İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com
Masaru Emoto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Masaru Emoto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2013 Salı

Teşekkürler Emoto...

Masaru Emoto bize sevgi ve şükran'ın güneş ve gölge gibi yaşamda ihtiyaç duyduğumuz bir dengeyi sunduğunu söyler. Sevgi ve şükran'ın güneş ve ay gibi olduğunu. Ayrılmaz iki parça.

Aynı zamanda, yaşamlarınızda şükran sevgiden bile üstün bir gücü olduğunu hatırlatıyor. Gölge gibi edilgen bir güç olan şükran'ın yaşamlarımızda sevgiden iki kat fazla olması gerektiğine inandığını paylaşıyor Emoto. Yaşamlarımızda dengenin bu şekilde var olacağını. Su molekülündeki 2 hidrojen 1 oksijen atomu oranını hatırlatıyor, H2O'yu.

*

Masaru Emoto suyun, bedenimizdeki suyun, yeryüzündeki göllerin, nehirlerin düşüncelerden, sözlerden, niyetlerimizden nasıl etkilenebildiğini su kristallerinin fotoğraflarını çekerek bizlere gösterdi. Dünya'da yeni farkındalıkların kapısını açtı.

Masaru Emoto'yu okumadıysanız mutlaka öneriyorum. Ve hep hatırlamamız gerektiğine inanıyorum.

*

İskoçya'da, Findhorn Ekoköyü'nde, küçük bir gölün kenarında taşların üzerinde yazan güzel kelimeler geliyor gözümün önüne. Olumlu düşüncelerin ve kelimelerin gücünü yaşamımıza daha çok dahil etmemiz gerektiğini her gün daha çok hissederek.

Sevgi, şükran kelimeleri ve bu enerjiler kadar bereket, neşe, keyif, sağlık ve mutluluk da hep sizlerle olsun.

11 Ocak 2009 Pazar

İletişim: Sözlerimiz Yaşamımızı Yaratıyor



Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” başlıklı kitabını okumuş muydunuz?

Rosenberg 35 yılı aşkın bir süredir konuşma şeklimizi değiştirerek yaşamımıza ve yaşadığımız topluma nasıl huzur ve barış getirebileceğimizi öğretiyor. Şiddetsiz İletişim Merkezi ile dünyaya sözün önemini ve gücünü, barışa katkısı anlamında tekrar ve tekrar anlatıyorlar. Öğretiyorlar.



Japon Masaru Emoto ve Louise Hay’de yıllardır sözün gücünü anlatıyor. Özellikle Louise Hay çok uzun yıllardan beri. Onaylamalar ve sözlerin ve düşüncelerin sağlığımız üzerindeki etkileri konuları artık birçoğumuza yabancı değil. Aklıma gelen başıma geldi diyen büyüklerimizin sözlerinin çok büyük bir gerçeği işaret ettiğinin farkındayız. Sözlerimiz ile bir gerçeklik yaratıyoruz. Sözlerimiz ile bizi etkileyen enerjiler yaratıyoruz.



“Yaramaz” diye seslendiğimiz çocuğumuzun belki biraz hareketli, oyun oynamayı sever, belki de eşyaları karıştırmayı sever olduğunu söylemek istiyoruz. Ancak yaramaz kelimesinin işe yaramazlığı ifade ettiğine dikkat etmiyoruz.

Yıllarca ‘yaramaz’ olan çocuk, büyüyünce ‘yarar’ hale gelebiliyor mu acaba?

Bilinçaltımız espriden anlamıyor, mecazi anlamlar konusunda da çok başarılı değil. Söylediklerinizi kelime anlamı ile doğru kabul ediyor. Kelimenin sözlük anlamı o kelimenin enerjisini büyük anlamdan tarif ediyor.

Bu nedenledir ki “unutmayın” demek yerine “hatırlayın” denmesini öneriyor birçok hoca. “Unutmayın” derken “unutmak” kavramını, enerjisini davet etmiş oluyorsunuz. Bilinçaltı olumsuz ifadeleri anlamak konusunda da pek başarılı değil. Zihin ve bilinç algılıyor, ama bilinçaltı çok daha saf bir dili konuşuyor.

Türk Hava Yolları’nda inişlerde uzun yıllar uçakta“Lütfen eşyalarınızı yanınıza almayı unutmayınız” diye anons yapılırdı. Yıllarca bunu düzeltmeleri gerek, başarılı bir ifade değil diye düşünmüştüm, yani hedefiniz insanların eşyalarını yanlarına almalarını hatırlatmaksa. Neyse ki son aylarda dikkat ediyorum “Lütfen eşyalarınızı yanınıza aldığınızı kontrol ediniz” şeklinde bir anons yapıyorlar artık. “Unutmayınız” ifadesi artık tarihe karıştı, tabi bu değişiklik bilinçli olarak yapıldı ise.

Bir de mütevazı olmak için kendi kendimize söylediğimiz, yakınlarımıza söylediğimiz sözler var. Ben bunları yıllarca kullandım; böyle konuşmanın doğru olduğunu sandım. Örneğin güzel bir yemek yaptınız ve “Ellerine sağlık, vallahi çok lezzetli olmuş” diyor biri. Sizde hemen “yok canım, işte idare eder, tuzu az oldu, eti de yaktım sanki biraz” gibi şeyler söyleyip iltifata layık olmadığınızı ifade etmeye çalışıyorsunuz. Peki, bu yaptığınızın kime faydası var. Ben mütevazı olmaya inanırım. Ancak bunun kendimizi yermeyi gerektirdiğini düşünmüyorum artık. Bunun yaşadığımız o kadar çok farklı versiyonu var ki. Sizin yaşamınızda yok mu?

*

Barışı, başarıyı veya sağlık ve mutluluğumuzu, sözcükler yaşamımızı tahmin ettiğimizin ötesinde yaratıyor. Siz bugün yaşamınızda neler yaratmak istersiniz?


Z.

__________________________________________

Günün Onaylaması: “Her nefes alışımda rahat, huzurlu ve sakin olduğumu, sağlıklı olduğumu, güçlü olduğumu biliyorum.” R. Şanal Günseli

Üstatlardan
: “Onaylamalar yaşamınızın değiştirmek istediğiniz yönleri için birer reçetedirler.” Jerry Frankhauser

Zeynep’in Okuma Tavsiyesi: “Hac” Yazar: Paulo Coelho

22 Ekim 2007 Pazartesi

Suyun Gücü Sizi Bekliyor

Vücudumuz yüzde 70 sudan oluşmakta. Hücrelerimiz doğru çalışmak için suya ihtiyaç duyar. Su vücudumuzu temizler, arındırır. Terleme ile vücut ısımızı dengelememizi sağlar; hazmetmeye yardım eder, toksinlerin gerek idrar gerek terleme yolu ile atılmasını sağlar. Hücrelerimizin ana yapısını oluşturan suyun yokluğunda bedenimiz ancak birkaç gün dayanabilir.

Herhangi bir makineden farklı olarak vücudumuz bazı eksikliklere rağmen fonksiyonlarını sürdürebilme özelliğine sahiptir. Bu sayede vücudumuzda su eksildiğinde, vücut bir dereceye kadar bu eksikliği kendi içinde gidermeye çalışır. Örneğin, bir otomobilin motoru soğutma sistemindeki sıvı eksikliğinin hemen dışarı yansıtır, motorun ısısı yükselir ve bu eksikliği haber verir. Dikkate almadığımızda da çok kısa zamanda arıza baş gösterir. Bedenimizdeki sıvı eksikliği ise hücrelerimizi ve organlarımızı yavaş yavaş öldürür. Vücudumuz çok akıllı bir makine. Bedenimizin herhangi bir bölgesinde eksik ve yetersiz su olduğunu vücudumuz tespit ettiğinde, diğer su seviyesi daha yüksek olan organlarımızdan suyu emer ve bu bölgelere aktarır. Ancak böylelikle geçici olarak problem giderilse de eksilen suyu yeterince su içerek takviye etmediğimiz takdirde organlarımızın bozulmasına müsaade etmiş oluruz.

***

Yeterince sıvı almadığımızda ve özellikle yeteri kadar su içmediğimizde, modern ya da tamamlayıcı tıp olarak hiçbir tıbbi metot tam olarak iyileşmemizi sağlayamaz ve yardımcı olamaz. Reiki, Bio-Enerji veya Refleksoloji tedavilerinden önce, su içmeniz istenilir. Su, adeta şifa enerjisini ileten bir madde görevi de görmektedir. Su bir anlamda tedavi sırasında verilen enerjiyi ve şifa bilgisini gereken yerlere ulaştırmaktadır. Su enerji seviyesindeki bilginin, fiziksel, bedensel seviyeye iletilmesini sağlama görevini yapmakta, bağlantıyı sağlamaktadır.

Meşhur Japon araştırmacı Masaru Emoto suyun duyduğu, gördüğü ve anladığı tezini ispat etmek üzerine çalışmalar yapmıştır. Hazırladığı laboratuarında suya muhtelif sözlük ve kelimeleri göstermiş ve sonra bu suların kristallerinin fotoğraflarını çekmiştir. Örneğin, su şişesine “sevgi ve şükran”, “teşekkür ederim” gibi sözcükler bantlandığında, su çok güzel görüntülü kristaller oluşturmaktadır. Oysa, suya “mutsuzluk” veya “sen aptalsın” gibi sözcükler bantlandığında, bu defa sudan kristal oluşmamaktadır.

Emoto’nun araştırmaları neticesinde vardığı sonuç şu olmuştur: Su, enerji ile etkileşime girmektedir ve bu nedenle eğer biz olumlu şeyler düşünür ve söylersek, vücudumuzdaki suyun kalitesini, değerini artırdığımız için sağlığımızda düzelmektedir.
Japon araştırmacı diyor ki: “Suya saygı göstermeliyiz. Suya sevgi ve şükran göndermeliyiz ve sudan bize gelen titreşimleri olumlu bir niyet ve yaklaşım ile almalıyız. Su değiştiği zaman, olumlu enerji ile dolu olduğu zaman bizde değişiriz, iyileşiriz, çünkü biz öz olarak sudan başka bir şey değiliz.”

***

Su iç organlarımızı temizleme görevini üstleniyor. Sağlık problemlerimizde ilaç kullandığımızda, doktorlar ilaçların yan etkilerinin azaltılması için su içmemizi öneriyorlar. Tamamlayıcı tıp metotlarından sonra da su içmeniz istenilir. Bunu ana nedeni bu tedaviler sırasında vücudumuzda bir arınma olması ve toksinlerin atılmasıdır. Bu toksinler ancak su aracılığı ile boşaltım sistemlerimizden dışarı atılır. Bol su içildiği takdirde, bu iyileştirme metotlarından sonra toksin atımı nedeni ile görülebilen öksürük, hapşırma, kaşınma ya da ateş gibi geçici “iyileşme sendromlarının” etkileri azalır. Yeterince su içtiğimizde bedenimiz kendini çok daha kısa sürede temizler.

***

Vücuttaki toksin seviyesinin artması bağışıklık sistemimizi düşürür ve organlarımızın ideal şekilde çalışmasına mani olur. Çok yağlı besinler yemek, çok işlem görmüş ve vitamin ve mineral değeri düşük besinler ile beslenmek ve hareketsizlik bağışıklık sistemimizi zayıflatan etkenlerdir. Ancak, içtiğimiz su miktarını artırarak bağışıklık sistemimizin dengeye gelmesini sağlayabiliriz.

“Vücudunuz Sizden Su İstiyor” adlı kitabın yazarı Doktor Fereydoon Batmangheligj, suyun etkileri üzerine uzun yıllar çalıştığı vakalardan değişik örnekler vermektedir. kitabında. Kendisini İran’da bir hapis cezası almış ve bu sırada hapishanedeki bir çok mahkumu su içirerek iyileştirmiştir. Ve bu başarısı ile hapishaneden araştırmalarını sürdürebilmesi için çıkarılmıştır. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiş ve araştırmalarını bu ülkede sürdürmüş ve birçok kitap yazmıştır.

Batmangheligj susuzluğun, vücudun susuz kalmasının, hastalıkların temel nedenlerinden biri olduğuna inanmaktadır. Araştırmaları sonucunda, hazımsızlıktan kaynaklanan ağrıların vücutta su seviyesinin düştüğünün işareti olduğunu ve su içilerek azaltılabildiğini görmüştür. 12 parmak bağırsak ve mide ülserlerinde, suyun mide içinde dokuları doldurup üzerlerinde koruyucu bir katman oluşturarak mide asitlerinin bu dokulara zarar vermesini engellediğini tespit etmiştir. İranlı doktorun çalışmalarına göre, baş ağrıları, romatizmaya bağlı eklem ağrıları, boyun ve omurga ağrıları, hasta su içtiğinde azalmakta, hatta kimi vakalarda tamamen geçmektedir.

Dr. Batmangheligj şöyle diyor: “Vücudumuz su, sadece su istiyor, su’ya ihtiyacı var ve su diye sesleniyor” ; ve belirtiyor ki yeterince su içilmediği takdirde, ne ilaçlar yeterince fayda getiriyor, ne de bağışıklık sistemimiz ideal koruma seviyesine gelebiliyor. Dr. Batmangheligj’nin kitapları “okunması gereken kitaplar” listenizde mutlaka yer almalı.


***

Suyun mucizevi yararlarından faydalanmak için, her sabah uyandığınızda, lütfen güne bir iki bardak su içerek başlayın. Ve gün içerisinde de en az 7, 8 bardak su içmeye özen gösterin. Bazen bana başka sıvılar içmenin suyun yerini tutup tutmayacağını sorarlar. Diğer sıvıların tam olarak suyun yerine getirdiği işlevleri yerine getirebildiğini düşünmüyorum. Benim sorum şu: “Suya alternatif olarak içmeyi önerdiğiniz sıvılar ile yüzünüzü yıkar mısınız ya da duş alıp kendinizi temiz ve taze hissedebilir misiniz? Cevabımızın “evet” olması zor; o zaman organlarımızın da cevabının olumlu olması zor.

Ayrıca, vücudunuzdan su atılımını artıran kahve, bira ya da benzeri içecekler tüketiyorsanız, bu ilave su kaybını telafi etmek üzere içtiğiniz su miktarını birkaç bardak artırmanızda fayda var. Bildiğiniz gibi geleneksek olarak Türk kahvesi bir bardak su ile sunulur. Eski nesiller bazı faydalı uygulamaları geleneksel hale ne güzel getirmişler değil mi?

Tabi ki her zaman belirtmekte fayda gördüğüm gibi, herhangi bir sağlık probleminiz olduğunda lütfen konuyu öncelikle doktorunuza danışın. Tüm tamamlayıcı tıp bilgileri ve uygulamaları doktorunuzun onayı ve denetimi altında değerlendirilmeli ve kullanılmalıdır.

Su ile gelen sağlık dolu günler sizinle olsun.
Z.


Ayın Onaylaması:
“Su benim en sevdiğim içecektir. Her gün vücudumu ve zihnimi arındırmak için bol miktarda su içiyorum.”
Louise L. Hay

Ayın Özlü Sözü:
“Hiçbir şey bizi şaşırtmamalı. Zihnimizde ileriye giderek karşımıza çıkacak problemleri önden karşılamalı ve nelerin olamayacağına değil, nelerin olabileceğine odaklanmalıyız.”
Alain De Botton

Okuma Tavsiyesi:
“Vücudunuz Sizden Su İstiyor”; Dr. Fereydoon Batmangheligj.

Listening to What Water Says

Tonight I was at the Dalaman airport to go to Istanbul. It has been a few months since the domestic terminal has been moved to the old International terminal in Dalaman. The old domestic terminal was very small with one little shop for magazines and newspapers. Most importantly for me at the new domestic terminal, there is a bookstore.

I love bookstores. When I am in Istanbul, I go to the Remzi Bookstore at Akmerkez Shopping Centre almost every day. In the new Kanyon Shopping Mall in the Levent district of the city, there are two mega bookstores where you can find almost anything. Well, not totally like Barnes & Noble, but they are pretty good. If I go to the district of Taksim in Istanbul, I visit at least a few of the many many bookstores on the Istiklal Street. When I was a kid that avenue was open to traffic. Now, it is “pedestrian-only” and there are many stores, bookstores, cafes and restaurants along both sides of the avenue. It is a part of Istanbul that is alive until the early hours of the morning. Turks and tourists both love the district. You may find something for every taste.

Anyway, as I was at the Dalaman Airport, I was looking to find a new interesting book to read. Yet, nothing interested me. Then I saw a book I had bought before. I also had the English version. It was one of the books by Masaru Emoto. As I sometimes do, I finally decided to buy a second copy of “The True Power of Water” to re-read on the flight.

***
I have been working in the construction of irrigation dams for about 15 years and I am the daughter of a man who built 7 dams constructed for The General Directorate of State Hydraulic Works in Turkey. When I used to talk about the power of water, I used to talk about the physical power of water and sometimes the power of water as a source of energy. Yet, when the topic is complementary medicine and spirituality, we need to realize and discuss that water is an amazing source of power and information in other contexts as well.

Masaru Emoto created interest in the topic by showing that water responds to words, prayers, emotions, sounds, pictures and even intentions. He wanted to show to the world that water is alive and it understands and responds and stores information, at a level over languages. He was born in Japan and is a graduate of the Yokohama Municipal University, from the Faculty of Humanities and Sciences. He is not a scientist or medical doctor by training; however since 1987 he has been interested in the healing powers of water and has been carrying out his experiments since 1994. He also wrote the books “Messages from Water 1 and 2” and “The Hidden Messages in Water”.

Mr. Emoto through photographing water crystals that have been exposed to various words for example, has tried to show that water responds very positively to positive words such as “love and gratitude” forming beautiful crystals, but that water responds very negatively to words such as “fool” or “hate.” According to his experiments, when exposed to negative words, water does not form crystals and displays unpleasant looking forms. Also, for example water exposed to cell phone radiation, radiation from TVs and computers does not form crystals and displays irregular and out of form shapes. However, when the words of “love and gratitude” are taped to the bottle of water before their exposure to radiation, water does form crystals. In a way these positive words seem to protect water.

People sometimes ask me “How can affirmations affect our physical body?” I am able to say that words and thoughts do affect the water which our body is mainly made up of. Water makes up about 70% of the body mass in adults.

Masaru Emoto through his experiments over the years tries to display this also to the eye. He has done various experiments to measure the quality of water in various parts of the world. He also offers a new method to use water in healing through giving energy to water to compensate the low frequencies of illnesses. You may find many of the pictures of images from his experiments in his books. Of course, more detailed and extensive research might be needed to confirm his findings further, yet his publications are well worth taking seriously.

***


Hot days are here with us for the summer; please make sure you drink a lot of water. Your body needs water, in addition to all of the things you would like to drink for your enjoyment. I say, if you cannot wash you face or body with these others drinks, then you need to be aware that you internal organs also need water and not something else to be cleaned and refreshed.

Bless you water and drink plenty.

And a final note: As my bio-energy teacher Moshe always reminds me “Being positive or not in life is not a choice; it is mandatory for health and well-being”.

Wish you a wonderful week full of light and love.
Z.
_____________________________________________________________________
Affirmation of the Week:
“My spiritual beliefs support me and help me be all that I can be.”
By Louise L. Hay
_______________________________________________________________________
Quote of the Week:
“The most pernicious of the three poisons that afflict the average mind is the poison of anger. It is anger that ruins all relationships that have previously been carefully nurtured...Be ever mindful of anger rising and learn to counter any sign of it with opposite emotions, with love, compassion and understanding.”
Lillian Too
________________________________________________________________________
Suggested Reading:
“Western Guide to Feng Shui” By Terah Katryn Collins.
The Turkish translation of this book is available under the name “Batılılar İçin Feng Shui.”