gerçekten bir Fethiyeli olarak çok ama çok mutluyum.

Sizlerle 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri Tertip Komitesi Başkanı  ve Fethiye Rotary Kulübü Üyesi Sayın Mustafa Şıkman'ın basın açıklamasını paylaşmak istiyorum.


Fethiye Belediyesi, FETAV ve Fethiye Rotary Kulübü tarafından bu yıl 5.si düzenlenecek olan Fethiye Kültür ve Sanat Günleri 30 Nisan’da başlıyor. Konu Hakkında açıklamada bulunan Tertip Komitesi Başkanı Mustafa Şıkman; “30 Nisan – 4 Mayıs 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri’nde birçok ünlü yerli ve yabancı yazar, sanatçı ve müzisyeni konuk edeceğiz. 

Geleneksel hale gelen Yunus Nadi Röportaj Yarışması ve Liselerarası Kısa Film Yarışması’na bu yıl yeni bir yarışma eklendi: Foto Kandiye Fotoğraf Yarışması. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri’nin hedeflerinden en önemlisi öğrencilerin, gençlerin farklı sanat dallarını daha yakından tanımaları ve bunu ülkemizde ve dünyadaki konularında başarılı ve kıymetli hocalarımız, sanatçılarımız ve yazarlarımız ile bir araya gelerek yaşamalarıdır. 

5. Fethiye Kültür ve Sanat Günlerimizdeki önemli sergiler İlhan Koman Heykel Sergisi ve Behiç Ak Karikatür Sergisi’dir.  Hulda Teknesi’nde gerçekleştirilecek olan İlhan Koman Heykel Sergisi’ni bu orijinal formatta gerçekleştirecek olmak bizleri heyecanlandırıyor.  Ünlü yazar ve karikatürist Sn. Behiç Ak bu yıl okullardaki çalışmalarına ek olarak bir karikatür sergisi ile de katılıyorlar. 

Konuklarımız arasında Fethiye Kültür ve Sanat Günlerimizin ilk günlerinden beri bizimle birlikte olan ve bu yıl etkinliklerimize katılan birçok yazar ve sanatçı var. Sn. Banu Theiss Baydur duvar boyama,  Sn. Bayram Candan heykel atölyesi, Sn. Emine Kınacı, Sn. Tijen Gedik ve Sn. Yrd. Doc. Dr. Nihal Kuyumcu drama atölyeleri düzenleyecekler.  Kısa Film konusundaki atölyelerini Sn. Murat Ocak ve Sn. Efe Koç düzenleyecekler. 

Geçen yıl bizlerle birlikte olan “Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini” ve “Kanatsız Kuşlar” gibi kitapların yazarı olan ünlü İngiliz yazar Louis de Bernieres ve Sayın Mithat Bereket de yine Fethiye’de olacaklar. Sn. İnci Aral, Sn. Prof.Selahattin Dilidüzgün, Sn. Yrd. Doc. Dr. Şükran Dilidüzgün, Sn.Prof.  Zehra İpşiroğlu, Sn. Adnan Binyazar, Sn. Mehmet Atay, Sn. Meltem Vural, Sn. Meral Çetinkaya, Sn. Nurdan Arca, Sn. Seyhan Livaneli, Sn. Seza Kutlar Aksoy, Sn. Ümit Solak, Sn. Yusuf Çotuksöken aramızda olacak yazar ve hocalarımızdan bazıları.  Bu yazarlarımız hafta boyunca Fethiye merkez ve çevre belde ve köylerdeki okullarda öğrencilerle birlikte olacaklar ve çalışmalar yapacaklar.

Bu yıl Sayın Zülfü Livaneli konuklarımız arasında ve kendisine 2 Mayıs 2012 akşamı Saat 20.00’de FBKM’de Fethiye İlçemizin Onursal Hemşerilik Beratı sunulacak.  Aynı gün, 2 Mayıs Çarşamba günü saat 13.30’da Çocuk Psikiyatristi Prof. Dr. Yankı Yazgan halka açık bir konferans ile FBKM’de bizlerle olacak.

Müzik 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri’nin önemli öğelerinden bir tanesi.  30 Nisan 2012 Pazartesi akşamı Antalya Üniversitesi Konservatuarı Orkestrası Gitar ve Şan Konseri, 1 Mayıs 2012 Salı akşamı T.C. Kültür Bakanlığı Türk Dünyası Orkestrası Müzik ve Dans Gösterisi ile Antik Tiyatro’da olacaklar.  3 Mayıs 2012 akşamı Barış İçin Müzik grubunu ve Fethiyeli genç müzisyenleri yine Antik Tiyatro’da dinleyebilirsiniz.

İZ TV’den Sn. Savaş Karakaş, Sn. Aydın Kapancık ve Sn. Engin Kemal Aygün 5. Fethiye Kültür ve Sanat Günlerimizin tamamını takip edecek ve programlaştıracaklar.  Bu da bizi mutlu eden gelişmelerden bir tanesi. Tamamı ücretsiz olan etkinliklerimize tüm Fethiyeliler davetlidir” dedi.


Fethiye Kültür ve Sanat Günleri'nin bir Facebook sayfası var.  İlgi duyanları o sayfaya da davet etmek isterim:  http://tr-tr.facebook.com/pages/Fethiye-K%C3%BClt%C3%BCr-ve-Sanat-G%C3%BCnleri/283259965032494

Bazı linkler:
http://mugla.haber.pro/haber-Zulfu-livaneli-fethiyenin-fahri-hemserisi-oluyor-48620.html

Bravo Zentara



Bravo Zentara. Bu akşam Fethiyelilere harika bir Suavi Konseri yaşattınız. 

Zentara/Kadın Sosyal Dayanışma Derneği Bahar Şenliği 17 Nisan 2012 tarihinde başlamıştı. Her gün doyurucu etkinliklerle devam ediyor. Bahar Şenliği kapsamında 22 Nisan'a kadar Fethiye'de, 23 Nisan'da Göcek'te etkinlikler devam edecek.
                                  
İthaki Yayınevi'nin katılımları ile Zentara'da devam eden Kitap Sergisi'ni bugün görme şansım oldu. 22 Nisan akşamına kadar hem Zentara'yı ziyaret edebilir, hem de kitaplara göz atabilirsiniz.

Ekim aylarında kurulan bir dernek olmalarına rağmen hızla çalışmaya başlamışlar. Zentara'nın Çalış Sevgi Parkı yanındaki mekanlarında farklı atölye çalışmaları yapıldığına da öğrendim.
(Sevgi Parkı üyesi olduğum Fethiye Lions Kulübü Derneği'nin bu yılki Lions dünya ağaç dikimi kampanyası çerçevesinde yöremizin özel ağacı günlük ağaçlarından diktiği bir park. Ne güzel bir tesadüf.)

Hem tüm Zentara grubuna hem de Kurucu Başkanları Sayın Nesibe Sevgi Öndeş'e de yürekten tebrikler.