İnternet Sitesi

www.zeynepkocasinan.com
118-R etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
118-R etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2025 Cumartesi

"Özür Dilerim Abi"

Japonya'daki bir tanıdığım ile uzun bir görüşme yaptık dün.  Daha doğrusu daha çok o anlattı, ben dinledim.  Japoncam oldukça yavaş olmakla birlikte ilerliyor ve artık onu Japonca konuştuğunda çok daha iyi anlıyorum.  İngilizce konuşmakta zorlanıyor. Yazılı İngilizcesi daha iyi ama konuşurken Japonlara özgü utangaçlığı da devreye giriyor ve takılıyor. Ama anlaşıyoruz.  Bir çok konuda olduğu gibi iletişimde de niyetin önemini fark ediyorum. Ve karşımızdaki insanın niyetine olan güvenimizin önemini.

Japonya'ya ve Japonlara dair sevdiğim bir çok özellik var. Mesela Japonya'da hata yaptığımızda, istemeden bir zarar verdiğimizde özür dilemek gerçekten çok önemli ve kıymetli.  Galiba Güney Kore'de de özür dilemek böyleymiş ama Güney Kore'ye sadece bir kere gittim ve bu konuda sonradan dizilerinde izlediklerim dışında bizzat bir deneyimim olmadı. Aslında her yerdeki insanın ruhu için özür dilemek ve gerektiğinde özür almak önemli çünkü deneyim insanın özüne dair.  Son zamanlarda daha da hassas bakmaya çalıştığım 'helalleşme' , 'helalleşerek yaşamak' adına bunu daha çok önemsiyorum.  Belki bu nedenle, çok sevdiğim ülkemde, kimi insanların özür dilememek için binbir şekle girdiğini, haksızken haklı görünmek için kendini yitirdiğini görmek beni oldukça utandırıyor.  Bazen de kızdırıyor. Yine de bazı insanların reflekslerinde özür dilemek olduğunu ve en zor zamanlarda bile bu davranışı gösterdiklerini görmek de iyi geliyor. 

Paylaşacağım olayı, Türkiye'de yaşıyor, televizyon seyrediyor veya sosyal medya kullanıyorsanız, 2025 yılının Kasım ve Aralık aylarında mutlaka görmüşsünüzdür.  Tramvay istasyonunda bir genç kadın telefonuna bakarken farkına varmadan raylara doğru yürüyor. Gelen trenin altında kalmak üzereyken, bir güvenlik görevlisi tarafından kolundan geri çekilerek kurtuluyor.  Genç kadının kayıtlardaki ilk sözü, "Özür dilerim Abi".  (Abi'yi ağabey olarak değil de, sesi o an işitirmiş ya da tekrar işitmiş gibi hissetmeniz için 'abi' olarak yazıyorum.)  

Bu olayın görüntüsü defalarca karşıma çıktı.  Güvenlik görevlisinin hassasiyeti, dikkati, hızlı yaklaşımı gerçekten takdire şayan. Sonrasında yapılan bir röportajda güvenlik görevlisi, yaptığı önemli görevi, mütevazi bir şekilde ifade ederek "Anonsu duymamış, ufak bir tehlike atlattı," şeklinde aktararak, gösterdiği olumlu yaklaşımla da takdir toplamıştı.  Genç kadının milyonlarca insan gibi telefonundaki görüntülere ve seslere kapılmış olması hepimizin zaman zaman yaşadığı bir durumun vahametini tekrar gösteriyordu.  Bütün bunları fark ederken, benim dikkatim ısrarla başka bir yere çekiliyordu.  Genç kadının söylediği o ilk sözlere. "Özür dilerim Abi"ye.

Kurtarılan genç kadının ilk sözleri  "Özür dilerim Abi" oluyor.  Refleks olarak.  Muhtemelen hata yaptığını fark ettiği için, güvenlik görevlisi kendisini kurtarırken yere düştüğü için, görevliye zahmet verdiği için, sorumsuz davranışı için, refleks olarak özür diliyor.  Genç kadını tanımıyorum ve özellikle de kendisi ile ilgili bir araştırmayı şimdilik bilerek yapmadım; yorumlarımın, izleminleriminle saf kalması için.  Bunlarla birlikte, böyle ciddi bir hayati risk taşıyan olayı yaşayıp ilk sözlerinin özür sözcükleri olması benim kalbimde o insana dair çok sıcak şeyler hissettiriyor.  Güçlünün zayıfı ezmesinin maharet sayılmaya başlandığı, gittikçe kabalaştığı ve gaddarlaştığı hissini veren bu dünyada, görevini hakkıyla yapan nazik ve mütevazı bir güvenlik görevlisi ve en zor anlarından birinde bile insan kalmayı başardığı hissini veren genç bir kadın, beni, karşılaştığımız tüm hayatlarda bıraktığımız izler ve o izlerin ruhumuzdaki değişik izdüşümleri hakkında biraz daha ve daha derinden düşündürüyor.

Bunları düşünürken aklıma 1990'lı yılları başlarında yaşadığım bir olay aklıma geldi. Yıl sanırım 1993 ya da 1994'dü.  Şimdi resmi adı farklı olan ama bizim neslin Boğaziçi Köprüsü demekten vazgeçemediği köprüden araba kullanarak geçiyordum. O yıllarda henüz OGS, HGS gibi otomatik geçiş sistemleri yoktu ve Avrupa yakasından Anadolu yakasına giderken gişelerde geçiş ücretini nakit olarak ödemek gerekiyordu.  Araba ile gişeye yaklaştım ve ödeme için paramı uzattım.  Gişedeki görevli hanım bana baktı ve "Ücretinizi az önce geçen araç ödedi," dedi.  Sanırım ne olduğu anlamak için biraz duraksadım ve hangi araç olabilir bu diye önümdeki araçlara bakmaya çalıştım ama gişelerin ardında hızla akan trafik içinde seçmek mümkün değildi.  Yüzüme yansıyan o tatlı mutlulukla gişelerden geçip ilerlerken birden aklıma kısa bir süre öncesinde elime geçen İngilizce bir kitap gelmişti.  Yazarını ve adını şu anda hatırlamadığım, muhtemelen yitirdiğim bir kitap. O kitapta, belki basit iyilikler diye çevirebileceğimiz, zaman zaman rastgele iyilikler diye adlandırılan, yaşamı herkes için güzelleştirilecek iyilikler yapılması için madde madde öneriler yer alıyordu.  Aklımda kalan kadarı ile bunlardan bir tanesi "Pay the toll for the person behind you" idi, yani senden sonraki kişi için geçiş ücretini öde. Hala kim olduğunu bilmediğim o kişi bu kitabı okumuş muydu bilmiyorum ama bir köprü geçiş ücretimi ödeyerek, bana bugün bile beni tebessüm ettiren bir hoşluk yapmıştı.  

Bu olay bir konuyu daha düşündürdü.  Biliyorsunuz bir bağış, bir yardım yapıldığında, o kişinin adının bağışı yaptığı yere yazılması gibi bir sistem var.  Örneğin tefriş ettiğiniz bir hastane odasına, yaptırdığınız bir kütüphaneye ya da bir okul laboratuvarının kapısına. Bu uygulama eskiden daha azdı ama şimdilerde artık bu standart ve beklenen bir uygulama haline geldi.  Geldi ama yine Rahmet Babam Sinan Kocasinan'a dönmeden edemeyeceğim, Babam bu uygulamaya çok karşıydı.  Yaptığı yardımlarda bağış yapılan yerlere isminin yazılmasına hiçbir zaman izin vermedi. Bu konuşmaların yapıldığına şahit olduğumda, Babamı, bunun başka hayırseverleri de teşvik edeceğine ya da iyiliğin kimden geldiğinin bilinmesi için yapılmasının doğru olduğuna ikna etmeye çalışıyorlardı.  Rahmetli Babam ise ısrarla duruşundan vazgeçmedi ve hiçbir zaman yardımlarında, bağışlarında, kendisinden geldiğinin bilinmesine izin vermedi.  Kurumların katı kuralları nedeni ile başaramadığı nadir zamanlar belki olmuştur ama o yardım yaptığı bilinmeyen bir yardımsever oldu.  Bir elin verdiğini diğer elin bilmemesi. Bu gizliliğin kıymetini ve önemini anlamam da zaman aldı.  Yaşama farklı bir boyuttan bakabilenlerin görebildikleri başka bir manzara var ve onların görebildiklerini anlamak kolay olmuyor. 

Babamın bu yaklaşımı ara ara aklıma gelir. 2019 yılının başlarında da tekrar aklıma gelmişti.  O zaman Lions Kulüpleri Birliği'nin Ege ve Akdeniz Bölgelerinde çalışmalar yapan 118-R Federasyonunun, Federasyon Başkanlığını, Lions görev tanımı olarak Genel Yönetmenliğini yapıyordum.  Federasyon merkezimizde bir kütüphane olmamasını önemli bir eksik olarak görüp ikibin civarında, belki biraz daha aşkın sayıdaki Türkçe, İngilizce ve birkaç daha farklı dildeki kitaplarımı İzmir'in Bayraklı İlçesindeki merkezimize kitaplıklar yaptırarak hediye ettim.  Kütüphaneyi yaptığımız bölüm rahmetli olmuş başka bir Lionun adına organize edilmiş bir oturma bölümüydü.  O kişinin adına olan plaketin yanına kütüphanenin benim bağışım olduğunun yazılıp yazılmayacağını sordu bazı Lion arkadaşlar. Bunun çok gerekli olduğunu, kitapları benim bağışladığımın unutulacağını söylediler. Belki de haklıydılar ama kitaplara sahip çıkılmasını dileyerek ve umarak, yazılı bir iz bırakmadan kütüphaneyi Yönetim Çevremize, Federasyonumuza hediye ettim ve görev dönemin bitince de kitaplarımı İzmir'e teslim ederek ayrıldım.  Çocukluğumdan beri kitapların benim için ne kadar önemli olduğunu beni tanıyanlar çok iyi bilir.  Kendimce bu benim saygı duyduğum sivil toplum kuruluşuna ve bu kurumun kıymetli üyelerine kendimden verebileceğim en kıymetli veda hediyesiydi.  

Zaman zaman kitaplarımı çok özlerim, bir tanesi aklıma gelir hemen koşup belirli bir sayfasını, bölümünü, satırını okumak isterim. Bir yazı yazarken ya da bir araştırma yaparken kaynak olabilecek bir kitabım aklıma gelir.  Tabii ki yaşadığım Fethiye'den ve İstanbul'dan gidip hemen başvurmam mümkün olmaz. O zaman o kitapların olduklara yere iyilik getirmeleri diler ve onlara sevgilerimi yollarım. Bazen kimileriyle yirmi, otuz yıl geçirdiğim kitaplarımdan ayrılmış olmak içimi acıtır ve hata mı yaptım derim ama sonra şimdi daha çok insan okuyabilecek, o kitaplar daha çok insanda yaşayacak diyerek kendimi sakinleştiririm.

Babam beni övmek istediği zaman "Boynuz kulağı geçti," derdi.  Özür dilerim Babacığım, anlıyorum ki o pek mümkün değil ve olamayacak.  Edinilmiş sessiz olgunluğun, bütünü kendinden üstün tutmanın, muazzam bir bedeli var.  Ne o bedelleri ödemek, ne de o bedellerin ödenebileceği durumlara atılma cesaretini göstermek kolay bir iş değil.  Sadece bilin ki, siz bu dünyadan ayrılalı 21 yıl geçse de, benimle doğruları konuşmaya devam ediyorsunuz ve ben de duymaya ve anlamaya çalışıyorum hala. 

Ve teşekkürler Kayseri'deki o iki nazik kurtaran ve kurtarılan insana.  Teşekkürler sizler sayesinde içimde tazelenen iyiliğin peşinden gitmeye, 'iyi' olmaya olan inanca.

5 Ekim 2016 Çarşamba

5 Ekim'de Fethiye'de Lions Hizmet Çalışmaları İle Özel Bir Gün Yaşadık

Üyesi olduğum Muğla Fethiye Lions Kulübü'nün çalışmalarına dair bir paylaşım:


Değerli Dostlar,

Üyesi olmaktan büyük onur ve mutluluk duyduğum Muğla Fethiye Lions Kulübümüzün 5 Ekim tarihindeki çalışmaları hakkında genel hatları ile bir paylaşım yapmak istiyorum.

5 Ekim 2016 tarihinde Lions 118-R Yönetim Çevresi Genel Yönetmenimiz Sayın Lion Cahit Kisioglu Muğla Fethiye Lions Kulübümüze Genel Yönetmen ziyaretlerini gerçekleştirdiler. Kendi Kulüplerine ve Genel Yönetmen 1. Yardımcımız Sayın Tuna Yükselen'in Kulübü İzmir Phokaia Lions Kulübü'ne ziyaretlerinin akabinde kendilerini Fethiye görmek bizler için çok anlamlıydı.

Genel Yönetmen Ziyaretinin akabinde Fethiye Belediye Başkanlığı ile birlikte organizasyonu gerçekleştirilen "Lions'un 100. Yılında 100 Günlük Ağacı" dikimine katıldılar.

Sonraki açılış yine Lions 100. Yıl Miras Projeleri kapsamında Fethiye Belediyesi ile ortak bir çalışma olarak hazırlanan "Fethiye Hatırası" noktasının açılışıydı.

Günün sonunda Sayın Genel Yönetmenimizin de katılımı ile bizleri yalnız bırakmayan Fethiye'deki STK temsilcileri ile bir araya geldik, paylaşımlarda bulunma şansını yakaladık.

Bu toplantı ve çalışmaların detayları ileriki günlerde Muğla Fethiye Lions Kulübü sayfamızda paylaşılarak iletilecektir, bununla birlikte, bu aktivitelerimizi büyük bir emek, özen ve titizlikle hazırlayan Muğla Fethiye Lions Kulübü Başkanımız Sayın Lion Arzu Yeni'ye, Yönetim Kurulu'na, Kulüp Üyelerimize ve Fethiye Belediye Başkanlığımıza ve destek veren Müdürlüklerine yürekten teşekkürlerimizi sunmak isterim. Çok sevdiğimiz Fethiyemiz için, doğayı korumak için değerli çalışmalar ortaya çıkarmak adına işbirliği ve özveri ile çok emek verdiler.

Fethiye Belediye Başkan Yardımcımız Sayın Mete Karacadağ, Kültür ve Sosyal İşleri Müdürümüz Sayın İlksen Halime OK, Park ve Bahçeler Müdürümüz Sayın Durmuş Sazcı ve Ekipleri çalışmalardaki katkıları kadar bugün yanımızda olarak bizleri Çok Değerli Fethiyemize hizmet etmek adına daha da yüreklendirdiler. Yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerinin ortak çalışmaları adına örnek oldular, umut verdiler.

Sayın Cahit Kişioğlu Genel Yönetmenimiz, Yönetim Çevresi Sekreterimiz Sayın Lion Bahar Yarar Gülen'nin de katılımı ile, gerek bu resmi ziyaretleri, gerekse bizler için önemli olan bu üç aşamalı "8 Ekim Lions Dünya Hizmet Günü" aktivitelerinde, miras proje açılışlarındaki varlıkları ile bizleri hem onurlandırdılar, hem de çok mutlu ettiler. 5 Ekim 2016 tarihi Fethiye Lions Kulübü Ailesi olarak hep hatırlayacağımız özel bir gün olacak. Yürekten teşekkürlerimizi sunarız.

12. Bölge Başkanımız, Değerli Üyemiz Sayın Lion Esin Urganci Artun 'a da katılım, katkı ve aramızda oldukları için çok teşekkür ederiz.

Açılış ve toplantılarımızın farklı etaplarında bizi yalnız bırakmayan sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcilerine de yürekten teşekkür ve şükranlarımızı sunarız. Onların çalışmaları bizler için çok değerli, varlıkları bizler için hep anlamlı.

Fethiye için, Ülkemiz için birlik ve işbirliği içinde nice faydalı hizmetlerde buluşmak dileğiyle.

Yürekten saygılarımla paylaşırım.
Ln. Zeynep Kocasinan
Lions 118-R Yönetim Çevresi
Genel Yönetmen 2. Yardımcısı

4 Ekim 2016 Salı

Dünyayı Sen mi Kurtaracaksın?

Yaşamayanınız yoktur sanırım, bazen bir istek gelir ve Dünya için, Ülkemiz için, mahallemizdeki ihtiyaç sahipleri için, çocuklar için, doğa için bir şeyler yapmak isteriz.  Aklımıza bir fikir gelir, yüreğimize bir heyecan dolar.  Yapacağımızın anlamlı olduğunu hissederiz.  Hatta bu düşüncelerimizi paylaşmak isteriz. Anlatırız. Heyecanla, istekle, yapma azmi ile paylaşmak isteriz. Paylaşırız.

Ve hemen olmasa bile neredeyse çok geçmeden şu cümleleri mutlaka duyarız, “Neye yarayacak?”, “Böyle gelmiş böyle gider”, “Bu kişilere ulaşsan ne olacak, daha milyonlarcası var?” ve akabinde cümlelerin cümlesi mutlaka gelir - “Bu dünyayı sen mi kurtaracaksın?

Sivil Toplum Hareketi’nin içinde olup, sosyal çalışmalarda destek verip bu ve benzeri cümleleri duymayan yoktur.  Yaptıklarımızın çok güzel olduğu ile başlar bu cümleler genelde. “Çok güzel bir şey yapıyorsun ama bunlar pek işe yaramaz, kıymetini bilmezler.” “Çok iyi yapıyorsun ama biliyorsun falanca da bunları denedi sonra olmadığını gördü.”  Vesaire, vesaire, vesaire.

Hani biz heyecanımızı paylaşmak, çoğu zaman sadece manevi olarak desteklenmek, yeni fikirler alabilmek umudu ile paylaşırız.  Ama karşımıza çıkan neden başaramayacağımız ve yaptıklarımızın boş olduğu konusunda bizi ikna etmek isteyenler olur.  Olabiliyor.  Yine klasik cümleler vardır sivil toplum çalışmalarının içinde olanların duyduğu.  “Kendini çok yoruyorsun.” “Kendini bunlarla biraz oyala ama kendini çok da kaptırma.” “Sen yap yine ama bil ki hiçbir şeyi değiştiremezsin.

Yaşamın bir alanında katkı koymak isteyen hepimiz bu cümleleri duymuşuzdur.  Aramızda duymayan varsa çok ama çok şanslı demektir.  Esasında bizler de şanslıyız, çünkü karşımıza bu cümleleri söyleyenler kadar farklılarını söyleyenler de çıkıyor.  “Yapabilirsin”, “Neden olmasın”, “Şunu da denesene”, “Ben nasıl yardımcı olabilirim?”, “Bizler de katılmak isteriz” diyen insanlar.  

Diğerlerinden daha az akıllı, daha saf veya daha çok zamanı olan insanlar değiller.  Onların farkı belki yaşama katkı koymak isteyenlerin ortak farklılığı.

Umudu ve sevgiyi seçenlerden olmak.  Yüreğimize doğru gelen ilhamların yaşam yapbozunun tamamlanmak için gerek duyabileceği parçalar olabileceğine inanmak.  Bazen tam da böyle olduğunu görmeye açık olmak.  Gerçekleri görmeye açık olup daha iyi bir dünya, daha iyi bir yaşam, daha mutlu bir insanlık için her zaman yapılabilecek bir şeyler olduğuna inanmak. Yaşamda yapılanların hiçbir zaman boşa gitmeyeceğine inananlardan olmak.

*

Sivil toplum çalışmalarının içinde sanırım onbeş yıldır aktif olarak yer alıyorum.  Daha öncesinde iş yoğunluğum nedeni ile daha çok yardım etmeyi seçiyordum.  İhtiyacı olanlara yardım etmek.  Sivil toplum hareketi Türkiye’de bu son onbeş yılda çok farklı bir atılım ve kuvvetlenme yaşıyor ve bu da bizlere sivil toplum gönüllüsü olmak ne demek öğrenme şansı veriyor.

Benim sivil toplum çalışmaları dediğimiz dernek ve vakıf çalışmaları ile öğrendiğim çok önemli bir bilgi var.  Benim sosyal çalışmalarda bakış açımı derinden değiştiren bir bilgi.  Belki eskiden aynı olduğunu otomatik olarak düşündüğüm muazzam bir farklılığa dair bir bilgi.  Üyesi olduğum Muğla Fethiye Lions Kulübü Derneği ve derneğimizin bağlı olduğu, 210 ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği, kısaca Lions sayesinde idrak ettiğim bir bilgi.  Sivil toplum çalışmasının ruhuna dair.

Beni iş hayatından farklı bir boyutta sosyal yaşamda proje üretmek kavramı ile tanıştıran Lions Kulüpleri Dünya’daki 100. Yılını kutlamak üzere. Amerikalı Melvin Jones, Chicagolu bir sigortacı olarak 1917 yılında, bizler Türkiye’de, Anadolu topraklarımızda özgürlük ve cumhuriyet mücadelemizin temeli olacak zorlu günlerimizi yaşarken, Amerika Birleşik Devletleri’nin o günkü refah şartları içerisinde, bugünkü sivil toplum anlayışının temellerinden birini oluşturan Lions derneklerini kurmaya başlıyor.  Topluma katkı koymadan sadece ticari başarı veya kazanç için yaşamın sürdürülemeyeceğine inanan iş adamları olarak bu hareketi başlatıyorlar.  Aynı yıllarda aralarında bugüne kadar devam eden Rotary Kulüpleri gibi başka oluşumlar da harekete geçiyor.
Anadolu topraklarında, Türklerin yaşamında imece, yardımlaşma hep canlı olmuş kavramlar.  Yani bizler başkalarına yardım etmeyi ve dayanışmayı çok iyi bilen bir kültürden geliyoruz.  
Kökenlerimizde bu var.  Bununla birlikte takriben yüz yıl önce Dünya’da filizlenmeye başlayan sivil toplum hareketinin, özellikle Lions hareketinin farklı bir yaklaşımı var. 

*

Lions’un bir sloganı vardır “Hizmet Ediyoruz,” diye.  İngilizce “We Serve,” olarak ifade ettiğimiz.  Lions dernekleri ile tanıştıysanız bu kısa cümleyi mutlaka görmüş veya duymuşsunuzdur.  Hizmet ediyoruz derler, deriz.  “Nerede ihtiyaç varsa orada bir Lion vardır,” diyerek ihtiyaç olan yerde çalıştıklarını da belirtir Lionlar.  “Başkası için yardıma eğilmedikçe kimse dik duramaz,” demiş Kurucumuz Merhum Melvin Jones. 

“Hizmet ediyoruz” benim için fark yaratan sihirli bir kısa cümle.

Lions dernekleri üyeleri diyorlar ki, bir insana yardım edebilirsiniz ve o günkü sorunlarını o süre içinde giderebilirsiniz ama bu yeterli olmaz.  Yapılması gereken şey projeler üreterek bu kişilere hizmet götürmektir.  Kalıcı olabilecek çözümler götürmektir, çözüm için çalışmaktır, gönüllülerin zamanlarını ve yüreklerini de maddi imkânlar kadar ortaya koymalarıdır.  Birlik içinde çalışmaktır.

Yani bir çalışma için bir insana, bir gruba, çalışmalarına inandığımız başka bir derneğe çıkarıp para vermek, zaman zaman yapsak da, Lions Kulüplerinin hedefi değildir. Çünkü bunu yapmak kolaydır. Bunu birey olarak, aile olarak, bir arkadaş grubu veya bir şirket olarak yapabiliriz.  Ama ihtiyacın nedenini anlayabilirsek bu ihtiyacın kaynağını dönüştürebilirsek dokunduğumuz insanların hayatlarında kalıcı dönüşümler yaratabiliriz.  Sivil toplum hareketi dediğimiz yaklaşım bilinçlenelim der, birlikte hareket edelim der, tecrübelerimizi birleştirelim der ve özellikle ve özellikle süreklilik der.  Yani çalışmalarımız sürekli olmayı hedeflemezse işte o zaman faydası eksik kalır.

Şimdi maddi destek istenmesi konularında benim üyesi olduğum Lions derneğimiz dahil talepler gelmiyor mu, geliyor.  Hem de o kadar çok ki.  Bu farklı derneklerin temsilcilerine yardım etmek ile hizmet etmek kavramlarının arasındaki önemi anlatmaya gayret ediyoruz.  Ne mutlu ki sivil toplum düşüncesi Türkiye’de çok olumlu şekilde gelişiyor.  O yüzden şirketler de artık yardımlar yapmak yerine projeler oluşturuyorlar.  Mesela bir okulun boyanması için para vermek yerine, malzemeleri alıyorlar ve çalışanlarına o okulun boyanması için görev alarak gönüllü hizmet yapma şansı veriyorlar.  Yani maddi destek ile bireyin katkısını birleştirerek.  Dernekler, kurumlar eğitim projeleri yapıyorlar, mesela imkanı az olan insanların katılabileceği eğitim akademileri kuruyorlar, kültürel projeler yapıyorlar, mesela imkanı çok dar çocuklardan orkestralar oluşturuyorlar ve onların yeteneklerini geliştirmelerine fırsat veriyorlar.  O çocuklara para vermenin ötesinde farklı bir gelişim ve katkı sağlıyorlar.  Türkiye sivil toplum çalışmasında proje üretmek, yani hizmet üretmek ve uygulamak kavramlarını hızla öğreniyor.

*

Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği’ne bağlı dernekler Türkiye’de 1963 yılında açılıyor. O günden beri Lions dernekleri, Lions Kulübü üyeleri Türkiye’de binlerce proje yapıyorlar,  okullar, hastaneler, sağlık ocakları yapıyorlar.  Binlerce okulun laboratuvarlarını, yemekhanelerini, kütüphanelerini yapıyorlar.  Birçok okulu bilgisayar ile buluşturuyorlar, binlerce çocuğa gerçekten hiçbir karşılık beklemeden burs veriyorlar.  Lions’da, sadece Türkiye’deki değil tüm Dünya’daki oluşumlarında en büyük prensip – hiçbir karşılık beklememek.  İnsanın inanası gelmiyor ama gerçekten benim saygı duymamı sağlayan en büyük özelliği de bu.  Edilirse bir teşekkür. Beklenen sadece bu.

Japonya’daki Lionlar da böyle. Makedonya’daki Lionlar da. Avusturalya’dakiler de Amerika’dakilerde.  Bizzat gördüm, yaşadım.  Ortak projelerde çalıştım.  Mesela 2011 yılında Japonya’da yaşayan büyük depremde orada içme suyu sıkıntısı yaşanınca, Fethiye ve Antalya İli’ndeki Lions Kulüplerimiz bir oldu ve imkanlarımızı harekete geçirerek Japonya’ya içme suyu gönderdik. İhtiyaçları olan içme suyu yokluğuydu, bunu göndererek onlara hizmet ettik.  Çalışarak onların bir ihtiyaçlarını giderdik.  Japon Lions Kulübü Üyelerinin 1999 yılı Marmara Depremi’nde Türkiye için yaptıklarını hep hatırlayarak.

O yüzden hem gurur duyuyorum, hem de Lions Kulüpleri ile karşılaştığımız için kendimi şanslı hissediyorum.  Türkiye’deki 15 Temmuz hain darbe girişimi bize sözde insana ve gençlere yapılan yardımların nasıl kötü amaçlar için yapılabildiği gösterdi. Gerçekten karşılıksız hizmet eden insanların ne kadar değerli olduğunu bana tekrar tekrar fark ettirdi.

Lions 200’ü aşkın ülkede sivil toplum gönüllüsü olmayı bizlere benimseten yaklaşımları ile ne kadar şeffaf, ne kadar doğru, ne kadar etkili, ne kadar insana kıymet veren bir yaklaşım.

8 Ekim günü “Dünya Lions Hizmet Günü” olarak kutlanır.  1917 yılında kurulan Lions 2017 yılında hizmette 100. Yılını kutlamaya hazırlanıyor.  Bu nedenle 3-9 Ekim 2016 tarihleri arasında, yani bu hafta Dünya’da takriben 1,5 milyon üyeli Lions Ailemiz hizmet etmek için hummalı olarak çalışacak.  Lions’un “Lions, Özgürlük, Anlayış, Ulusumuzun Güvenliğidir” sloganının ışığı altında. Çünkü sivil toplum hareketi, Lions bize öğretir ve hatırlatır ki ilk hizmet yerimiz her zaman öncelikle en yakınımızdır.  Ve oradan bakış açımızı genişleterek hizmet etmeye devam ederiz.  Komşumuz, mahallemiz, şehrimiz, Ülkemiz, Dünyamız.

Görürüz ki bir kalbe çok şey sığar ve kalbimize aldıklarımız için yaptıklarımız Dünya’yı değiştiremese de dönüştürür. 


Acıyı sevgiye, hüznü neşeye, yalnızlığı kardeşliğe, acizliği özgürlüğe.

26 Nisan 2016 Salı

Teşekkür

Değerli Lions Ailem,
Uluslararası Lions Dernekleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonumuzun Genel Kurulu’nu 24 Nisan 2016 tarihinde gerçekleştirdik.
Başta Sayın Mevlüt GÜVEN Genel Yönetmenimiz olmak üzere,
Divanımıza, Sandık Kurulumuza, Görevli Lion Dostlarımıza, ve Genel Kurulumuza katılan Tüm Delegelerimize, huzur, neşe, merak ve heyecanla geçen bu önemli gündeki çalışmaları için çok teşekkür ederim.
Seçilmiş Genel Yönetmenimiz Sayın Cahit KİŞİOĞLU ve Seçilmiş Genel Yönetmen 1. Yardımcımız Sayın Hayri Tuna YÜKSELEN'i yürekten kutluyor, başarılar diliyorum. Onların Lions’da fark yaratmak ve güç katmak adına hazırladıkları projeleri için çalışmayı şimdiden heyecanla bekliyorum.
Değerli Lion büyüğüm Sayın Erol ERENER'e bu süreçteki nazik yaklaşımı için, inandığımız hizmet yolunda hep birlikte olmak dileğiyle, içtenlikle teşekkür ediyorum.
Sevgi, saygı, anlayış, barış ruhu ile yaşamak için özen gösterdiğimiz bu süreç dilerim Lions’taki dostlukları güçlendirir.
Günümüz Türkiye’sinde birlik olmanın, dostluğun her gün artan önemini bilerek, Lions çalışmalarının başarıya ulaşması için hep birlikte gayret göstereceğimize inanıyorum.
Tüm Lion ve Leo Dostlarıma, Hepinize,
Yürekten Lions saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Zeynep Kocasinan
Seçilmiş Genel Yönetmen 2. Yardımcısı

6 Mart 2016 Pazar

Lions İle İlgili Bir Yola Çıkıyorum...

Değerli Dostlar,

Kimi dostlarımın bildiği bir konuyu burada da paylaşmak istiyorum.

7 Mart 2016 tarihi itibariyle Üyesi ve Geçmiş Dönem Başkanlarından olduğum Muğla Fethiye Lions Kulübümün büyük ve yürekten desteğini almış olmanın mutluluğu ile, Fethiye Lions Kulübümüzün Üyesi olduğu, Uluslararası Lions Dernekleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu'nun Başkan 2. Yardımcılığı, bizim Lions'da ifade ettiğimiz şekli ile Genel Yönetmen 2. Yardımcılığı için Aday oluyorum.

7 Mart akşamı Yönetim Çevremiz, bir toplantı ile Genel Yönetmen, Genel Yönetmen 1. Yardımcısı ve Genel Yönetmen 2. Yardımcısı Adaylarımızı ilan ederek Yönetim Çevremizdeki Lion ve Leolara duyuracaklar.  24 Nisan'a kadar sürecek olan bir seçim süreci başlayacak.

Hepimiz için hayırlısı olsun.  Saygı ve sevgiyle olsun.

Hayatımda bugünlerde olan bu olayı paylaşmak istedim.  Akış içerisinde blogumu takip eden siz dostlara gelişmeleri, duygu ve düşüncelerimi yeri geldikçe, yüreğime düştükçe aktaracağım.

Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz:
www.lionsclubs.org
ve
www.lionsturkiye.org
siteleri inceleyebilirsiniz.

Muğla Fethiye Lions Kulübümüz hakkında bilgi sahibi olmak için Kulübümüzün Facebook sayfasını veya blog ve internet sitelerini takip edebilirsiniz.
Facebook:  Muğla Fethiye Lions Kulübü
www.fethiyelions.org
www.lionsfethiye.blogspot.com.tr
www.fethyielions.wordpress.com

Hepinize yürekten saygılarımla,
Zeynep Kocasinan