Sağlıklı günler sizinle olsun.
1 Temmuz 2014 Salı
Hatırlayın...
Sağlıklı günler sizinle olsun.
16 Mayıs 2014 Cuma
Ağır Hastalara ve Hayati Riski Olanlara Enerji
Suyun hem şifa, can, hayat veren gücünü, hem yaşamı yok edebilen, önüne aldığını götüren gücünü hatırlayalım. Enerji genelde su gibidir. Suyu anlıyorsanız enerji ile çalışmak çok kolaylaşır.
İhtiyaç duyulduğunu düşündüğünüz kadar enerji verin. Fazla her zaman daha iyi demek değildir. Gerçekten bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorsunuz. Bazen çok ağır bir duruma sizin karışmanız uygun olmayabilir, doğru olmayabilir. An'ı, olayı, durumu hissetmeye çalışarak hareket edin.
Her can'ın, her ruhun gönderdiğiniz enerjiyi seçerse, isterse, ihtiyacı varsa ve ihtiyacı olduğu kadar kullanması niyetleriniz arasında olabilir.
Yaradan yapmamız gerekenleri fark etmeyi ve yapmayı nasip etsin.
19 Kasım 2013 Salı
Reiki'yi Daha İyi Anlamak - 1
1-Reiki enerjisini verirken ve Reiki enerjisini alırken su içmek çok büyük olumlu fark yaratıyor.
Kimi zaman Reiki verirken ne su içmeniz ne de içirmeniz mümkün olacak. O zaman Reiki vermeyecek misiniz? Tabii ki vereceksiniz. İnsan yüzlerce defa Reiki verdikten ve aldıktan sonra farkı görüyor. Su varsa kuvvetlenme, iyileşme katlanıyor. Reiki'yi veren hangi seviyede olursa olsun, su olan seviyeyi yükseltiyor.
2- Reiki ile başkalarına yardım etmek istiyorsam önce kendime Reiki vermeliyim. Kendimize yardım etmeyi seçmeden başkasına yardım edemeyiz. Reiki'yi ilerletmenin bir yolu kendimize enerji vermek, diğeri başkalarına vermektir. İkisi de gereklidir, yeri ayrıdır. Aynen kendimizi sevmeden başkalarını sevmenin tam olarak mümkün olamayacağı gibi.
3- Reiki'ye, Reiki yapmaya niyet edilerek başlanır ve yapılır. Niyet olmadan Reiki olmaz. Niyet etmek belirli bir cümleyi yüksek sesle söylemek olabildiği kadar bir an için içimizden geçirmek olabilir. Reiki'nin temel prensipleri vardır ve Reiki yapmaya niyet bunlardan biridir, ancak illede şu cümleyle, bu cümleyle niyet edin diyemem. Artık diyemem. Niyetimizin ne olduğu kelimelerin kendisinden ziyade ardındaki düşünce ve istektedir.
Niyet konusunu farklı aşamalarda ele alacağız.
Ben en çok "Bütünün hayrı için, .... kişisinin hayrı için Reiki yapmaya niyet ediyorum," gibi bir niyet kullanırım.
...
Her gün kendimize 10-15 dakika Reiki vermek Reiki'yi ilerletmek için en güzel adımlardan biridir.
1 Temmuz 2013 Pazartesi
Su'ya Reiki...
Sıcak yaz günlerinde yüreğiniz ve tüm bedeniniz huzur, tazelik, ferahlık ve sağlık dolu olsun.
28 Mayıs 2013 Salı
Suyu Güçlendirmek
Teşekkürler Emoto...
Masaru Emoto bize sevgi ve şükran'ın güneş ve gölge gibi yaşamda ihtiyaç duyduğumuz bir dengeyi sunduğunu söyler. Sevgi ve şükran'ın güneş ve ay gibi olduğunu. Ayrılmaz iki parça.Aynı zamanda, yaşamlarınızda şükran sevgiden bile üstün bir gücü olduğunu hatırlatıyor. Gölge gibi edilgen bir güç olan şükran'ın yaşamlarımızda sevgiden iki kat fazla olması gerektiğine inandığını paylaşıyor Emoto. Yaşamlarımızda dengenin bu şekilde var olacağını. Su molekülündeki 2 hidrojen 1 oksijen atomu oranını hatırlatıyor, H2O'yu.
*
Masaru Emoto suyun, bedenimizdeki suyun, yeryüzündeki göllerin, nehirlerin düşüncelerden, sözlerden, niyetlerimizden nasıl etkilenebildiğini su kristallerinin fotoğraflarını çekerek bizlere gösterdi. Dünya'da yeni farkındalıkların kapısını açtı.
Masaru Emoto'yu okumadıysanız mutlaka öneriyorum. Ve hep hatırlamamız gerektiğine inanıyorum.
*
İskoçya'da, Findhorn Ekoköyü'nde, küçük bir gölün kenarında taşların üzerinde yazan güzel kelimeler geliyor gözümün önüne. Olumlu düşüncelerin ve kelimelerin gücünü yaşamımıza daha çok dahil etmemiz gerektiğini her gün daha çok hissederek.
Sevgi, şükran kelimeleri ve bu enerjiler kadar bereket, neşe, keyif, sağlık ve mutluluk da hep sizlerle olsun.
29 Aralık 2010 Çarşamba
Yapabileceklerimiz Var
Yaptığım çalışmalarda danışanlarımdan kendilerinin hayat kalitelerini arttırmak için neler yapabileceklerine dair sorular gelir. Düzenli olarak eğitimler veren hocalar var. Benim hem Fethiye hem İstanbul’da yaşıyor olmam ve seyahat programlarım istediğim kadar sık eğitimler düzenlememi engelliyor. Bireysel çalışmalarda kişilerin yaşam kalitelerini yükseltmek için yapabileceklerini paylaşmaya özen gösteririm. Her zaman yapabileceğimiz bir şeyler var. Hele düzenli olarak dikkat edersek yaşam kalitemizi arttıracak olan ipuçları var. Basit ve çok kolay uygulanabilir şeyler. Son günlerde duygu ve düşüncelere dair çok şey yazdım. Artık uygulamalara dair yazma zamanı geldi.
Sadece üç hafta uygulayarak yaşamınızda fark yaratabileceğiz önerileri madde madde yazacağım. Uyguladığım zaman yaşamımı açan, biraz ihmal ettiğimde eksikliğini hemen fark ettiğim uygulamalar. Mutlaka içinden bildikleriniz ve uyguladıklarınız çıkacaktır. Kuru gelmesin ama madde madde yazmak istiyorum. Zeynep’in olmazsa olmazları diyelim.
1- (1) Su için. Su olmazsa hiçbir şey olmaz. Reiki olmaz, ilacın faydası olmaz. Kristallerin, bitki çaylarının, vitaminlerin, brokolinin faydası olmaz. Ne kadar çorba, meyve suyu, yeşil çay içtiğinizin eğer su içmiyorsanız pek önemi yok. Birçoğumuzun çocuklukta çok içtiğimiz için bıktığımız ama faydalı ıhlamurun da tam faydası yok. Ihlamura biraz limon sıkmak belki ya da içine bir dilim limon atmak ıhlamur ile sizi tekrar barıştırabilir belki. Su vücudu besliyor, arındırıyor. Bedenin ve aynı zamanda ruhun var olmasını sağlıyor. Sadece düzenli olarak su içerek, bu sağlık durumunuza göre değişebilmesine rağmen ortalama olarak yedi sekiz bardak su içmeniz gerektiği anlamına geliyor. Hiçbir şey yapamıyorsanız lütfen su için.
2- 2- (2)Gülümseyin. Gülün. Kahkaha atın. Ama gülümseyin. Bir neden olduğu için değil. Üç hafta sadece görev olarak gülümseyin. Her zaman. Üç hafta. Kendiniz için kendinize gülümseyin. Bir üzüntü içindeyken, bir zorluk içindeyken gülümsemek ve gülümsemeye çalışmak suni gelebiliyor. Ama o kadar etkili ki. Ne durumda olursanız olun eğer onbeş yirmi dakika gülümsemeyi başarabilirseniz neredeyse kalıcı olarak enerjiniz değişecek. Hele bunu bir görev gibi üç dört hafta yapma çalıştığınızda sadece sağlığınız düzelmekle kalmayacak yaşama olumlu olarak bakmaya başlayacaksınız. Su içtikten sonra bir şey yapacak isteğiniz varsa bu gülümsemek olsun. Bu kadar basit bir şeyin yaşamınıza hangi mucizeleri getirebileceğini bilseniz bir an durmazsınız inanın. Ve gülmeyi seviyorsanız, lütfen bu özelliğinize sahip çıkan.
Gülen bir toplum değiliz. Amerika’dan Türkiye’ye döndüğüm ilk birkaç yıl gerçekten çevremdekilere göre çok daha fazla güldüğümü fark ediyordum. Bir buçuk yıl kadar Türkiye’ye hiç gelmediğim bir dönem olduğu için döndüğümde çok daha net olarak fark etmiştim. Zaman içinde gülümsememi önce tam olmasa da biraz yitirdim, yaptığım iş güler yüzlü olmaya mani olmasa da ciddi olmamı gerektiriyordu. Zeynep’in kahkahalarına sadece erkeklerin çalıştığı, işverenin kızı bir mühendis olarak çalıştığı inşaat şantiyelerinde, devlet dairelerinde pek yer yoktu. Sonra tekrar gülümsememe sahip çıktım. Başkası için değil kendim için gülümsüyorum. Bazen unutuyorum, fark ettiğim anda gülümsüyorum. Eskiden gülümsemeyi hatırlatan notlar koyuyordum masama, evimin, ofisimin farklı yerlerine. İşe yarıyordu doğrusu. Gülümsemeyi seven bir ailem ve arkadaşlarım var. Eski iş hayatım gülümsemeye daha dar bir alan bırakıyordu dediğim gibi. Artık pek hatırlatmaya gerek kalmıyor. Gülümsemeyi, gülmeyi seviyorum. Yaşama gülmeyi seviyorum. Gülümseme bulaşıcı bir şey. Bana gülen bir insana karşı somurtmam gerçekten zor. Ben gülüyorsam olayları kötü yorumlamam neredeyse mümkün olmuyor. Sevgi ve nefret duygularının aynı anda yaşamasının mümkün olmadığı gibi, sevinç ve üzüntü aynı anda var olamıyor. Biri gidip diğeri gelebilir ama aynı anda var olamıyorlar. Gülümseme ile sevinci davet edin ve sağlık, keyif ve mutluluk sizinle olsun.
3- 3- (3)Yorgun, mutsuz, endişeli iseniz mutlaka duş alın; özellikle akşamları duş alın. Su içmemizin sağladığı faydalara ek olarak bedenimizi ve mekânları arındırmak için muazzam etkili. Sanınız çok sıkıldığında ellerinizi akan suyun altında birkaç dakika tutmak üzerindeki enerjik yükleri hızla temizleyebilir. Bir duş alma şansınız varsa bu tüm bedeni ve enerji alanını temizleyeceği için sizi çok daha iyi hissettirecek. Kirden arınmaktan bahsetmiyorum. Bir saat önce yıkanmış olabilirsiniz ama bir kavda yaşadıysanız, hastanede bulunduysanız, gergin bir toplantı geçirdiyseniz, bir tartışma yaşadıysanız, üzerinizdeki enerjik yükü su ile çok hızlı bir şekilde temizleyebilirsiniz.
Ben Amerika’daki üniversite yıllarımda Amerikalıların genelde yaptığı gibi her sabah duş almaya alıştım. Sabahları duş almak güne taze başlamayı sağlar, ancak genelde gün içinde girdiğimiz her ortam ve bir araya geldiğimiz her insanla enerjik olarak bir etkileşimimiz olur. Genelde enerjisi yüksek ve bizi mutlu eden insanlarla daha az karşılaşırız. Aksaklıklar, tartışmalar, haksızlıklar, sorunlar bitmez. Genelde sıkıntısı olan insanlar ile daha çok karşılaşırız. Kuvvetli isek enerjimizden vererek devam ederiz güne, ama bir yandan onların yükleri ile yüklenmiş ya da enerjimizi onlara vermiş oluruz. Gece bu yükler ile rahat uyumak pek mümkün değildir. Gece yatmadan önce yapılacak bir duş hem uyku kalitenizi arttıracak, hem de üzerinizdeki enerjik yükleri temizleyeceği için sağlığınızı koruyacaktır. Duş alamıyorsanız elinizi yıkayın, ayağınızı yıkan. İslam’daki abdest ve boy abdesti ibadetin gereği olmak tarifi dışında çok etkili arındırıcı uygulamalar. Su, niyet ve sözün gücü ile bizi koruyan bir uygulama.
Rahmetli babam bana “su kuşu” derdi. Ben sabahları duş alma alışkanlığımdan çok vazgeçemedim, ancak buna akşamları aldığım duşları, yorgun, moralsiz, üzgün hissettiğim zamanlarda aldığım duşları ilave ettim. Enerji çalışmalarımdan önce ve sonra yerine göre imkânım varsa duş alırım. Kendim için ve çalışma yapacağım kişi için hazır olmak adına. Su inanılmaz bir şey. Çevreci kimliğim bazen su kullanımı konusunda beni dikkatli olmam konusunda uyarsa da enerjimin ve ruhumun arınma ihtiyacına özen gösterdiğimde çevre adına da faydalı şeyler yapabiliyorum. O gücü, o inancı bulabiliyorum.
4- 4- (4)Evinizi, içinde olduğunuz mekânları tozdan arındırın. Toz özellikle kapalı mekânlarda düşük frekanslı enerjileri barındırabiliyor. Yorgun hissediyorsanız bir bahar temizliği yapma zamanı gelmiş olabilir. Normalde sizi etkilemeyen bir ortam enerjiniz düşükse etkileyebilir. Gözle görünen bir kirlilik olmayabilir ancak ince bir toz katmanı bile sizi desteklemeyen enerjiyi barındırabilir. Kendinizi kuvvetli kılmak adına dikkat etmenin fayda getireceği bir detay olduğu için paylaşmak istedim.
5- 5- (5)Sözün önemli bir gücü var. Dualar, mantralar, olumlamalar sözün gücü ile yaşamlarımıza bizi kuvvetlendiren enerjileri aktarmak için araçlar. Dünyanın her köşesinde sözün gücü farklı şekillerde tüm toplumlar tarafından kullanılıyor. Fatiha Suresi’nin, İhlas Suresi’nin farklı bir kuvveti vardır benim için. Farklı duaların kelimelerinin, seslerinin enerjisi ile beni kuvvetlendirdiğine çok şahit olmuşumdur. Japon kökenli chant’ler var söylediğim, Shumei'nin Amatsunorito'su gibi. Louise Hay ile hayatıma giren olumlamalar sözün gücünü yaşamıma davet etmek için etkili araçlar. Louise Hay’in olumlamalara dair kitapları uzun yıllardır Türkçe’de mevcut. Louise Hay’in bir kitabını almak ve olumlamaları kullanmak kendinize verebileceğiniz en kıymetli hediye olabilir.
Bir olumlama önermem gerekirse “Kendimi seviyor, onaylıyor ve kabul ediyorum” özellikle EFT olarak bilinen Duygusal Özgürlük Tekniği-Emotional Freedom Technique’te çok kullanılan etkin bir olumlama. Sadece bu cümleyi yaşamınıza dâhil etmeniz, kendinize gün içinde farklı zamanlarda mümkünse sesli olarak tekrar etmeniz zihninizdeki, yüreğinizdeki, bedeninizdeki birçok engeli hızla açabilir. Düşüncenin ve niyetin gücü çok etkilidir. Sözün, hele dudaklarımızdan sesli olarak dökülen kelimelerin kuvveti dönüşüm getirebilir.
Bu çok basit beş uygulamayı hayatınıza dâhil ederek büyük fark yaratabilirsiniz. Hele öncelikle üç haftalık bir süre düzenli olarak uygulayarak hayatınızın parçası haline getirmeye başlarsanız. Çok basit ve istikrarlı uygulandığında büyük fark yaratan uygulamalar.
Enerjimizi yüksek tutmak için olmazsa olmazlar listesini paylaşmaya devam edeceğim. Şansınız ve kuvvetiniz hep bol, yaşam yolunuz sevgi ile açık olsun.
14 Ocak 2009 Çarşamba
Ruhumuza Uzanan Köprü Nereden Geçiyor?

Doğan Cüceloğlu ’nun “Mış Gibi Yaşamlar” kitabı 2005 yılının sonlarında çıktı. Toplum olarak özellikle kendimizi olduğumuz gibi kabul ederek yaşamak konusunda tereddütlerimiz var. Olduğumuzdan farklı görünmek, olduğumuzdan farklı davranmak, maskeler ve farklı oyun karakterleri arkasına sığınmak yabancı olduğumuz kavramlar değil.
Bu kitap çıkmadan çok önceleri de bir hocamdan sık sık duyardım bu ifadeyi. Bu ardında saklandığımız maskelerin nasıl ruhumuzu öldürdüğüne dair. Reiki ve Bioenerji eğitimlerimi aldığım Üstat Moshe Abudaram “Mış gibi yaşıyoruz” derdi, “Korkularımız ardına saklanmış yaşadığımızı sanıyoruz.”
Bir yaptıklarımızı gönülsüz yapma konusu var. Yapıvermek. Yapar görünmek. Geçiştirmek.
Bir gönülsüzlüktür gidiyor yaşamlarımızda çoğu zaman. Gönlünün sesini dinleyenleri ise oldukça büyük dirençler bekliyor her adımlarında.
Peki, ya arzuların ve rüyaların davetini kabul etmek istiyorsak? Yüreğimizde bir kıpırtı kızgınlıklardan, bıkkınlıklardan değil de isteklerden, bizi heyecan ile uyandıran şeylerin dilinden konuşmaya başladıysa? O zaman ne yapacağız?
*
Paulo Coelho ’nun ilk defa Fransızcası ile karşılaştığım bir kitabı var. Uzun zamandır Türkçesi’de yayında: “Işığın Savaşçısının El Kitabı”. Coelho’nun sevdiğim birçok kitabı var. “Simyacı” ve “Veronika Ölmek İstiyor” yürekten önerebileceğim iki kitap. Çıktığımız yüreğimizin sesini dinleme yoluna dair bir el kitabı olabileceği ihtimali nedense iyi geliyor.
Neale Donald Walsch ’ın “Tanrı ile Sohbet” serisi kitapları da ruhumuz için çok güzel birer el kitabı. Richard Bach da mükemmel birer rehber benim için. Yazdıkları gerçekten ruhuma sesleniyor. Bach “Martı Jonathan Livingston” ile aldı beni ve “Sonsuza Uzanan Köprü” ile ruhumun derinliklerine götürdü.
Benim yüreğimin haritası başka bir kişinin elinde nasıl olabiliyor?
*
Yüreğimizin çağırdığı yoldan giderken bize neler destek verebilir. İşte biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Ben neler kullanıyorum, nelerden fayda görüyorum. Özellikle ruhun sesini duymak için özellikle bedene dair yapabileceklerimiz. Kim bilir belki sizlerin içinde denemeye değer bulduklarınız olur:
- Ben her sabah uyanır uyanmaz bir deftere aklıma gelen tutarlı tutarsız düşünceleri iki üç sayfadan az olmamak üzere yazıyorum. Kimi sabahlar rüyalarımı yazarak başlıyorum, kimi zaman sabah hissettiğim huzursuzluğu. Kimi zaman daha az yazacak şey buluyorum; ancak her zaman yazıyorum. Güne ferahlamış ve düşüncelerin karmaşıklığından berraklığa geçerek başlamama yardım ediyor bu.
- Uyanınca ne yaptığım ile başladık, ama biraz daha geriye gidersek: Akşamları yatmadan önce mutlaka duş alıyorum. Tüm gün boyunca bir araya geldiğimiz insanlar, yaşadığımız olaylar üzerimizde bir enerji izi bırakıyor. Bunu yıkayıp arındırmak sadece rahat uyumamı sağlamıyor; uzun vadede enerji alanımı gereksiz yüklerden temizlediği için sağlığımı da korumuş oluyor.
- Güne su içerek başlıyorum, ve tüm gün boyunca su içmeye devam ediyorum. Ben çay ve kahve de içiyorum. Öncelikle bu içeceklerin bedenimden su atılmasına neden olacağını biliyorum ve her gün içmeye özen gösterdiğim 7-8 bardak suya ek olarak bedenimi dinlemeye çalışıyorum. Susuyor muyum? Bilin ki canımız su içmek istediğinde bedeniniz çoktan susuz kaldı bile. Susamayı beklemeyin; gün boyunca sık sık yudum yudum su için.
- Müzik müzik müzik. Son bir yıldır bıkmadan hala ilk aldığım gün kadar severek dinlediğim bir grup CD var. Sizlere de öneririm: “Best Relaxing Classics 100”. Tek kelime ile mükemmel. Dinleyin, ruhunuza iyi gelecek.
- Olumlu düşüncenin ve pozitif şeyler söylenin faydaları üzerine o kadar çok şey yazıldı ve söylendi ki kimileri için bu konunun tadı kaçmış olabilir. Ama ne söyleyeyim doğruluk payı var. Deneyin göreceksiniz. Sabah kalktığınızda en azından bir iki saat için olumsuz hiçbir şey okumamaya, dinlememeye karar verin. Evet, bu gazetenin bazı sayfalarını sabah okumamayı ve radyonuzda haberleri dinlememeyi gerektirebilir. Çünkü uykudan uyandığınız dönem, ki yerine ve kişiye göre 1-2 saati bulabilir, adeta bir hipnoz hali. Yani duyduklarınız, gördükleriniz, işittikleriniz sizi gün içindeki tam uyanık halinizden daha çok etkiliyor. Bu saatleri moralinizi yükseltecek şeyler için geçirmenin gününüze ve yaşamınıza katkısı büyük. Bir zihin orucu yapın – ister 30 dakika ister 120 dakika isterseniz de tüm gün için olumsuz düşünceleri aklınıza geldiklerinde göndermeyi, iptal etmeyi deneyin. Zihni hiçbir şey düşünmediğiniz bir halde tutmak zordur; o yüzden olumlu bir şeyler, komik bir şeyler, size neşe veren bir şeyler yaparak sizi üzen, kızdıran ve yoranlardan uzaklaşabilirsiniz. Şarkı söylemek de birebirdir mesela.
- Sizi neleri yapıyor olmak mutlu ediyor? Nelerden keyif alıyorsunuz? Her sabah güne güzel başlamak için neleri yapmayı istersiniz?
Bana iyi gelen şeyler var. Ancak şu da bir gerçek ki hepimizin dünyasını aydınlatan şeyler oldukça farklı. Denemek ve keşfetmek gerek.
*
Neale Donald Walsh’ın çok sevdiğim bir sözü var: “Sadece çok sevdiğini şeyi yapın, başka bir şey yapmayın. Yoksa yaşamı kazanıyor değil, esasında ölüyor olursunuz.”
Var mısınız yaşamaya?
Z.
___________________________________________
Günün Onaylaması: “Gerçek varlığımı kabul ediyorum.” R. Şanal Günseli
Üstatlardan: “Ben görüş ile değil, inanç ile resim yaparım. Görme yeteneğini veren inançtır.” Amos Ferguson
Zeynep’in Okuma Tavsiyesi: “Dingin Savaşçı” Yazar: Dan Millman
22 Ekim 2007 Pazartesi
Suyun Gücü Sizi Bekliyor
Herhangi bir makineden farklı olarak vücudumuz bazı eksikliklere rağmen fonksiyonlarını sürdürebilme özelliğine sahiptir. Bu sayede vücudumuzda su eksildiğinde, vücut bir dereceye kadar bu eksikliği kendi içinde gidermeye çalışır. Örneğin, bir otomobilin motoru soğutma sistemindeki sıvı eksikliğinin hemen dışarı yansıtır, motorun ısısı yükselir ve bu eksikliği haber verir. Dikkate almadığımızda da çok kısa zamanda arıza baş gösterir. Bedenimizdeki sıvı eksikliği ise hücrelerimizi ve organlarımızı yavaş yavaş öldürür. Vücudumuz çok akıllı bir makine. Bedenimizin herhangi bir bölgesinde eksik ve yetersiz su olduğunu vücudumuz tespit ettiğinde, diğer su seviyesi daha yüksek olan organlarımızdan suyu emer ve bu bölgelere aktarır. Ancak böylelikle geçici olarak problem giderilse de eksilen suyu yeterince su içerek takviye etmediğimiz takdirde organlarımızın bozulmasına müsaade etmiş oluruz.
***
Yeterince sıvı almadığımızda ve özellikle yeteri kadar su içmediğimizde, modern ya da tamamlayıcı tıp olarak hiçbir tıbbi metot tam olarak iyileşmemizi sağlayamaz ve yardımcı olamaz. Reiki, Bio-Enerji veya Refleksoloji tedavilerinden önce, su içmeniz istenilir. Su, adeta şifa enerjisini ileten bir madde görevi de görmektedir. Su bir anlamda tedavi sırasında verilen enerjiyi ve şifa bilgisini gereken yerlere ulaştırmaktadır. Su enerji seviyesindeki bilginin, fiziksel, bedensel seviyeye iletilmesini sağlama görevini yapmakta, bağlantıyı sağlamaktadır.
Meşhur Japon araştırmacı Masaru Emoto suyun duyduğu, gördüğü ve anladığı tezini ispat etmek üzerine çalışmalar yapmıştır. Hazırladığı laboratuarında suya muhtelif sözlük ve kelimeleri göstermiş ve sonra bu suların kristallerinin fotoğraflarını çekmiştir. Örneğin, su şişesine “sevgi ve şükran”, “teşekkür ederim” gibi sözcükler bantlandığında, su çok güzel görüntülü kristaller oluşturmaktadır. Oysa, suya “mutsuzluk” veya “sen aptalsın” gibi sözcükler bantlandığında, bu defa sudan kristal oluşmamaktadır.
Emoto’nun araştırmaları neticesinde vardığı sonuç şu olmuştur: Su, enerji ile etkileşime girmektedir ve bu nedenle eğer biz olumlu şeyler düşünür ve söylersek, vücudumuzdaki suyun kalitesini, değerini artırdığımız için sağlığımızda düzelmektedir.
Japon araştırmacı diyor ki: “Suya saygı göstermeliyiz. Suya sevgi ve şükran göndermeliyiz ve sudan bize gelen titreşimleri olumlu bir niyet ve yaklaşım ile almalıyız. Su değiştiği zaman, olumlu enerji ile dolu olduğu zaman bizde değişiriz, iyileşiriz, çünkü biz öz olarak sudan başka bir şey değiliz.”
***
Su iç organlarımızı temizleme görevini üstleniyor. Sağlık problemlerimizde ilaç kullandığımızda, doktorlar ilaçların yan etkilerinin azaltılması için su içmemizi öneriyorlar. Tamamlayıcı tıp metotlarından sonra da su içmeniz istenilir. Bunu ana nedeni bu tedaviler sırasında vücudumuzda bir arınma olması ve toksinlerin atılmasıdır. Bu toksinler ancak su aracılığı ile boşaltım sistemlerimizden dışarı atılır. Bol su içildiği takdirde, bu iyileştirme metotlarından sonra toksin atımı nedeni ile görülebilen öksürük, hapşırma, kaşınma ya da ateş gibi geçici “iyileşme sendromlarının” etkileri azalır. Yeterince su içtiğimizde bedenimiz kendini çok daha kısa sürede temizler.
***
Vücuttaki toksin seviyesinin artması bağışıklık sistemimizi düşürür ve organlarımızın ideal şekilde çalışmasına mani olur. Çok yağlı besinler yemek, çok işlem görmüş ve vitamin ve mineral değeri düşük besinler ile beslenmek ve hareketsizlik bağışıklık sistemimizi zayıflatan etkenlerdir. Ancak, içtiğimiz su miktarını artırarak bağışıklık sistemimizin dengeye gelmesini sağlayabiliriz.
“Vücudunuz Sizden Su İstiyor” adlı kitabın yazarı Doktor Fereydoon Batmangheligj, suyun etkileri üzerine uzun yıllar çalıştığı vakalardan değişik örnekler vermektedir. kitabında. Kendisini İran’da bir hapis cezası almış ve bu sırada hapishanedeki bir çok mahkumu su içirerek iyileştirmiştir. Ve bu başarısı ile hapishaneden araştırmalarını sürdürebilmesi için çıkarılmıştır. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiş ve araştırmalarını bu ülkede sürdürmüş ve birçok kitap yazmıştır.
Batmangheligj susuzluğun, vücudun susuz kalmasının, hastalıkların temel nedenlerinden biri olduğuna inanmaktadır. Araştırmaları sonucunda, hazımsızlıktan kaynaklanan ağrıların vücutta su seviyesinin düştüğünün işareti olduğunu ve su içilerek azaltılabildiğini görmüştür. 12 parmak bağırsak ve mide ülserlerinde, suyun mide içinde dokuları doldurup üzerlerinde koruyucu bir katman oluşturarak mide asitlerinin bu dokulara zarar vermesini engellediğini tespit etmiştir. İranlı doktorun çalışmalarına göre, baş ağrıları, romatizmaya bağlı eklem ağrıları, boyun ve omurga ağrıları, hasta su içtiğinde azalmakta, hatta kimi vakalarda tamamen geçmektedir.
Dr. Batmangheligj şöyle diyor: “Vücudumuz su, sadece su istiyor, su’ya ihtiyacı var ve su diye sesleniyor” ; ve belirtiyor ki yeterince su içilmediği takdirde, ne ilaçlar yeterince fayda getiriyor, ne de bağışıklık sistemimiz ideal koruma seviyesine gelebiliyor. Dr. Batmangheligj’nin kitapları “okunması gereken kitaplar” listenizde mutlaka yer almalı.
***
Suyun mucizevi yararlarından faydalanmak için, her sabah uyandığınızda, lütfen güne bir iki bardak su içerek başlayın. Ve gün içerisinde de en az 7, 8 bardak su içmeye özen gösterin. Bazen bana başka sıvılar içmenin suyun yerini tutup tutmayacağını sorarlar. Diğer sıvıların tam olarak suyun yerine getirdiği işlevleri yerine getirebildiğini düşünmüyorum. Benim sorum şu: “Suya alternatif olarak içmeyi önerdiğiniz sıvılar ile yüzünüzü yıkar mısınız ya da duş alıp kendinizi temiz ve taze hissedebilir misiniz? Cevabımızın “evet” olması zor; o zaman organlarımızın da cevabının olumlu olması zor.
Ayrıca, vücudunuzdan su atılımını artıran kahve, bira ya da benzeri içecekler tüketiyorsanız, bu ilave su kaybını telafi etmek üzere içtiğiniz su miktarını birkaç bardak artırmanızda fayda var. Bildiğiniz gibi geleneksek olarak Türk kahvesi bir bardak su ile sunulur. Eski nesiller bazı faydalı uygulamaları geleneksel hale ne güzel getirmişler değil mi?
Tabi ki her zaman belirtmekte fayda gördüğüm gibi, herhangi bir sağlık probleminiz olduğunda lütfen konuyu öncelikle doktorunuza danışın. Tüm tamamlayıcı tıp bilgileri ve uygulamaları doktorunuzun onayı ve denetimi altında değerlendirilmeli ve kullanılmalıdır.
Su ile gelen sağlık dolu günler sizinle olsun.
Z.
Ayın Onaylaması:
“Su benim en sevdiğim içecektir. Her gün vücudumu ve zihnimi arındırmak için bol miktarda su içiyorum.”
Louise L. Hay
Ayın Özlü Sözü:
“Hiçbir şey bizi şaşırtmamalı. Zihnimizde ileriye giderek karşımıza çıkacak problemleri önden karşılamalı ve nelerin olamayacağına değil, nelerin olabileceğine odaklanmalıyız.”
Alain De Botton
Okuma Tavsiyesi:
“Vücudunuz Sizden Su İstiyor”; Dr. Fereydoon Batmangheligj.






